Seçim geldi, kapıya dayandı. Haziran ayındaki seçimde beklentilerini bulamayan partiler “erken seçim”, “yeni seçim” diyerek 1Kasım için can attılar. Atarken de aday listelerinde pek değişikliğe gerek duymadılar. Hani, futbol karşılaşmasında birinci devrede beklediği sonucu alan ve takımını gidişatını/futbolunu beğenen teknik direktörün futbolcu değiştirme gereksinimi duymaması gibi… 1 Kasım günü demokrasi adına öylesine önemli bir karşılaşma olacak ki… Bu açıdan beklentiler çok yüksek… 

Görünen manzara “süt liman” ama siyasal nabız öylesine gizli atıyor ki… Partiler/adaylar heyecanlarını rakiplerine hiç belli etmemek için dillerini yutmuş görünüyorlar nedense… Ama kulislerin en koyusu yapılıyor küşe-bucaklarda…  Oysa eskiden partilerin yüksek volumlu hoparlörlerle donanmış midibüsleri, otobüsleri dağları/bayırları dolaşırken kulakları sağır edercesine  memleket havaları çalıp gönüllerde yer kapma yarışı yapılırdı.

Doğru mu idi bu? Tabii ki yanlış… Kafa şişirmekten öte bir işe yaramıyor, çıkarılan gürültüden herkes yakınıyordu.  Şimdi adaylar seçmene eşden geldiğince birebir markaj yapıp  “oy avcılığı” peşinde. Bunun için de adayların her biri şirinlik muskası takmış halleriyle seçmene güven aşılama çabasında… Dahası adaylardan kimileri “görücüye çıkmış” halleriyle beğeni kazanmak için ağzı ile kuş tutar hünere sahip olduklarını ima bile edebiliyorlar.

Yüce Allah seçmene basiret versin. Amin…

Yoksa seçmen seçimde bir şaşırıp/aldanıp yanlış adaya oy verirse… İnanınızbunu düşünmek bile istemiyorum.

Bu bilinçle haftalardır adayları koydum kefeye…  Kafaya değil kefeye… Tartıyorum. Bir daha tartıyorum. Kilolarına baktığımı sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Hünerlerini, becerilerini, demokratlıklarını, ülkeye/ulusa olan yararlarını/hizmetlerini, sevgilerini, Atatürkçü eylemlerini/söylemlerini araştırıyorum.

Oy vereceğim adayların böyle özellikleri olmalı…

Tıpkı sevgili Cengiz Aktan’ın aşağıya aldığım dizelerindeki gibi düşünüyorum:

“Bir avuç insandık biz…/ Siz deyin 80, ben diyeyim 100…/ Biz bir avuç insandık…/”

“Cumhuriyete,/ Demokrasiye,/ Aydınlığa,/ Özgürlüğe./ İnsanlığa sevdalı…/”

“Zulme,/ Karanlığa,/ Namussuzluğa,/ Hırsızlığa./ Yoksulluğa düşman…/

“Biz bir avuç insan…/”

Şurada 1 Kasıma ne kaldı ki? Demokratlığımın bilinciyle sandığa gidecek ülkeme ve insanına hizmet vereceğine inandığım kişiye/partiye oy vereceğim.

                                                                        X    x    x

Hiçbir kimse/kişi çaresiz değil… , Ortadaki çözümsüzlüğe kişiler, sen-ben-bizler çare buluruz.  1 Kasım seçimi  bu açıdan çok önemli… Çaresizlik adasına düşmüş bir durumumuz yok çok şükür. Robenson bile düştüğü adada kurtulma azmini hiç yitirdi mi?

                                                                      X    x    x

Biz, DP’nin 14 Mayıs zaferini  “Demokrasi Bayramı” olarak kutlamadık bugüne değin... Dilerim,  bundan böyle 1 Kasımları ulusça  “Demokrasi Bayramı”  olarak kutlarız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
www.karadenizinsesi.com.tr