‘Ah gencecik can gitti.’
‘Vah efendim layığını buldu.’
‘Ulan ben niye üzüleyim böylelerine, sapıklaaaaar. Hepsi gebersin!’

İnanmayacaksınız ama bu cümlelerin hepsi ölen bir ‘insanın’ ardından kurulan cümleler. İnsanı tırnak içine alıyorum çünkü insafsızlığa tırnak batıran bir kaleme bakıyorum şuanda. 

Bundan yaklaşık bir hafta önce Eylül Cansın isimli -transseksüel – aç parantez(!) bu etiket bana ait değildir, kapat parantez(!) ardında bıraktığı bir veda videosuyla hayatına son verdi. Birçoğumuz o videoyu izledik sanırım. Fakat benim kulaklarımda yankılanan iki cümle, bu akşamın sessiz saatinde ellerimi buraya bırakmama sebebiyet verdi.

Birincisi; ‘ anne, köpeğime iyi bak.’
İkincisi;’ Yapamadım, izin vermediler.’ 

Şu edebiyatın ve tüm sanat dallarının milyarlarca kelimeye ev sahipliği yaptığı koca dünyada, acısından ağlayan bir yüreğin, aynı yüreğin içinden gelen birkaç kelimelik cümlelerle ifade ettiklerinden çok daha azının duygusuna erişebildiğini biliyor muydunuz?

Bende bilmiyordum. Ta ki, Eylül’ün sesindeki acıyı, kendi tüylerimin saygı duruşuna geçerken gözlerime, kendini yaş olarak bıraktığı o ana tanık olana kadar.

Sonra, (hay demez olaydım.) videonun altındaki yorumlara bakayım dedim. Girizgah yaparken birkaç tanesini sizlerle paylaşmış oldum zaten. Şimdi, tekrara düşmemek adına gördüklerimin bendeki izaha muhtaç ve kıvamı tutmuş tezahürüne geçeyim.

Şu dünya üzerinde bir tane insan yoktur ki, varlığıyla bir şeylere sebep olmasın. Yaradan tarafından ‘öylesine’ yaradılmış olsun. Yoktur, hanımlar beyler!

Öyle bir dünya vardır ki üzerinde nefes alıp vermek uğruna can verdiğimiz ve aldığımız… Tüm bunlara rağmen, bir insana insan olduğu için değer vermek yerine, eşcinsel veyahut trans olduğu için ayrıca kin duyar ayrıca büyük bir itinayla nefret duyarız. Neden çünkü bizim cinsel tercihlerimiz olması gerektiği gibidir.

Onlarsa sapkındır, toplumun kanayan yarasıdır.

-Kelleleri de fırsatımız olsa tez vurula-dır onlar.

Oysa, kime göre yanlış onlar ve neye göre? Yaradan’ın yarattığını yaradandan ötürü sevin diye bas bas facebooklarının ‘ne düşünüyorsunuz?’ bölümüne nail olanlar, cinsel kimlikleri farklı olanları kimin yarattığını düşünüyorlar acaba?

Efendim, gel zaman git zaman bu böyle gitmiş.

Elif kız oturmuş kendi kendine demiş ki; ‘Azizim, memleketi sen mi kurtaracaksın?’  Sonra durmuş içindeki insanlık ve eğilmiş kendine; ‘Memleketi değil belki ama sahibini kaybeden bir köpeğin hesabı mahşer günü sorulurken en azından utancımdan bir daha ölmüş olmayacağım.’ 

Ve bir not uzatıyorum şimdi gözlerinize. Çok değerli bir dostuma sordum. Dedim ki; ‘Sende bir eşcinselsin. Eylül öldü. Gördün işte sende, intihar etti. Sen ne dersin bu konuda.’ 
Eşcinsel bu canı acımış durur mu hiç aldı sazı eline;

‘’ Bir sondan bahsediyorlar adı kıyamet!

Ve ekliyorlar bu yaşananların hepsi ona delalet...

Bir oyunun içinde olduğunu anlıyorsun sonsuzluğun içerisinde sonlar olduğunu da. Kabulleniyorsun zamanla...

Ama bazen öyle sonlar oluyor ki kaldırıp kafanı dikiyorsun gözlerini göğün göğsüne oynamak istemiyorum artık diyorsun…

Güneşten çekinsen yıldızlara fısıldıyorsun bazen, hakikaten daha fazla oynamak istemiyorsun!’

Şimdi oradan tam yağlı ve yeteri kadar pişmiş bir insanlık alabilir miyim?

Saygılar…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.