Adli tatil, resmi olarak, adliye çalışanlarının normal zamanda işler aksamasın diye toplu olarak izinlerini kullandıkları, bazı istisnai durumlar haricinde yargılama faaliyetlerinin devam etmeği dönemi anlatır. Aslında işimiz adli tatille değil. Başka…

         Hukuk ve hukukçuların bu kadar popüler olduğu ülkemizde, medyada neredeyse her gün baktığı tarafa göre, adli sistemdeki hataları veya güzellikleri kendince anlatan haberlere rastlıyoruz. ‘Hukuk skandalı, şok karar, bomba gibi karar, hukuk savaşı’ gibi başlıklar “okuyucu” çekmek için kullanılan etkili yöntemlerden.

         Herkesi ilgilendirdiği için elbette ki herkesin de söz hakkı olduğu hukuk ve adli sistem, aslında kuralları amiyane ifadeyle ayarları belli zamanlarda yapılıp çok olağan üstü koşullar söz konusu olmadıkça “popüler” olmaması gereken bir konu.

         Herkesin her gün konuştuğu bir adli sistem ve kurallar aslında ciddi bir sıkıntının göstergesi. Bence de bir sıkıntı var. Peki, sıkıntının kaynağı ne?

         Bu sorunun cevabını bir cümle ile vermek veya kısa kısa bir iki maddeyle açıklamak bence hatalı. Hukukun, toplumun tamamını ilgilendiren bir bütün olduğunu düşündüğümüzde toplumdaki hemen hemen her sıkıntı direk hukuk sistemini de etkiler diye düşünüyorum. Hatta bazen TV’lerde kendisine mikrofon tutulup, sorunları ve çözümleri birer cümlede özetleyenlerin de sorunların bir parçası olduğuna inanıyorum.

         Toplumsal mutabakat. Belli başlı konularda üzerinde umumun ekseriyetinin mutabık kalacağı toplumsal mutabakat sağlanmadıkça, sorunu  “adli sisteme” indirgeyip problemi kurallarda, hatta uygulayıcılarda aramak nafile... Bu yöntemle arananlardan belki birşeyler bulunabilir ancak bulunanın aranması gereken olduğu şüpheli.

         Dünya sürekli dönüyor, evren her an hareket halinde. Bizde insanoğlu olarak hem biyolojik yapımız hem de yaşantımız itibariyle sürekli aksiyon halindeyiz. Fakat bir süreliğine de olsa “durup düşünmeye” toplum olarak ciddi ihtiyacımız olduğuna inanıyorum. Sürekli güncel sorunlara çözümler üretirken, güncelden uzaklaşmak mümkün olmuyor. Bu döngü içersinde sorunun sorun mu, bulunan çözüm mü olduğu bir birbirine karışıyor. Bu anlamda hep menfi anlamda örnek verdiğimiz mehter takımın iki adımda bir durmasının da “bir hikmet var mıdır” diye durup düşünmek lazım.

         Bir ara meşhurdu, kamu dairelerinde “kitap okuma saatleri” yapılırdı. Şimdi devam ediyor mu bilmiyorum. Muhatları mesai dışında kitap okumaya vakit ayıramadıkları için mi böyle uygulama başlatıldı, yoksa dışarıda okumuyorsunuz “zorla” okuyacaksınız gibi bir düşünceyle mi böyle bir uygulama yapılmıştı bilmiyorum ama bence madem böyle bir şey yapıldı bir süre de “toplumsal meseleler hakkında toplu düşünme ve münazara” saatleriyle desteklense daha güzel olabilirdi diye de düşünmüşümdür.

         Netice olarak, bir ülkedeki her şeyin bir şekilde birbirine bağlı olduğunu hep göz önünde tutmak lazım... Ülkemizde şuan hukuk ve hukukçular üzerinde yürüyen “mücadelenin” tatile giren adli sistemle ilgisinin herhangi bir devlet birimiyle olan ilgisinden çok da fazla olmadığına inanıyorum.

         Suç ve suçlular hep oldu ve olmaya devam edecek. Samimi ve vicdan sahibi insanların, insanın ve devletin bekası için müzakereye ve mutabakata ihtiyacı var. Olanları not edip, not alınanları tatile bırakmadan halledip, insan, hukuk ve devlet olarak yeniden güç birliğinin tadına varmak lazım.  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.