Syces-Picot adıyla anılan Ortadoğu sınırları, çizildiği andan itibaren birçok soru işaretini ve geleceğe dönük problemleri içinde barındırıyordu. Ortadoğu’da bugün haritada yer alan ülkelerin tamamı, masa başında oluşturulup, rejimleri ve yöneticileri aynı minvallerde kararlaştırılıp, atama ile oluşturulan çeşitli devletler adındaki yapılardır.

1. Dünya Savaşı’nın galibi İngiltere idi. Ortadoğu’da yeni ülkeler oluştururken yanına konu mankeni olarak aldığı Fransa’ya Suriye’yi hediye olarak vermişti. Diğer irili ufaklı bütün ülkelerin oluşturulmasını bizzat kendisi tayin etti. Fransa’nın sömürü alanındaki uzmanlık bölgesi Afrika kıtasıydı. Bugün bile Afrika’nın sömürü başı ve ağası Fransa’dır. Fransa’nın, Ortadoğu’daki vasisi olduğu Suriye’yi hiç direnmeden terk etmesi, bugünkü trajedide esamisinin okunmamasının bir sebebi ise Afrika’daki konumunu koruma çabasıdır. Fransa’da Paris ve ABD’de Ferguson’da meydana gelen karşılıklı terör olaylarındaki DAEŞ ve siyahî ayaklanma açıklamaları sadece ABD ve Fransa arasındaki dışarıya karşı yapılan örtülü açıklamalardır. Fransa ile ABD arasındaki en büyük mücadele artık Afrika kıtasının yeniden paylaşımı kavgasıdır. ABD, Fransa ile Afrika’yı yeniden paylaşmak için harekete geçmiştir. DAEŞ bu operasyonda da oldukça işe yarayan bir örgüt ismi olarak sıklıkla CIA tarafından kullanılacaktır. Dolayısıyla Fransa, Suriye’nin geleceğinde formül dışındadır ve hiçbir şekilde yeni masada olmayacaktır. Yeniden Ortadoğu’ya dönersek, burada işler tam manasıyla karmakarışık bir hale getirildi. CIA ve Londra tarafından özel bir itina ile Sünni Araplar arasından ortaya çıkarılan bu uzaktan kumandalı DAEŞ adlı örgüt, kendi başına ve kendi kategorisindeki oluşumlar için olağanüstü bir başarı öyküsüdür. Her emperyalist için, her gaye için böyle bir örgüte sahip olmak, onu kullananlara müthiş bir avantaj sağlamaktadır. İlk olarak Irak ve Suriye’nin çoğunluğunu oluşturan Sünni Araplar, bu örgüt sayesinde kolları ve kanatları kırılmış, çaresiz bir şekilde siyaset arenasında en elverişli yem olarak sahipsiz bir şekilde ortada bırakılmışlardır.

DAEŞ’in birkaç günde ortadan kaldırılması mümkünken, leş yiyiciler sadece ve sadece silahsız, kimsesiz Araplara ve Türkmenlere saldırmakta, yeni yüzyılın en trajik katliamlarını bütün dünyanın gözü önünde pervasızca uygulamaktadırlar. ABD, en büyük rakibi ve düşmanı olarak dış kamuoyuna gösterdiği Rusya’nın bölgeye gelmesinden ve kendisinin yapmak isteyip de yapmaktan yorulduğu Müslüman katliamını yapmasından oldukça memnun gözüküyor. Bölgemiz, tarihin en acımasız, en ahlaksız savaşına sahne olmaktadır. Kim kimin düşmanı, kimin dostu belli değil. İsrail bir kenarda oturmuş, Irak ve Suriye’nin, ABD moderatörlüğü ve Rus-İran taşeronluğu ile ortaçağa dönüştürülmesini ellerini ovuşturarak seyrediyor. İran, Şah İsmail’in intikamını Arap ve Türkmen katliamına lojistik sağlayarak almaya çalışıyor. Rusya, Putin despotunun yeni Çarlık hülyaları kurarak, yeniden süper güç provaları için bölgeyi her türlü silahlarını denediği poligona çevirmiştir. ABD ise olanları büyük bir soğukkanlılıkla izleyip, katliamların sağlıklı işleyip işlemediğini kontrol etmektedir.

Bizi PKK ile içerden, PYD ile dışarıdan kuşatma projesini iç ve dış bütün aktörler el birliği ile yürütmektedirler. Sınırın bu tarafındakini terör örgütü kabul edip, dışarıda kalanına ise ‘Müttefik görüyoruz’ diyorlar. Daha önce gizli kapaklı yaptıkları terör örgütü destekçiliğini artık aleni bir şekilde yapmaktadırlar. Bir bakıma bizim için de herkesin rengini belli etmesi iyi olmuştur diye bakmak lazım. Hesabımızı bizde ona göre yapacağız demektir.

Bütün şer odaklarının bize reva gördükleri ise, bölgedeki cehennemi kargaşanın bedelini ödetmektir. Bedel ödemeye başladık. Daha çok bedeller de bize ödetecekler. Bütün bu ödenen bedeller bu topraklarda bulunmanın, yurt edinmenin, bayrak dikmenin karşılığıdır.

Ülke içinde verdiğimiz şehitler ve ülke dışında şahit olduğumuz ümmet ve soydaş katliamları, bin yıldır alışık olduğumuz mücadelenin devamıdır. Bize bedel ödetenler her kim olursa olsunlar, hangi şeytani güce ve fıtrata sahip olursa olsunlar, yaptıklarının karşılığını misliyle göreceklerdir. Daha önceleri bu topraklara musallat olanlar da aynı akıbetten kurtulamadılar.

Yeter ki içte sağlam durabilelim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.