Türbülanslı günlere nihayet giriverdik. Böyle olması için uzun zamandır çok uğraş verenler oldu. Çok istiyorlardı Türkiye’nin tökezlemesini, tökezleyip diz çökmesini. Son bir iki yıldır ülkemizde yaşadıklarımızı göz önüne alırsak, her olay, her gündemin konusu, birbirinin devamı ve sebebi olarak büyük bir nizam ve kararlılık içerisinde devam edip geldi. Önce FETÖ denen şer cemaat örgütünün gerçek yüzünü tanımış olduk. Milletin dindar çocuklarından tam teşekküllü hainler ordusu yaratmışlardı. Devlet tam teslim alınmak üzereyken, geç de olsa fark edilebildi. Sonra daha ilginç şeylere tanık olduk. Türkiye’de yıllardır birbirinin zıddı bildiğimiz, birbirleriyle alakası olmaması gereken yapıların, grupların, ideolojilerin bir anda aynı saflarda bir araya gelip Türkiye’ye cephe savaşı açtıklarını gördük. Bugün Zaman gazetesiyle Cumhuriyet gazetesinin aynı manşetlerle, aynı düşünce ile yayın yaptığını ibretle izliyoruz.

7 Haziran seçimlerine giderken şahit olduğumuz saflaşmanın Cumhuriyet tarihinde başka bir örneği olmamıştır. Kemalistler, baronların medya grupları, TÜSİAD tuzu kuruları, bölücü Kürtler, liboşlar, cemaatin hizmet erleri aynı safta cephe tuttular. Hedef 13 yıldır yakalanan istikrardı. Önce Türkiye’nin ilk kez yerli proje olarak denediği çözüm süreci, HDP ve PKK eliyle akamete uğratıldı. Önlerindeki tek ve aşılması gereken engel ise Erdoğan’dı. Emir yüksek yerlerden öyle gelmişti. Her bakımdan önlerine engel olarak o çıkıyordu. Ortadoğu’da yüzyıllık yeni dizayn yapılacak, yeni format atılacak, oyunun farkına varan o oluyordu. Üstelik İsrail de ondan hiç haz etmiyordu. Ve bir el bütün bu birbiriyle alakası olmaması beklenen yapıları, Erdoğan düşmanlığı ve karşıtlığında bir araya getirdi. Acımasızca her türlü iç ve dış görsel, yazılı ve sosyal medya gücünü, her türlü yalan, dolan, iftiralarla kullandılar. Seçimde HDP’nin baraj aşmasıyla AK Parti’nin iktidardan düşeceği hesaplanıyordu. AK Parti’nin iktidar olmayacağı bir Türkiye idi hedefleri. İçine kapanan, enerjisini içerde harcayan, büyük hızla yapılan alt ve üst yapı yatırımlarının durdurulduğu, kendi insanı ile boğuşan, dışarıda kurulan tuzaklarla ilgilenemeyen bir Türkiye idi arzuları.

Aylardan beri, seçim öncesi ve sonrasında, HDP ve PYD güzellemesi yapıp, PKK bülteni gibi yayın yapıp sayfalarını, gönüllerini her türlü şer şebekelerine açan Doğan medyası ve muhakkak şer koalisyonunun doğal üyesi Okyanus medyasının, iki polisin şehit olması sonrasında keyiflerine diyecek yoktur herhalde.

Neydi o sessiz ve terörsüz geçen sıkıcı günler. Yok, 3.Boğaz köprüsüymüş, Körfez geçişi köprüsü imiş, yok efendim dünyanın en büyük hava alanıymış, Marmaray’mış, her gün bir temel atma, her gün bir açılış, dolayısıyla, her gün televizyonlarda R.Tayyip Erdoğan’ı dinlemek zorunda kalıyorduk değil mi! Ne sıkıcı ve dayanılmaz günlerdi. Bıkmıştık her gün yeni ve farklı yatırımlarla ilgili plan ve programlardan ve 2023, 2053, 2071 hedeflerinden.

Bugün öylemi? Artık her günümüz bir diğerinden daha hareketli geçiyor. Ölümler mi oluyor, o kadar da olur. Şöyle her gün birkaç Mehmet düşse vatan toprağına, Mehmetlerin soyumu tükenirdi? Daha cepheye sürülecek çok sayıda Kürt genci, Mehmetçiğe pusu kurmaya, ölmek ve öldürmek için hazır bekliyordu! Sakin ve huzurlu bir ülkede yaşamak, bize göre değildi. AK Parti’nin onların elinden çaldığı 13 uğursuz yıl, bir daha yaşanmamalıydı. Bir trilyon dolarlık yatırım yapılmış. Yapılmışta ne olmuş? Bu göbeğini kaşıyan milletin neyine gerek yol, uçak, hastane, okul… O çocuk doğursun, onların çocukları, ya dağa çıkıp Mehmetçik avlasın, ya da Mehmetçik olup, Kürt teröristi kovalasın.

Ne istikrarı, ne milli irade, hükümetleri de onlar kuracak, koalisyonun kimle olacağına onlar karar verecek. Başbakan ve bakanları da onlar tayin edecek. Hangi kredi kime peşkeş çekilecek, onlar karar verecek. Faiz ne olacak, Erdoğan şikâyetçi olmayacak, Merkez Bankası’na Londra talimat verecek.

Biz kim oluyoruz da İMF’den borç ve talimat almadan yaşamaya çalışıyormuşuz. Haddimize mi düşmüş kendi kendimizi yönetmeye kalkmak? Dış politikada; kendi menfaatini düşünmek, ilk defa ABD’nin dümen suyundan ayrılmak, Çin’den füze sistemi almaya kalkmak.

Çok olmuştuk. Çok olduğumuz için çekecek cezamız çok.

Allah bu aziz millete acısın ve yardım etsin. Bu günlerimizi aratmasın.

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.