Günlerdir sınır ötesinde devam eden Fırat Kalkanı Harekatı'nın en önemli noktalarından biride, biliyorsunuz ki El Bab'dır.

DAEŞ’in buradaki en büyük hastane binasını karargaha ve silah deposuna çevirdiği kent: El-Bab…

TSK ve ÖSO’nun birlikte operasyonları bugün de sürerken, harekata katılan yüzlerce askerimizin, güvenlik uzmanlarına yaptıkları yeni yeni açıklamalar gerçekten uzun ve kayda değer, destan gibi...

Aynen şunları aktarmışlar: “Bundan 20 gün kadar önce, 20 Aralık’ı 21 Aralık’a bağlayan gece resmen bir kahramanlık destanı yazıldı ama kimsenin bundan haberi yok. Biz 4. Komando Taburuyuz ve kendi aramızdaki jargonumuzla, “Büyük maç çıkacak” (Büyük çatışma) biliyoruz. Yanımıza sadece savaş ağırlıklarımızı alacağız. Kumanyalar ve soğuktan bizi koruyan giysilerimiz dışında silah ve mühimmatımız neredeyse ortalama 30 kilo” diyor ve devam ediyorlar:

*

“Gece soğuk ısırmaya başladı, son dem hazırlıklarımızı tamamladık, artık stresten birbirimizle konuşmuyoruz. Sevdiklerimize helalleştiğimizi söylemeden helalleşmişiz bile. En ince detayına kadar planlamamızı yapmışız. Ama sahada oynarken, mutlaka beklenmedik durumlarla karşılaşacağımız kesin. Mermiler namlulara sürülmüş. Kol komutanlarının son cümleleri bir dua aslında: “Alnınız açık, bileğiniz güçlü, kılıcınız keskin olsun arkadaşlar. Allah bizleri korusun ve muzaffer eylesin.” Kimi “Amin” dedi, kimi “Sağ ol komutanım.” Ve böyle başladı sızmalarımız Akil Dağı’na doğru. Her biri gecenin karanlığında birer birer gölge gibi kaybolmaya, gecenin ve arazinin karanlığına karışmaya başladılar. Akil Dağı denilen yer, El-Bab’a en hâkim bölge. Üstünde pek çok evle birlikte en büyük hastane var. Şimdi ise bu bina terör örgütünün Bab’daki en önemli kalesi. Etrafında engel, mayın, tuzak ve patlayıcılar var. Hilal ay şeklinde sızmamız, Akil Dağı’nın eteklerine gelinceye kadar istediğimiz gibi devam etti. Sırada hücum sızması ve hedefe girmek var artık. Burası zaferi kazanacağımız ya da hüsranı yaşayacağımız yer.”

*

O operasyona katılan askerler o geceyi anlatırken, sanki o anı yaşar gibi de devam ettiler, “DAEŞ militanlarının gecenin karanlığındaki hareketlerini, gölgelerini görüyor, seslerini işitiyoruz. Buz gibi bir heyecan içindeyiz. Tam bu anda başladı her şey! Patladı ilk mermi! Ve karıştı Akil Dağı. İslam dininin dostu değil, adeta düşmanı olan DAEŞ şaşkınlıkla, korkuyla, öfkeyle, nefretle ateş ediyordu her bir yana. Kıpkızıl oldu tepe. Patlamalar, el bombaları, izli mermiler... Binlerce mermiyi boca ediyorlardı üzerimize... Sadece piyade tüfeği, makineli tüfek, roket filan değil... Havanlar, katyuşalar, doçka ve zırhlı araçlardan atılan top mermileri. Her yerden geliyorlardı. Tünellerden, evlerden çıkıyor, yollardan, araziden, oradan, buradan her yerden geliyorlardı.

“Tam düşman dağılıyor” derken, bambaşka bir şey yaşamaya başlamıştık. Ama biz buna da hazırdık. Havan saldırıları üzerimizde etkili olmaya başladı. Yaralı veriyorduk. İçlerinde ağır yaralananlar vardı. Terörist yoğunluğu ise daha da artıyordu. Artık ölümüne bir mücadele veriyoruz. Vuruyor ve vuruluyoruz. Ve saatlerce sürüyor bu. Gazimiz çoktu, öğlene kadar 4 şehit verdi özel harpçilerimiz. Bizim ise yaralılarımız çoktu.”

*

O ara kar yağmaya başlamış ve yoğun sis Akil Dağı’nın üzerine çökmüş.

Devam ediyorlar anlatmaya: “O bombalı araç bu anlarda ortaya çıktı. Sisin perdelediği aradan üzerimize gelen aracı son anda fark ettik. Bütün silahlarla ateş etmeye başladık. Buna rağmen zırhlı araç durmadı. Bu arada Ferhat Uzman birden siperden ortaya atladı, yaptığını görmeliydiniz.

Elindeki biksi makineli tüfeğiyle ölümüne atıldı. O ölümüne bir atılganlıkla aracın karşısına dikildi. Hiç tesir etmeyeceğini bile bile, sırf yiğitliğimizi, kararlılığımızı görsünler, bilsinler diye, zırhlı bombalı aracın üzerine doğru koşup taramaya başladı.

Tam içimize doğru geliyordu bombalı araç!.. Onunla aramızda bir tek Ferhat Uzman vardı. Biksinin şeridi çıldırmışçasına yan tarafta sallanıp dururken, mermiler zırhlıya çarpıp üzerinde kıvılcımlar çıkartıyordu. Bombalı zırhlı aracın çatırdayıp duruyordu ön gövdesi. Onun bu kararı, gayreti, cesareti ve kahramanlığı hepimizi ölümden kurtardı. Bombalı araç tam içimize giremeden, Ferhat Uzman’ın kararına boyun eğmiş, esir olmuş, teslim olmuş, kendini olduğu yerde durarak, orada patlatmıştı. Aracın patlamasıyla sarsıldı bütün Akil Dağı. Herkes savruldu bir yana... Şarapneller yağıyordu gazilerin üzerine, kendilerini siper eden er ve erbaş ve de rütbeli Mehmetçikler ile birlikte Ferhat Uzman’da şehit düşmüş, onlarca da arkadaşının hayatını kurtarmıştı ama DAEŞ’in kalbine girilmişti.”

*

Aslında bu gerçek, bire bir yaşanmış olayın öncesi ve sonrası da var ve daha detaylı…

Bu çocuklar bu kış kıyamette orada can verirken, bu ülkede özellikle Ankara’da ceplerini doldurmaya devam eden bazı makam ve yetki sahiplerini düşündükçe kendimi zor tutuyorum, kafayı da sıyırmadan!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com