“Nasıl yazıyorsunuz?  Konu bulmakta zorlanmıyor musunuz her gün?”  diye  sorularla karşılaşıyorum sık-sık.   Aslına bakarsanız  konu o kadar çok ki…  Hani,  derler ya “Söylesem bir türlü, söylemesem bir türlü…”  Tıpkı onun, o durum gibi… Ülkemizin içinde bulunduğu durumu dikkate almadan yazmak duyarsızlık olmaz da ne olur?

                                                        X   x   x

      Terör yine hortladı.

      Şu yazıyı yazdığım ana değin 40 gün içinde 41 şehit vermişiz. Aile ocaklarına ateş düşmüş… Anaların-babaların, bacıların, kardeşlerin bağrı yanmış. Bu kardeşlerimiz de  “Şehitler Ordumuz”un  yanına yollamışız.

      Gelecek günlerde ne olur bilinmiyor.

      Ekonomi, Dolar-Avro salıncağına bindirilmiş, öteye gitse zarar, beriye gelse zarar… Fırsat ekonomisinin tetiklediği fiyatlar pazarda/marketlerde kredi karını da geçersiz kılcdı. Zaten “ cep delik-çepken delik…”  Vitrin seyretme dönemine giriliyor.

      Ekonominin Dolar-Avro sarmalında sıkboğaz edilmesinden yakınan siyasetçi gördünüz mü? Görmüşseniz özür diliyorum. Onlar milletin “Koalisyon kurun… Ülkeyi ortak yönetin!” emrine kulak astıkları yok. Koalisyon kurmamak için koşul üzerine koşul icat edip seçime gitme derdindeler.

      Yeni bir seçim için mazeretler icat edilmeye, hava yaratılmaya çalışılıyor. Ama yeni bir seçim masrafının yurttaşın rızkından kesilerek karşılaşacağı unutuluyor, anımsanmak istenmiyor ne yazık ki…  Kimin umuruna?.. 

      Zaten,  seçim denildiğinde   “vatan kurtaran aslan” rolüne soyunan kimi siyasetçilerin futbol takımı tutar pozisyonunda, “gaza getirdiği” yurttaşa  “-Aaaa… Kuşa baaak!..”  deyip, öbür taraftan elinden oyunun  alınmasının  hüner sayıldığı bir sahne  değil mi bizim seçim ortamı…

      Ülke gerçekleri açık-açık söylenmez… Çünkü yürekler yetmez.

      Buna karşın, pembe ufuklar çizilir, nurlu geleceklerden söz edilir. Söylevler için ilden-ile kale benzeri kürsüler kurulur. Söylemlerin en caf caflısı, kalaylısı desteksiz söylenir.  Televizyon kanallarından yağ-bal akan söyleşiler düzenlenir. Dertler unutulur, unutulmayanların seçim sonrasında tedavilerinin yapılacağı vaadi verilir. “Alan da razı, satan da razı…” örneği ne olduğu bilinmeyen  “dertlerden azade”  bir mutluluk halkası oluşur…  “Gaza gelen” yurttaş da ne asgari ücreti anımsar, ne de Dolar’ın, Avro’nun harami olup TL’nin yolunu kestiğini…

                                                        X   x   x

       Bir  seçim daha var ufukta… Hangi derde deva olacak bilinmez… Çünkü, ortada terör varken birleşip bu belânın üzerine gitmeyi akıl etmeyen bir siyaset dünyası var bu ülkenin…

      Daha önce de bu köşede  yazdım, yineliyorum: Ya Kıyamet mi kopar, AKP, CHP, MHP bir araya gelip “ulusal bir koalisyon” kursalar?  Siyaset kurumu ülkenin ve insanının esenliği için vardır biliyorum. Peki, bu üç parti şimdi niçin bu birlikteliği seslendirmiyor/istemiyor?

       Soruyorum, ülkemin içinde bulunduğu bu terör ortamında daha başka, “ ne için varlar?”  Ya da daha başka ne zaman birleşecekler/kolkola olacaklar?

      Gelin bir araya, ülkem üzerine oynanan oyunu birlikte bozun artık!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com