Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Sarayı yapılmış.

Yapılmışsa yapılmış. Ne olmuş?.Kime ne olmuş?

Türkiye’de ve bir kısım batı medyasında kıyametler kopuyor.

Tayyip Erdoğan saray yaptırmış.1000 odası varmış. 500 milyon dolara malolmuş.

Londra, New York, Berlin menşeyli medya ve bizdeki ilişik İstanbul medyası aynı tema ve aynı sesle koro halinde uluyorlar.

Türkiye orta Afrika’ da küçük bir kabile ülkesi ya; nesine gerek böyle bir saray. Haddine’mi düşmüş Tayyip Erdoğan’ın böyle bir sarayda çalışması. Yabancı devlet adamlarını büyük bir ihtişamla ağırlaması… Hangi akıl, iz’an ve cüretle bunu yapar.

Türkiye saraylarla ilk defa tanışmış sanırsınız.

Büyük devlet binalarını yapmanın tek bir amacı olmalı ve şu soru sorulmalı; ihtiyaç var mı,yok mu?

Varsa ihtiyaç, varsa bütçeniz, planlarsınız, yüz binlerce metrekare binalar yaparsınız. Hizmete sunarsınız. Hesabını da yetki aldığınız millete verirsiniz. İyi yapıp yapmadığınıza o karar verir. Yaptığınız eserleri beğenirse, yetkiyi yeniler, beğenmez veya yetersiz görürse yapabilecek başka kadrolara görev verir.

Bugün Türkiye, yurdun dört bir köşesine yaptığı Adalet Sarayları ile dünyada örnek ülke olmuştur.

Sağlık alanında yapılan ve yapımı devam eden, planlanan dev şehir hastaneleri ile dünyada eşi olmayan bir konuma gelmektedir.

3000-4000 yataklı şehir hastanelerine ne gerek var, bu ihtişam nereden çıktı diye neden sormuyoruz?

Avrupa’nın en büyük ilk iki Adalet Sarayı’nın İstanbul’un her iki yakasına yapılmasına da karşı çıkalım.

Sayıştay’ın yeni büyük ve zarif binasına ne demeli?

Ya Anayasa Yüksek Mahkemesi’nin ultra modern yeni binasına?

Yargıtay için de yine muhteşem yeni bina yapılması düşünülüyor.

Yine dünyada pek görülmeyen binlerce öğrenci kapasiteli yüksek öğrenci yurtları yapım furyası başlamış ülkemizde. Buna da ne gerek var mı diyelim.

Ya Bayburt’tan Tunceli’ye, Iğdır’a, Ardahan’a, Hakkari’ye devasa üniversite binaları yapılıyor. Onları da atlamayalım.

Üniversite sayısı da 196 olmuş bu arada. Bize yakışır mı?

Tabii diyecekler, ya eğitim kalitesi?

Onu da çokbilmiş ahkâm kesen taifemiz tamamlar.

Dünyanın en modern havaalanları da bizi bozar değil mi?

Ülkenin her tarafına yapılan harikulade statlar da cabası…

Ankara’da yıllarca devlet görevlisi olarak çalıştım. En son Başbakanlık’ta Sayın Eyüp Aşık’la birlikte müşavir olarak görev yapmıştım.

Ankara’da, ilk geldiğim yıllarda dikkatimi çeken şeylerden birisi de Başbakanlık merkez binasının küçüklüğü olmuştu. Bütün eski ve yeni bakanlık binaları alabildiğine ihtişamlıdır. Ama T.C. Başbakanlık binası sadece 2500 metrekarelik iki katlı bir binadır.1930’larda Alman mimar Clemens Holzmeister’e yaptırılan yeni Ankara bakanlık binalarının en mütevazisi  ve en küçük olanıdır. Sonra ihtiyaç hasıl oldu, binaya eklemeler yapıldı.

Özellikle küçük planlanmış gibidir. Çünkü başbakanlar yürütmenin başına atamayla getirilen baş memurlardı.

Hadlerini ve sınırlarını bilmeleri gerekiyordu.Ne bina Türkiye’ye yakışıyor, ne de kimse sesini çıkarıyordu.

Ta ki R.T.Erdoğan’a kadar.

12 yıl bu ülkede başbakanlık yapmış olan Erdoğan, bütün Türkiye’yi modern, büyük, ihtişamlı devlet ve hizmet binalarıyla donatırken, büyük ihtiyaç olan Başbakanlık binası için çare aramaması düşünülemezdi.

Orman Bakanlığı’nın; Bölge Müdürlüğü binaları, sosyal tesisleri ve lojmanlarının olduğu arazide bugünkü saray planlandı ve yapıldı. Başbakan Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildikten sonra da bu binayı kendi kullanmak istedi ve o binayı Cumhurbaşkanlığı Sarayı olarak düzenlediler.

Çankaya Köşkü Başbakanlık binası olarak kullanılacak.

Tamam da bunda anormal olan ne?

Kıyamet neden kopuyor?.

Temel’e mahkemede sormuşlar; Doğanın dengesini niye bozdun diye. O da cevap vermiş: Valla hakim Bey ne Doğan’ı tanırım nede yengesini misali.

Muhteşem Dolmabahçe Sarayı’na, Osmanlı’dan nefret etseler bile hayranlıkla bakarlar. Orada Atatürk çalışırken, sarayı kimse sorgulamıyordu. Çünkü saray da devlete aitti, Atatürk’te milletin lideri idi.

Devlet yönetim binaları ihtiyaca, bütçe gücüne göre planlanıp yapılır. Bugünkü TBMM binası, üçüncü binadır. Birincisi ve ikincisi Ankara Ulus semtindedir. İkincisi 1960 yılına kadar TBMM olarak hizmet vermiş sonra CENTO binası olmuş, 1980’lerin başında ise müzeye dönüşmüştür.

Bugünkü Meclis binasının fikir sahibi ise Atatürk’tür. Proje seçimini bizzat kendisi yönetmiştir. 28 Ocak 1938’de jürinin kendisine yaptığı sunumda bu binanın projesine onay vermiştir. 1939 da temeli atılmıştır. Bütçe imkânları sebebiyle ancak 22 yıl sonra 1961 yılında bitirilebilmiştir.

Dünyanın en büyük parlamento binasıdır. Bu muhteşem bina o günkü Türkiye’nin imkânlarına bakarsak, oldukça fantezi bir düşünceydi ama Atatürk ve vizyonu öyle düşünmüş, o kararı vermişti.

Bu bina bile sonradan yeterli gelmeyecek, milletvekilleri için yeni ek binalar yapılacaktı.

O günkü zayıf, imkanları kısıtlı Türkiye’nin vizyon sahibi lideri; dünyanın en büyük Meclis binasını planlayınca ve Çankaya’da köşke ilaveten yeni bir köşk yaptırınca tamam; bugünkü büyük, güçlü Türkiye’nin lideri Cumhurbaşkanlığı Sarayı yaptırınca olmadık hakarete maruz kalacak öylemi?

İsmet Paşa sağ olsaydı,’hadi oradan’ derdi herhalde.

Osmanlı’nın yaptırdığı da, Atatürk’ün yaptırdığı da, bütün siyasi liderlerin yaptırdığı da bize ait, bu gün yaptırılanlarda…

Hadi yabancıdır kıskanır, çekemez rahatsız olur anlarız da, bizimkilere ne oluyor anlamak mümkün değil.

Bu sarayda sadece Cumhurbaşkanı değil yaklaşık 1000 memur çalışacak. Güvenlik personeli hariç... Cumhurbaşkanlığı kadrosu ve çalışma sistemi ve mekân ihtiyacı diğer bakanlıklardan farklı değildir.

Bu makamın en önemli fonksiyonu da temsildir. Dünya’nın en önemli ülkelerinden birisiyiz. Son günlerdeki Ankara ziyaret trafiğine hep birlikte şahit oluyoruz. Hoşumuza gitmiyor mu? O ihtişam bize yakışmaz mı?

Osmanlı’yı andırıyor öylemi? Varsın öyle olsun.

Osmanlı’da biz değimliydik?

Atatürk büyük düşününce büyük, bugünkü liderler büyük düşününce haddi mi aşıyorlar?

Ayıp mı ediyorlar?

Bu mudur demek istediğiniz?

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.