Ülkemiz kimi alanlarda bunalımlardan geçiyor. Siyasette kimilerin  "kişisel çıkar kapılarını aralaması" ile bu alanda oluşan pisliğin ortadan kaldırılması ülke sorunu oldu.      

        Bu konu hiç konuşulmuyor, arzulanmıyor.

        Sanki yolsuzluğu sever olduk.

        Hastanelerde gördüğümüz  pankarttaki "sus/konuşma, gürültü yapma" işareti yapan hemşirenin hali var çoğunlukta...

        Ticaret dünyasında kimilerince oluşturulan labirentler... Çöreklenmeler...   

        Tortulaşan kazanç heveslerini  "Hz. Ömer adaleti"ne çekmek/kavuşturmak artık olası değil.

        Sosyal yaşamdaki huzursuzluk ise bu alanı yaşanılmaz noktasına taşıdı.

        Gazeteler kadın cinayetlerini yazmaya sayfa yetiştiremiyor.

        Bir ülkede her gün,  ama her gün kadın cinayeti ya da diğer vahşiyane cinayetler işlenir mi?

        Hiç duydunuz bu cinayetlerin nedenleri üzerine araştırma yapıldığını? Bir siyasetçi, bir bilim adamı çıkıp; konu hakkında nerede, ne zaman konuştu?

        Al siyaset, ver ticaret, rant dünyasına dönüşen bir ortamın başıboşluğunda kaldık, nicedir.

        Otomatiğe/rotatife bağlı bir dünyada yaşıyoruz.

         Bir yanda her gün kutsal vatan toprağına verdiğimiz canımız/ciğerimiz şehitlerimiz...

         Öte yanda sosyal bunalımlar sonucu işlenen cinayetlerle yitirdiğimiz insanlarımız.

         Yoksa?..

         Bir çengelli soru oluşuyor yavaş yavaş beyinlerde...

         Bir büyük sosyal bunalımın ortasına düştüğümüzü artık görmek durumundayız/zorundayız.

         Ordu'nun Altınordu ilçesinde iki liseli genç başlarından vurulmuş durumda bulundu.

         Cinayet olsun, intihar ya da başka bir nedene bağlı cinayet olsun, sonuçta olayın özünde  "sosyal bunalım" olduğunu inkar mı edelim?

         Hadi, bir olay olsa... Benzer olay Çorum'da da yaşandı. Bayat ilçesinde lise öğrencisi bir genç geçirdiği bunalım sonucu av tüfeğiyle kendini vurup öldürdü. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com