IŞİD'e karşı askeri operasyonların gündeme geldiği günlerde CHP resmi bir açıklama ile hükümete desteğini bildirmiş ve yapılacak olan sınır ötesi operasyonlara her anlamda destek vereceklerini ilan etmişti.

Ardından askerimize sınırötesi operasyon yetkisi tanıyan tezkere meclise geldi. CHP bu sefer sert bir açıklama ile tezkereye karşı durduğunu açıklayarak hayır oyu kullandı. Neyse ki tezkere yine de meclisten onay gördü. Sonra IŞİD'in Kobani saldırısı başladı. Kobani'de çoluk çocuk, kadın erkek, genç yaşlı demeden bir katliama girişti IŞİD. Hedef Kobani'yi düşürmek. Kobanili Kürt kardeşlerimiz ise çaresiz. Derken Türkiye'nin IŞİD'e karşı tek başına bir kara operasyonuna girişmesi yönünde baskılar oluşturuldu. Bu baskılara paralel derhal bir algı operasyonu da start verildi. Kobanili Kürtler kıyımdan geçirilirken birileri Türkiye'nin IŞİD'e destek verdiği fikrini topluma enjekte etmeye başladı. Akabinde sokaklar karıştı. Bayrak yakmalar, Atatürk büstlerine zarar vermeler, kamu mallarını tahrip etmeler, sokakları ateşe vermeler vs derken şehirlerin savaş alanına dönmesi uzun sürmedi. Ve nihayetinde maalesef Bingöl'de gerçekleşen hain bir saldırı neticesinde bir emniyet müdür yardımcısı ve bir başkomiserimiz şehit edildi. Yöntem alışıldık. Amaç ise çok açık: "Yeni Dünya'nın en büyük gelişmesi olan Türk-Kürt ittifakını sonlandırmak, Türkiye'nin parlak geleceğinin teminatı olan çözüm sürecini bitirmek, bölge istikrarının ve huzurunun çıpası olan Türkiye'yi neidüğü belirsiz bir savaşın içerisine sürüklemek. "Türkiye elbette milletinin feraseti ve devletinin kudreti ile bu oyunu bozacak ve önlemez yükselişini daha güçlü bir şekilde sürdürecektir. İnanın buna kuşkum yok. Fakat sinirimi bozan Türkiye böyle kritik ve tarihi bir süreçten geçerken ana muhalefet partimizin takındığı tutum...

Askeri operasyon konusunda hükümete desteklerini açıklayan ama iş tezkereye gelince geri adım atan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, binlerce kez yalanlanmasına ve konuya dair tek bir belge bulunmamasına rağmen Türkiye'nin IŞİD'e destek olduğu tezinde ısrar ediyor. Kılıçdaroğlu bu temelsiz ve ispatsız tezi ile ülkeyi yangın yerine çevirmeye çalışanları provoke ediyor, onların ekmeklerine yağ sürüyor. Öte yandan hükümete yeni bir öneri sunuyor: Kısıtlı tezkere... Yani diyor ki "Yalnızca Kobani'ye askeri müdahale için yeni bir tezkere çıkaralım. Türk askeri Kobani'de IŞİD'i püskürtüp geri dönsün." Ne tesadüftür ki aynı anlarda İran'dan resmi bir açıklama geliyor ve deniyor ki "Türk askerinin Suriye topraklarına girip Esad'a müdahale etmesine izin vermeyiz."Amerika'da bazı gazeteler ise konuya ilişkin şöyle yazıyor: "IŞİD'e karşı oluşturulan koalisyon, Esad'a müdahale etmeyeceği gibi Esad iktidarına karşı operasyonlara da müsaade etmeyecek." Türkiye'de yıllardır zalim Esad'ın savunuculuğunu yürüten CHP'nin tezkereye hayır demesinin nedeni Türk askerinin Esad'a müdahale edebileceği endişesi değil de nedir? Türkiye kirli bir oyun ile karşı karşıya, Kobani'de Kürtler büyük bir kıyımdan geçiriliyor, bölge şiddet sarmalının içine girmiş ama bizim CHP'nin tek derdi Esad'ı korumak.

Bitmedi...

Ülke böyle kritik bir zamandan geçerken Kılıçdaroğlu bir açıklama daha yapıyor ve diyor ki, "Terör olaylarından mağdur olanlara tazminat ödenmesi yönünde bir yasanın acilen çıkartılmasına öncülük edeceğiz" Kılıçdaroğlu ve ona bu aklı verenler belli ki Başbakanlık Acil Durum Destek Fonu'nun varlığından haberdar değil. Bu fon yasal olarak tazminatları karşılıyor zaten. Yani Kılıçdaroğlu'nun bu konudaki hayali, hükümet icraatları arasındaki yerini çoktandır almış durumda.

Ana muhalefet partisinin içler acısı bu durumu Türkiye'ye yakışmıyor. CHP'li kardeşlerime, büyüklerime, kurultay delegelerine sesleniyorum: "Bu ülke bu kadar vizyonsuz bir ana muhalefet partisi liderini hak etmiyor. Ne olur harekete geçin. Alın bunu burdan!!!"

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.