Almanya Türkiye ve Türk Milleti için neyi ifade ediyor? Türk Milleti’nin en az ve en yanlış bildiği bir konudur Almanya-Türkiye ilişkileri.

Bizler Almanların 1. Dünya Savaşı ile bizim tarihimizde yer almaya başladığını biliriz veya öyle zannederiz. Nasıl bir tarih öğretim sistemimiz var ki; nereden tutsak elimizde kalıyor. Her taraftan dökülüyor.

Sadece 3.sınıf ülkelere değil; bize de dost-düşman tanımı birileri tarafından dikte edilmiştir, ama Almanya konusunda milletimizin bu kadar bilgisiz bırakılmasına ben kendimi bildim bileli şaşarım.

Almanya'nın Türk Milleti ile tanışması, Anadolu'ya gelen ilk Haçlı seferleri ile olmuştur. Aralıklarla 200 yıl süren Haçlı seferlerinin komutası genellikle Almanlarda olmuştur. Roma İmparatorluğu zayıfladığı zamanlarda Papa'dan zorla Hıristiyanlığın temsilini alıp 9.yüzyılda Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’nu kuran Almanlar, 10-11. yüzyıllarda Anadolu üzerinden Kudüs'e ulaşmak üzere Anadolu'ya geldiklerinde, karşılarında Anadolu'yu yeni yurt edinen Müslüman Türk Milleti’ni bulmuşlardı.

Tanışmamız böyle başlamıştı. Selçuklu hükümdarı Kılıçarslan'dan başlayarak neredeyse bütün Anadolu, Müslüman ve Hıristiyan kanlarıyla sulanmıştı. Yani Anadolu için onlar da kan dökmüştü, biz de.

Almanların kutsal Roma-Germen İmparatorluğu, zaman içerisinde Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na dönüştü; ama yine karşılarında aynı milletin çocukları vardı. Bu defa savunma değil hücum halindeydik. Balkanlarda Sırp hâkimiyetini kuran Osmanlı orduları, Macaristan ovalarında karşılaştıkları Alman merkezli ordularla yüzlerce yıl sürecek mücadeleye başlamışlardı. Biz Anadolu’yu savunmuştuk, onlar kıta Avrupa’sını savunuyorlardı.

19.yüzyıla gelindiğinde onlar da, biz de yorgun düşmüştük. Onlar Avrupa'nın diğer büyük güçlerinin sömürge politikalarını fark ettiklerinde çok geç kalmışlardı. Uzanacakları tek coğrafya Osmanlı topraklarıydı. Mezopotamya'da bulunan petrol, yeni sanayi çağının olmazsa olmazıydı. Petrol de en çok Osmanlı coğrafyasında bulunuyordu. Bu mücadelede de rakipleri oldukça fazla ve güçlüydü. Biz de Ruslarla ölüm kalım dansına çoktan başlamıştık zaten.

Ve sonrasında şartlar bizi Almanya ile 1. Dünya Savaşı'na kol kola girmek mecburiyetinde bıraktı. Kaybettik büyük savaşı. İmparatorluklara veda ettik.

Almanlar savaşı kaybedip kendi ülkelerine çekildiler. Onlar Weimer Cumhuriyeti’ni kurup Hitler'ini beklerken, biz savaşın geçtiği ve çoğunu kaybettiğimiz kendi topraklarımızda yeni bir bağımsız devlet kurmak derdine düşmüştük.

Peki, Almanların bizimle hikâyesi bitti mi? Hayır. Savaşın galibi İngilizlerdi. Yeni Türkiye Cumhuriyeti'ni onların kontrolünde kurmuştuk, ama savaş boyunca ve Çanakkale'de olduğu gibi iç içe geçtiğimiz Alman ekolünden kurtulamıyorduk. Yeni başkentimizi, üniversitelerimizi, hem fiziki; hem de zihni olarak Alman sistemine göre kuruyorduk.

Alman faşizminin etkisi 2. Dünya Savaşı sonuna kadar bizim devlet sistemimizi derinden etkilemişti. Onlara benzemeye çalışıyorduk. 1960lar sonrasında yenilen ve yeniden ayağa kalkmaya çalışan Almanya'nın bilek gücü ihtiyacı için akıllarına gelen bizler olduk. Yeniden Viyana kapılarına dayandık ama bu defa işçi olarak.

Almanlar gurbetteki işçilerin emeğini satın alırken genleri rahat durmadı. Gurbetçiler arasındaki Kürt, Alevi, cemaat ayrımlarını kolay fark ettiler. Yeni Mezopotamya planları için oldukça elverişli insanlarla karşılaşmışlardı. Gelecek için yedek oyuncuları bulmuşlardı. PKK'ya dört elle sarıldılar. Tam 30 yıldır her türlü desteği verdiler. Zaten damarlarındaki asırlardır gelen Türk Milleti alerjisi hiç azalmamıştı ki.

Avrupa’da nerede, hangi pozisyonda olursa olsun bir Türkiye düşmanlığı söz konusu ise Almanya ve istihbarat teşkilatı BND orada hazır ve nazırdı. Fredrich Nauman, Fredrich Ebert, Konrad Adenauer gibi Türkiye'den sorumlu vakıflar ülkemizin kılcal damarlarında yıllardan beri dolaşıp dururlardı. En büyük medya organımızın ortağı da Almanlar değil miydi?

Türkiye'ye karşı her türlü organizasyonda yerli işbirlikçileriyle yer alırlar. Bizler de Almanların bu Türk Milleti karşıtlığına pek mana veremeyiz. Çünkü bizim tarih öğretimimizde Almanlar bizim sahnemize 1. Dünya Savaşı’nın müttefiki olarak girdiler, 1960’lardan sonra da gurbetçilerimizin ekmek teknesi; ‘ACI VATAN’ olarak bildik oraları. Ama bizim unuttuğumuz geçmişimizi onlar unutmuyor işte.

Bizler onlar için 1000 yıllık kadim düşman veya en hafifi ile rakip millettik. Bizi hep öyle gördüler, öyle de görecekler. 1988-1990 yılları arasında eğitim için bulunduğum Almanya'da, yakın dost olduğum entelektüel bir Alman’ın bir gün bana alakasız bir anda dediği şu lafı hiç unutamam:
"Herr Saral, her şeyi anlıyorum da; Viyana kapılarına neden dayandınız? Aklıma geldikçe uykularım kaçıyor."

Sanki üç gün evvel Viyana'yı almaya gelmişiz gibi, hayretle soruyordu.

Biz Viyana'ları, Belgrad'ları, Mohaç'ları, Kosova'ları unutmuşken; onlar Anadolu'yu, Haçlı atalarının kan döktüğü topraklar olarak gördüler ve hiç unutmadılar.

Hiçbir zaman güçlü bir Türkiye istemediler. Güçlü değil, sürünen, kapılarında dilenen bir Türkiye istediler. Biz Avrupa Birliği dedikçe, bizi bekletmekten büyük haz aldılar. Bunun için Türkiye'de güçlü lider R.Tayyip Erdoğan'ı hiç sevmediler. Bu, öncekilerine hiç benzemiyordu çünkü. Çok da dik kafalıydı. Ülkesini onlara muhtaç olmaktan kurtarmıştı. Üstelik Türk-Kürt barışı için harekete geçmişti.

Durdurulmalıydı mutlaka. Devrilmesi gereken hedefti artık. Öyle de oldu. İçteki daimi ortaklarıyla Gezi'de topyekün saldırdılar, yıkamadılar. MOSSAD palazlandırması cemaat devreye alındı, olmadı. Millet, desteğini ondan esirgemiyordu.

Köşk'e çıktı, yerine de yaman mı yaman Ahmet Davutoğlu geldi. İkisiyle baş etmek çok zor olacak, çok.

Son numaraları 6-8 Ekim olayları oldu. Parlamenter Claduia Roth ve BND bütün güçleri ile Kobani deyip sahaya indiler, olmadı. İnşallah hiçbir zaman da olmayacak.

Son söz olarak; bizim gibi kadim ve büyük milletlerin rakibi çok olur. Bunu bilmek, kabul etmek lazım... Sadece İngiliz, Amerika, Alman veya Ruslar değil; bütün ağır sıkletler er veya geç rakip olarak karşımızda olabilecektir.

Bize düşen her zaman güçlü, uyanık ve bilinçli olabilmektir...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.