Atalarımız boşuna söylememişler; ‘Hırs gelir göz kararır, hırs gider yüz kararır’ diye. Önceki sabah şafak vaktinde Trabzon’a çıkarma yapan İbrahim Hacıosmanoğlu, kabadayılığın kitabına girecek bir nutukla atıp tuttu, dün de söylediği her şeyi yuttu! Kameraların kayıt altına aldığı konuşmaların, zevahiri kurtarmak için, hem kendisi tarafından hem de kulübün resmi internet sitesindeki yazılı açıklama ile yalanlanmaya çalışılmasının tek bir özeti var: 

Papuç pahalı geldi. Yazılı açıklamadaki ifadeler ile Hacıosmanoğlu’nun konuşmaları arasındaki yaman çelişki, senaryoyu iyice berbatlaştırdı. Hacıosmanoğlu, “Bir kulüp başkanı kolluk kuvvetlerinin olduğu yerde insanları nasıl alıkoyabilir? O kadar kalabalığın olduğu yerde hakemler nasıl dışarı çıkabilir zaten?” diyor.

Kulüpten yapılan açıklamada ise, “Başkan, Trabzon şehrine ve Trabzonspor’a zarar verecek olumsuz bir hadiseye meydan verilmemesi için, kızgın taraftarı kendisinin yatıştırabileceği düşüncesi ile kendisi gelinceye kadar hakemlerin emniyet altında tutulmasını talep etmiş, daha sonra ortamın yatışması üzerine hakemler polis nezaretinde alınarak emniyetli bir şekilde stadyum dışına çıkarılmışlardır.”

Tam bir ‘Vay anasını sayın seyirciler’ durumu! Meğer Hacıosmanoğlu, ‘Onların olduğu yerde insan alıkonulamaz’ dediği kolluk kuvvetlerine güvenmemiş (!) ve ‘Ben gelene kadar bekleyin, taraftarı ikna edeyim, hakemlerin kılına zarar gelmesin’ demiş!

Zaten hakemlerin çıkışını kimse engellememiş, onlar kendilerini odaya kilitlemişler! Bunu kim diyor? Hem kulüp açıklaması, hem de Trabzon Valisi Abdil Celil Öz! Hacıosmanoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisini aradığını önceki sabah göğsünü gere gere açıkladı ama dün bunu da yalanladı.

Şöyle demişti önceki sabah Hacıosmanoğlu: “Ben bu millete hizmet eden, benim çocuklarıma güçlü bir ülke bırakacağına inandığım, dünya konjonktürünün de ‘Gitsin’ diye üzerine oyun oynadığı bir lideri var Türkiye’nin. Bugün onun için ölmeye de hazırım. Bunu kendisine de söyledim. Türkiye’nin dünyaya rezil olmaması adına, yıllardan beri Trabzonspor’a yapılan bu silsilenin bedelinin ödenmesi gereken gündü. Beni arayan o değerli insanın, ‘Hem Türkiye hem dünya genelinde büyük rezillik yaşamayalım. Ama yanlışların da hesabı  orulacak’ sözü üzerine ben de arkadaşları aradım. Bizi katleden şahısların, Trabzonlu’ya yakışan şekilde en ufak fiziki müdahalede bulunulmadan bu şehri terk etmelerine izin verdik.” Dün de dedi ki; “Bir ülkenin cumhurbaşkanı bir kulüp başkanını arayıp ‘Müsaade edin de bu insanlar oradan çıksın’ der mi? Devlet bu kadar ucuz mu ya! Bu kadar alçak bir cümle olabilir mi?” Hakikaten pişkinliğin ve tornistanın böylesini görmedik, duymadık? Yarın çıkıp, “Beni arayan Ankaralı Turgut’tu”derse şaşırmayın.
***
Sevgili okurlar. Gözbebeğimiz kadar değerli Trabzonspor’u nasıl bir anlayışın yönettiğini görmek hakikaten üzücü. Kriz yönetmeyi beceremediği, FB otobüsünün kurşunlanması olayında tescil edilmiş bir valinin, son krizi iyi yönetmiş ve büyük olaylara sebebiyet vermemiş olmasına rağmen, ‘Hakemler kendini odaya kilitledi alıkonulmadı’ gibi bir açıklama ile yine bir çuval inciri berbat etmesi de üzücü. Fakat daha önemli bir şey var. Bu kafaların, gözümüzün içine baka baka
zekâmızla alay etmeleri üzüntüden öte bir durum, kahır verici.

Hepsine soruyorum; neyin kafasını yaşıyorsunuz? Allah aşkına düşün bu şehrin yakasından.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.