Bir olay olur, herkes o konuyu konuşurken dışarıdan izleyenler sorarlar: “- Ne olacak bundan sonra?” diye. Sorunun yanıtı muhatabına göre elbette farklı olur. Kimileri eveler geveler olayı “zülfüyâre dokunmadan” yorumlayıp “ortaya” konuşur. Eh… Demek olayı o kadar algılamış der geçersiniz. Aynı soruyu bir başkasına: “-Muhterem bundan sonra ne olacak?” diye sorarsınız. O da siyaset diliyle konuşur:

“- Hiç kalır mı, böyle?” diye profesyonel bir yanıt verir.
Evet, hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Her şey ama her şey öyle ya da böyle değişir. Bakınız, zaman bile salisesalise değişip dakika oluyor. Dakikalar saat, saatler gün… Günler haftaları, haftalar ayları, aylar yılları tamamlıyor. Yaşayan her şey buna göre eskime-yenilenme sürecinde dönüp duruyor.

İnsanlar gibi kurumlar da yaşam süreçlerini etap-etep tamamlarlar. Trabzonspor dün 70. Genel Kurulunu yaparak içinde bulunduğu labirentten çıkış yolu aradı bir yerde… Tabii ki yaşanan bunca olumsuzluktan sonra camiaya yeniden heyecan verecek yönetimsel anlamda bir değişikliğe, bir yeni heyecan başlangıcına/ noktasına ihtiyaç vardı. Şu satırları yazdığım dakikalarda ortada üç başkan adayından kimin yönetime seçileceğine ilişkin hiçbir işaret yok. Ancak, genel kurulun bu denli toplanmasının yararına inanan, bunda ısrar eden üyelerin varlığı Hacıosmanoğlu yönetiminden olan yakınmalarının sonucu olduğu da bir gerçek… Peki, o zaman yukarıdaki soruyu sorabiliriz? “-Bundan sonra ne olur?” Tabii ki, genel kurulun gerekçesi gidişatın kötü olduğu dikkate alınarak bu soruya verilecek yanıt; “- Hiç kalır mı böyle?” olur, şimdilik/şu an… Trabzonspor’un yönetimsel anlamda yaşadığı sıkıntılar/sorunların sportif sonuçlarını hep beraber yaşadık. Hani derler ya; “Böyle gelmiş, böyle gider…” anlayışının amaçsızlığı… Her yeni yönetim yeni-yeni umutların filizlendiği, boy attığı dönemin başlangıcı oldu bu güne değin camia üzerinde… Kuşkusuz yine aynı beklentili bir bekleyiş var taraftar üzerinde…

Yönetime onun ya da bunun gelip gitmesi tabii ki önemli bir durum… Her etabın/devrenin sonunda bir adım ileri gidilmiş, başarılar elde edilmişse ortada sorun yoktur bu açıdan… Ama hem yönetimsel, hem de sportif sonuçlar üzerinden başarısız bir dönem yaşanmışsa o zaman üyelerin kan değişimi isteği olur ve bu talep haklılık taşır. Buna da itiraz etmek camianın prestijini zedeler, kulüp sokaklarda konuşulur olur. Bu durum yaşanmış acı bir deneyim olarak geride/ arkada kaldı.

Bundan böyle bu durumun yaşanmaması için üyelerin/taraftarın son olumsuzluktan ders çıkarması gerekir. Ama kulüp yönetimi de taraftarın karşılaşmalardaki davranışlarını, dışarıdaki aile yaşamının kimi konularını, eğlencesini, gezisini gündemine alıp programlaştırmalı artık…

Kısacası kulüp yönetimi taraftarını eğiterek, toplu geziler, toplu eğlenceler, grup yemekleri düzenleyerek sahiplenmeli… O zaman bir “aile takımı” ya da “kolej takımı” kimliği ortaya çıkar ki, o zaman yukarıdaki “- Hiç böyle kalır mı?” sorusunun yanıtı olumlu şekilde verilmiş olur.

Yönetimlerin sportif sonuçlar yanında bugün taraftara sahip çıkma gibi artı bir sorumluluğu var artık. Bu sahipsizlikten Trabzonspor’un her sezon saha kapanması yanında milyonlarla ifade edilen para cezasına çarptırıldığını unutmayalım. Yeni yönetime “- Yolunuz açık, başarınız daim olsun…” diyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com