Ülkenin yangın yerindeki bahçelerde koşuşturma devam ederken, sokakta yağmur gibi süzülen hayatın içindeyiz.

Vuranlar, pimi çekenler ve ölenler.

Ardından gazel okuyup, aynı nakarat nutukları atanlar bir yana dursun.

Ateş düştüğü yeri yakıyor ve yürek yakan gerçek acı sadece bu!

O yüzden paragraflarla anlatılmaz, bu ölümlere üzülmekten başka…

Yılbaşından bir gün önce, camilerde cuma hutbelerini dinleyen iradesi zayıf bir karakter de, bir gece sonra herkesi kurşuna dizebilirdi.

Bir gün sonraki gece katliamından sonra, timsahın gözyaşlarını döken diyanet işleri!..

Tüm il müftülüklerine gönderdiğin yılbaşı hutbesinin, farkında mıydın acaba?

Patlamamızı bekliyor birileri, sakin duruyoruz inadına, ısrarla.

*

Birinin siyahına, diğerinin beyaz dediği ortamdayız.

Solmuş siyah-beyaz fotoğraflara bakınca, eski günlerin içinde arıyoruz kendimizi.

Yine de bir din cübbelisinin çıkıp el bombası gibi kanal kanal dolaştığı ortamda, zeka oyunu “dama ile satranç oynamak günahtır” diyebilecek kadar ileri gidebilecek bir provokatör mü acaba?

Bu tiplerden devlet hesap sormadığı sürece hangi kardeşlikten, hangi tarafsızlıktan, hangi hoşgörüden bahsedeceğiz.

Dışarıda düşman, içeride düşman, deniz ötesinde müttefik düşman!...

PKK ve DAEŞ’te silahlar kahpece iki elden üretim ve ithal!

Ne oldu, uzaktan kumandalı oyuncağınız elinizde mi patladı?

Planlarınız suya mı düştü yoksa, sözde müttefikler!..

*

Sayıları hızla erimeye başlayan iki cephedeki silahlı teröristler, yok olmaya başladığınızın farkında mısınız?

Bir çakalın bizlere ulumasıyla, kafkas kurdunun bize yakınlaşmasını mı fark ettiniz yoksa?

Avrupa’nın ve Britanya’nın başsağlığı mı? Palavra.

ABD’nin bir gün önce başka, bir gün sonra hesaplaşma istemesi, madalyonun arka yüzü olsa gerek.

İçeride ise din adına baskı yaparak, barışı ve sırt sırta vermeyi sağlayamazsınız.

İş yerlerinde mobbing uygulamakla kutuplardaki buzların çözüleceğini sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.

Yoksa siz bu 79 milyonun hepsinin, aynı gemide olduğundan haberiniz yok mu?

*

Canlı bomba denen beyinleri alınmış beyinsizlerin, hangi fabrikada, hangi destekle, nasıl üretildiğini bi sorgulayın önce!

İçerideki ve dışarıdaki kalleşlere şaşırmıyoruz ama ‘Bizim dediğimiz, bizim yaptığımız doğrudur’ da diretirseniz, orta yolu inanın Mars’ta bile bulamazsınız.

Ayrımcılığın, cepheleşmenin bu toplumu nereye getirebileceğini bilmiyor musunuz?

Uygarlığın, çağdaşlığın, aydınlığın bu ülkeye ne zararı olabilir ki?

Bir de karanlık odalardaki eğitimlere kilitlenen Ortadoğu ülkelerinin durumuna bakarak, bunu bir ders metodu olarak uygulayabilirsiniz.

Eğer bir kentte tayin ve atamaları sözde bir vakfın da bilgisine bırakırsanız, emeğe, bilgiye ve tecrübeye, hak edişe bakmayıp, partiliniz diye Ali’yi, Veli’nin başına getirirseniz, yarın, yalın, yapayalnız ve çırıl çıplak, orta da kalabilirsiniz.

*

O yüzden ‘Şu duvardaki afiş’ ya da ‘Şu haberler iyi’ deyip, görmezden gelirseniz,

‘Bu pankart’, ‘Bu yorum kötü, şunlar iyi’ derseniz, bütünlüğümüzün renkli fotoğrafını asla çekemezsiniz.

Tabi ki kıçındaki cep telefonunun klavyesini kullanarak sosyal ağdan devletine de hakaret edemezsin, suçtur.

Topluma verilecek en güzel cevaptır halbuki bütün mezhepleri, bütün etnik kökenleri kucaklamak, sarmak.

Karşılıklı söyleyeceğiniz imalı sözler varsa, başka bir bahara bırakın.

‘Bu bizden, kalsın. Bu bizden değil, sürün Sahra Çölü kaymakamlığına!’ derseniz, mevcut sayıda yeterince varken, bir çok okulu inadına imam hatibe çevirirseniz, sadece eğitim sıkıntısını derinleştirir, etrafınızı düşündürür, yanınızdakileri uzaklaştırırsınız.

Halbuki yarın omuz omuza vereceğiz, bir bardak suyu paylaşacağız, cephede düşmana karşı.

*

Ankara’nın ilk iki görevi; bu ülkedeki insanların güvenliği ve özgürlüğüdür.

Güvenliği sağlayıp, özgürlüğü “es” geçerseniz, terörün istediği ayrıştırmayı kucağına verirsiniz.

Ateşteki külden sigara yakanlar gibi...

İnsanlık tarihinin en korkunç eylem biçiminin toplu katliam olduğunu bildikleri halde, bunu yapan, ardından cansız ve etkisiz hale getirilen kandırılmış, cahil bırakılmış leşler, çaktırmadan arkalarında duran kaypak, kalleşler.

Sınır ötesinde cenk verirken, içeride vatan hainleri hariç, herkese eşit olmak lazım ki,

Bu terörün belini kıralım.

AB, ABD ve İngiltere, üzülecek olsa da!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com