Kimi siyasetçilerin mikrofon önüne çıkıp "akıl verme"lerine çoğu kez gülüyorum. Sanki her şeyi gerçek anlamda onlar biliyorlar havaları...

        "Her şeyi bilmek" elbette olası değil...

        Her şeyi bilmek; her konudan "bilgi kırıntıları" sahibi olmak durumu gibi bir şey...

        Öyle nerede her şeyi bilmek...

        Ancak; okumuş, gezmiş, görmüş, incelemiş ve belli bir alanda/konuda bilgi sahibi kimlik kazanmış, dirsek çürütmüş olmak kuşkusuz farklı bir durum...

        Bu "bilir olma kimliği"  de; her yerde ve her zaman ortaya çıkıp konuşmakla ispatlanır bir durum değil elbet.

        Atalarımızın "Taş yerinde ağırdır" sözü örnektir.  Neyin nerede ve ne zaman konuşulacağını da bilmek gerek...

        "Ben de burada varım, ben de biliyorum" havalarına girip yapılan zamansız çıkışların hiç hoş karşılanmadığını; çoğunlukla "çuvallama" ile sonuçlandığını akıldan çıkarmamak gerekir ayrıca.

        "Söz gümüş ise sükut altındır" öğretisindeki sabırlılık ve ağırbaşlılık da unutulmamalı bu arada...

         Ama nerede böyle davranan?

         Ağızlar var,  fermuarsız/frensiz... Hem de, öylesine çok ki siyaset söz konusu olunca...

***

         Bir de yukarıdaki durumun tersi yaşanır ender de olsa...

         Herkes konuşmuştur, meramını dilinin döndüğünce, aklının elverdiğince anlatmıştır da; konuşmaya susamış, konuşacağı konuda yüzde üzerinden bin kez haklı görüşlerini bildireceklerin  durumu acınası bir haldir ortada.

         Böyleleri, kültürel/eğitsel kalkınmasını tamamlamamış toplumlarda "Deniz Fener'i" (Şu adı kötüye çıkan olaydaki değil) görevi yaparlar ama, onlara hiç bir zaman aydınlatma görevi için sıra gelmez.

        Çünkü, konuşanların çokluğu ona sırayı getirmez bir türlü...

        Onlar misafir odasında birer biblo, bir süs eşyası olarak görülür, ne yazık ki...

        Hem konuşsa ne olacak, ne yazar ki?

        Cehaletin bir başka üzücü yüzüdür bu durum...

        Canım herkes astı kesti konuştu, iki kelam da ben edeyim.

        Hayır edemezsin!

        "Pişmiş aşa su" mu katılır!..

        Ama siz yalan/yanlış konuşuyorsunuz... Ben de derdimi anlatayım birazcık, diye düşünmeye bile hakkınız olmadığını bilmeniz gerekir.

        Takmadınız, konuştunuz. Vay halinize...

        O zaman kirli yaftanız hazırdır... Beğen-beğen al!

        Demokrasimizi geliştirmek uğruna bu anlamsızlıkları yaşayarak bugünlere geldik ne yazık ki... Nice değerlerimiz yıllarca yalnızlığa itilmiş olmalarını yaşadılar, öylece göçüp gittiler aramızdan.

        Siyaseti doyumsuzluk noktasına çekenlerindir bu günahlı/ayıplı manzara...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.