Yurdun en az 78 ilinden yerel gazeteler geliyor posta kutuma. Her biri birer kır çiçeği güzelliğinde. Anadolu’nun, Trakya’nın yerel haberlerini okuyarak bir tarifsiz/ bulunmaz iklimde yaşıyorum her seferinde.


Öteden beri kullana geldiğimiz “yerel basın” deyimi artık bu günlerde/yıllarda rafa kalkmaya başladı. Öyle ki, yaşadığım Trabzon’a “yaygın basın”a dahil gazeteler geliyor ve alınıp okunuyorlar. Ama Trabzon basınından 3 gazete de Marmara Bölgesi’ndeki, Ankara’daki okurları için İstanbul’da gazete basıp bayilerde satışa sunuyor şimdilerde.
 

Bu çok anlamlı ve de bir o kadar çağdaş gelişmedir kuşkusuz. Trabzon basınının bu denli atağa kalkıp ‘Biz de büyük gazete yapar, İstanbul’da satarız’ savı/iddiası öyle dışarıdan göründüğü gibi bir heves değil elbet… Tarihten gelen bir deneyimin sonucudur kuşkusuz.


Trabzon basınının duayenlerinden rahmetli Cevdet Alap’ın anılarında Trabzon’da çıkan/ yayımlanan gazetelerin Hindistan’da, Mısır’da okunduğuna ilişkin notlar var. Ayrıca İstanbul’da 1831’de devlet eliyle çıkarılan Takvim-i Vekayi Gazetesi’nden 38 yıl sonra (O zaman için uzun bir süre değil) Trabzon’da da aynı amaçlı ‘Trabzon Gazetesi’nin yayımlandığı gerçeği, sanki bu konuda bir yarış varmış duygusunu yaratmıyor mu insan üzerinde?
 

Öyle ya da böyle… Bu gün Trabzon basını gibi Erzurum’da, Gaziantep’te, Bursa’da, Samsun’da, Konya’da, Kayseri’de, Antalya’da, İzmir’de, Yozgat’ta, Eskişehir’de, Balıkesir’de, Denizli’de, Adana’da, Mersin’de ve daha nice ilimizde kabına/yayım alanına sığmayıp başka illere yayılma hazırlığı yapan gazetelerimiz var.


Bu güzel gelişmeyi gördükçe meslekten gelen, ömrünü bu alana veren bir kişi olarak mutlu oluyorum. Gönlümde her ilin güzellikleri gazeteleriyle birlikte yeşeriyor. Elleri dert görmesin emeği geçen meslektaşlarımın.

 

“Yerel Basın”ın gelişmesi durduk yerde olmadı elbet. En başta bu iş koluna gönül verenlerin “mesleksel sevdası”nın, yokluklara/ zorluklara göğüs germesinin/katlanmasının ve azminin bu alandaki kalkınmanın itici gücü olduğuna inanıyorum. Ayrıca, 1960 öncesi “resmi ilan” dağıtımındaki adaletsizlikleri yaşayıp bilen bir kişi olarak Basın İlan Kurumu’nun son yıllarda “yerel basın”ın gelişmesi konusunda aldığı ve uyguladığı kararların bugünkü pozitif manzarayı yarattığını da belirtmek isterim. Tabii ki, Basın İlan Kurumu’nun başında çok değerli meslektaşım, hemşerimiz Sayın Mehmet Atalay’ın bu güzel gelişmelere imza attığını da burada övünçle belirtmek durumundayım.


Tüm bu güzel gelişmeler yaşanırken Ankara’da nice yıldır yerinde saymak olsa gam yemem, gelişme değil, gerileme yaşanıyor. Eskiden, eskiden dediğim 1950-60’lı yıllarda Ankara’nın da yurda dağıtımı yapılan “yaygın” gazeteleri vardı. DP’nin sözcüsü Zafer, CHP’nin organı Ulus ve Kudret gazeteleri de en az İstanbul gazeteleri kadar okunuyordu. Şimdi? Ankara’nın “yaygın” kimlikli gazetesi yıllardır yok.


Oysa Ankara ülkenin kalbi… Parlamento orada. Siyasetin nabzı orada atıyor. Ama bu alandaki gazete/dergi boşluğunu doldurmaya kimse soyunmuyor.


Ne dersiniz, Ankara’daki bu “yaygın” gazete yokluğuna Anadolu’dan gelen bir meslektaşımız el atsın mı?

Çünkü Ankara’nın da “yaygın” kimlikli bir gazeteye ihtiyaç var.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com