7 Haziran’da tek başına iktidar imkânını elinden kaçıran ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açık desteğiyle TBMM Başkanlığı’nı ele geçiren AKP, önce seçim hükümetini kurdu, ardından da 1 Kasım’da seçimleri yenileyerek tek başına iktidar oldu.

Sonra da başkanlık sistemini yeniden ülke gündemine taşıdı.

Bu sistem iddia edildiği gibi padişahlık falan getirmez, bilakis demokrasiyi geliştirir.

Bugün cumhurbaşkanı Türk bayrağını fors olarak kullanıyor, başbakan kullanamıyor ama İçişleri Bakanı’na bağlı valiler kullanabiliyor!

Neymiş efendim; ‘Valiler şehirlerde cumhurbaşkanını temsil ediyorlarmış.’

İyi de yürütmenin başı olan başbakan bu ülkeyi temsil etmiyor mu?

Ediyor ancak yurt dışında!

Çünkü ülke içinde yalnız cumhurbaşkanının temsil yetkisi var, hem de sonsuz yetki.

Başta genelkurmay başkanı olmak üzere tüm kuvvet komutanları, valiler, müsteşarlar, müşavirler, genel müdür, bölge müdürü, il müdürleri üçlü kararname ile atanır, yani cumhurbaşkanının onayı olmadan atanamaz. Ayrıca YÖK'ten yargıya kadar birçok önemli kuruma da atama yetkisi cumhurbaşkanındadır.

Buna rağmen ‘Cumhurbaşkanlığı makamı semboliktir’ denilmesi gerçekçi değildir.

Anayasaya göre üç büyük erk olan yasama, yürütme ve yargı iç içe girmiş haldedir.

Yasama görevi yapan bakan aynı zamanda milletvekili, adalet bakanı ve müsteşarı aynı zamanda HSYK’da bulunduğu için yargı erki elinde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hesabını TBMM'ye Milli Savunma Bakanı, Jandarma Genel Komutanlığı’nın hesabını ise içişleri bakanı veriyor ancak hiçbir atamaya karışamıyorlar!

Zira bu terfi ve atamaları yılda iki kez başbakan başkanlığında toplanan yüksek askeri şura yapıyor.

Peki, başkanlık sisteminde nasıl olacak?

Başbakanlık makamı olmayacağı için güçler çatışmayacak, cumhurbaşkanını yine halk seçecek. İki turlu seçimle halkın en az yüzde 51’inin oyunu alan cumhurbaşkanı seçilecek.

Meclis dışından ve hiçbir dokunulmazlığı olmayan bakanlar, TBMM'den en az 276 evet oyu ile atanacak.

Yolsuzluk, hırsızlık yapan bakanın da müsteşarın da hesabı, zaman aşımına uğramadan anında sorulacak, gerekirse ilgili bakan düşürülecek.

Dolayısıyla TBMM, yani yasama organı, millet adına denetleyecek, yürütme yasamaya hesap verecek, savcıya gönderecek, suç işleyen anında yargılanacak.

Büyük iş adamları ve üst düzey sendikacılar bakan olamayacağı için siyasete girmeyecek, milletvekili olmayacak, her dönem yeni insanlar, yeni yüzler vekil olacak, giren de 4 yıl için evini Ankara’ya taşıyamayacak.

Her an sine-i millete dönmeye hazır olacak ve kendi kendine yönetim biçimi olan demokrasi rayına oturacak, bu böyle biline!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com