Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK), yayınladığı ‘en borçlu işverenler’ listesi ülke genelinde sosyal bir yarayı gün ışığına çıkardı.

SGK’ya ülke genelinde en çok borçluların başında belediyeler geliyor. Açıklanan listeye göre en borçlu 100 işverenin 70’i belediyeler...

Acı bir gerçeği hep “hasıraltı” ederek bugünlere gelmişiz, meğer...

Anlaşılan belediyeler “sosyal yara” olmaya devam ediyor:

Dün borç içinde yüzüyorlardı, bugün de manzara aynı...

Bu bozuk düzenin ucu, gelip yurttaşa dayanmasa sorun olmaz; nasıl giderilir, diye de kafa yormaz insan...

Ama öyle değil.

Bilirsiniz, eskiden de belediyeler SSK’ya, Emekli Sandığı’na, Maliye’ye “borç takar”; borç batağında hizmet getirmeye çalışırlardı.

“Borç yiğidin kamçısı”dır inancı egemendi yönetenlerde o zamanlar.

Tabii ki, fos/kofuk bir düşünce...

*** 

Geçmişte de belediyelerde “bütçe olanakları” tanınmadan/dikkate alınmadan “har vurup, harman savuran” hizmet(!) anlayışı yaşandı.

Ama sonunda ne oldu?

Hizmetler görülemez, hizmet götürülemez oldu.

Belediyelerde çalışan SGK iştirakçileri, primleri kuruma yatırılmadığı için istediklerinde emekli olamadılar. İşte bu noktada/bu açmazda; siyasal iktidarlar “dara düşen” belediyelerin imdadına yetişti. Af yasası çıkarıp; belediyelerin borçlarını sildi ve SGK’nın sırtında kambur oluşturdu.

Böylece çalışanların/emeklilerin iştirakçisi/umudu SGK daha çok mali açmazların içine itildi.

Kısacası belediyelerin borç kamburu yurttaşa yüklendi.

Bu da, anlamsız/çürük/kof bir “sosyal anlayış” tabii ki...

***

Bir tarafta, “karınca kararınca” anlayışı ve de ciddiyetiyle hizmet götürüp devlete borç yapmamaya özen gösteren belediyeler...

Diğer yanda; yasa, yönetmelik, genelge tanımayan bir belediyecilik anlayışı... Ve “Nasıl olsa af edilir” beklentisi...

Ve yapılan anlamsız/dayanaksız, sosyal adaletsiz aflar...

Sonuçta mağdur olan SGK...

Mağdur olan SGK iştirakçisi yurttaşlar.

***

“Yerel yönetimler” olarak belediyeler yurttaşlara en yakın “hizmet kurumu” olarak bilinirler. Doğaldır ki; hizmet akımında zaman-zaman yaşanan aksaklıklar/ tıkanıklıklar olacaktır ve oluyor da... Bu, daha çok “genel belediyecilik hizmetleri” kapsamında olduğunda olanak durumu dikkate alınarak “haklıhaksız” tartışması yapılır, yapılıyor, yapılmalı da...

Ancak, bir belediyenin hizmet götüren/çalışan ekibinin sosyal güvencesine ilişkin aidatlarını ödememesi ve SGK’ya borçlu duruma düşmesi anlaşılır bir konu olamaz.

Belediyeler çalışan ekipleriyle/personeliyle varsa ve onların SGK aidatları ödenmiyorsa orada bu kurumun varlığı tartışılır olmalı... Tartışılmalı... Yasalar bunun için var biliyoruz biz...

*** 

Kimi belediyelerin “görünürde hizmet verir” olmasının arkasında SGK’ya borç takıp, bunu “af ettiririm” anlayışı yatıyorsa çok yazık...

Üzücü olan ne biliyor musunuz? Geçmişten hiç ders almıyoruz. Yüzyıllardır belediyeleri “yerel yönetim eğitimi” görmemiş kadrolarla topal/sakat bir anlayışla yarınlara taşımaya çalışıyoruz.

İşte her zamanki sonuç ortada...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com