Pazar günü oynanan Beşiktaş-Trabzonspor maçını Beşiktaş kulübünün misafiri olarak bizzat Konya Büyükşehir Torku Arena’da seyrettim.

Maçı 3-0 kaybettik. Tüm Trabzonsporlular gibi ben de berbat bir akşam geçirdim.

Ama Beşiktaş taraftarının içinde, yönetici ve iş adamların yanında böyle bir maçı izlemek bilgi edinme ve tecrübe kazanma anlamında benim açımdan gayet verimli oldu.

Çünkü ekrana yansımayan sözleri bizzat duydum, birçok görüntüyü çıplak gözle izledim. Beşiktaşlı yönetici ve iş adamları ile sohbet edebildim. Beşiktaşlı taraftarların futbola, kendi takımlarına ve Trabzonspor’a bakışlarını görebildim.

Kısacası Konya’da Beşiktaş camiasını daha yakından tanıma fırsatı bulurken bizim camiamızın eksiklerini daha açık görebildim.

Şimdi maça dair tüm bu notları başlıklar halinde sizlere aktarmaya çalışacağım:

 

BEŞİKTAŞ’IN İLERİ GELENLERİ

Maçta özellikle Beşiktaşlı iş adamları ile çokça sohbet ettim. Takımlarına aşıklar. İnanmışlıkları had safhada. Beşiktaş taraftarlarının tezahüratlarına eşlik ediyorlar. Onlarla beraber oturup, onlarla beraber zıplıyorlar. Kompleksleri yok. Dertleri Beşiktaş. Başkanın ismi, tarzı, kişiliği vs onlar için önemli değil. Önemli olan kulübün başarısı. Kulüp başarılı ise ve işler yolunda gidiyorsa sıkıntı yok. Ayrıca da fedakârlar.

Basına yansıdı mı bilmiyorum ama öğrendiğime göre Beşiktaşlı futbolculara kişi başı 70 bin lira galibiyet primi verildi.

Biri yönetici, biri iş adamı olmak üzere maçı bizimle beraber taraftarın arasında izleyen iki kişi arasında konuya ilişkin geçen şu diyalog çok ilgimi çekti.

Yönetici diyor ki, “Prim işe yaradı baksana nasıl oynuyorlar.”

İş adamından gelen cevap ibretlik: “Her hafta böyle top oynasınlar primlerini her hafta ben karşılarım. Hiç sıkıntı değil”

İşte durum bu. Onlar kulüplerine destek oluyorlar. Kişisel kariyer planlamaları yüzünden kulüplerine zarar vermiyorlar. (İstisnalar kaideyi bozmaz)

“Ben iş adamıyım, ben bürokratım, şu kadar param var, bu kadar gücüm var” diye caka satan Trabzonsporlular böyle bir cümleyi daha önce hiç kurdular mı acaba?

 

SLAVEN BİLİC ALDATMACASI

Beşiktaş’ın Teknik Direktörü Bilic’i canlı olarak ilk kez Konya’da görebildim. O güne kadar kamuoyundaki yaygın kanaate paralel olarak ben de Bilic’i sempatik bulanlardandım.

Fakat canlı olarak gördüm ki Bilic, medya tarafından şirin veya sempatik gösterilmeye çalışılan bir şovmenden başkası değil.

Trabzonspor’un kendi yarı sahasında kullandığı tacı bir metre ileriden kullanması dahil olmak üzere hemen her pozisyonda hakeme itiraz etti. Dördüncü hakemi adeta rehin aldı. Her pozisyonda şikayet etti. Gereksiz ve abartılı tepkilerle hem hakemleri etki altına almaya çalıştı hem de tribünleri provoke etti.

Velhasıl Bilic hakkındaki yaygın pozitif algı tamamen aldatmacadan ibarettir. Ben şahidiyim…

 

KARDEŞ TAKIM YALANI

Beşiktaş ile Trabzonspor camiaları arasında hem yönetici hem taraftar bazında yakın bir ilişki mevcut. İki takım taraftarları takımlarını dost kulüp diye nitelerler çoğu zaman.

Ama işin öyle olmadığına bizzat şahit oldum. Beşiktaş taraftarları maç boyunca Trabzonspor’un manevi kişiliğini zedeleyici onlarca tavır sergiledi. Küfürlerin bini bir paraydı. Hakaretler, alaylar vs havada uçuşuyordu.

Kadıköy’de ya da TT Arena’da Trabzonspor’a ne kadar küfür ve hakaret edilebilirse Beşiktaş taraftarı Trabzonspor’a o kadar küfür ve hakaret etmiştir.

Dolayısıyla Beşiktaş için yapılan ‘dost kulüp’ veya ‘kardeş takım’ tabirlerini bir Trabzonsporlu olarak kabul etmem artık mümkün değildir.

 

KONYA TORKU ARENA

Konya’nın yeni stadı harikulade. Ambiyansı müthiş. Ekosu üst düzey. İlk girdiğimde çok etkilendim. Maçın başlamasıyla yaklaşık 35 bin Beşiktaşlı’nın da coşkusu eklenince stadyum ürpertici hale geldi. Eminim sahadaki futbolcular da aynı hissi yaşamışlardır. Ama Beşiktaş’ın lehine olan bu durum Trabzonspor’un aleyhine oldu. Maçın ilk dakikalarında yenilen golün verdiği şaşkınlığın üzerine bu ürpertici ambiyansı da eklediğimizde Trabzonspor’un kötü oyununun nedenine kısmen ulaşabiliriz. Velhasıl Beşiktaş’ın ezici üstünlüğünde ve alınan net mağlubiyette ilk dakikalarda yenen golün etkisi kadar stadın da çok etkisi oldu.

Bu açıdan baktığımızda Trabzonspor yönetiminin Beşiktaş’ın kendilerine maçın Konya’da oynanmasına dair yapmış olduğu teklifi kabul etmesi ‘sportif’ açıdan hata idi.

 

 

ONUR NE ZAMAN DÖNÜYOR?

Maçı kaybetmemizde kişisel hataların çok büyük etkisi oldu. İlk golde Fatih, ikinci golde Avraam üçüncü golde Musa’nın hataları büyüktü. Ama kaleci Fatih’in ilk goldeki hatasından sonra maç boyunca tedirginliği göze battı. Maçın ikinci yarısında bir Beşiktaşlı bana dönerek ‘Onur ne zaman dönüyor?’ diye sordu. ‘Seneye’ diye cevap verince ve gülerek şu cevabı verdi ‘Değil Ersun Yanal, Mourinho gelse Trabzon bu kaleciyle şampiyon olamaz’

Yanılmayı çok arzu ederim ama adamın söyledikleri bana mantıklı geldi…

 

HAKEM

Beşiktaş’ın aldığı galibiyet de ilk dakikalarda yenen gol ve stadın atmosferi kadar hakemin de katkısı oldu. Hakem taraftarın etkisinden maç boyunca kurtulamadı. Trabzonspor’un tempo yapmaya çalıştığı anlarda verdiği kararlarla oyunu soğuttu. Taraftar baskısına boyun eğdi. Ama bana göre kötü niyetli değildi. Öyle olsa Trabzonspor maçı 11 kişi tamamlayamazdı.

 

SON SÖZ

Beşiktaş son derece net bir galibiyet aldı. Hak ederek kazandılar. Bize tebrik etmek düşer.

Trabzonspor açısından ise olumsuzluklarla dolu, sürpriz bir maç oldu. Ama camia olarak bunu bir yol kazası olarak görüp önümüze bakmamız gerekiyor. Lig uzun bir maraton. Beşiktaş maçından gereken dersleri çıkarabilirsek şampiyonluğun en güçlü adayları arasında olmaya devam edebiliriz.

Trabzonspor camiasının başarıya hasret her bir ferdinin Beşiktaş maçı özelinde kendine göre alacağı bir ders var.

Herkes gereken dersi alırsa yolumuz aydınlık, önümüz açık…

Şairin deyimiyle “Yarın elbet bizim elbet bizimdir. Gün doğmuş gün batmış ebed bizimdir…”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.