Yıllardır sahip olduğumuz veya kaybettiğimiz değerlerin dışında, anlatılamaz, söylenemez, ifade edilemez, derinliklerimizde yer almış, ancak yeryüzüne çıkmaya hazır, kelepçeleri kırılmış, özgür olmaya çalışan bana ve bize, seni ve sizi anlatmaya çabalayan bir şey vardır bilirsiniz sevgi…

Hani bu ülkede RTÜK denilen, Radyo-Televizyon Üst Kurulu’nun çoğu şeyi neredeyse ekranlarda görmezden geldiği ve ülkedeki özellikle gençlere nasıl zarar veren örnek dizilere, programlara, tabelası asılı olan yerdir Ankara’da...

Yeşilçam’dan beri bize miras kalan zengin kız, fakir oğlan ya da zengin oğlan, fakir kız edebiyatıyla sömürülen beyinler ve senaryo bulmakta can çekişen ve de saçmalayan televizyon dizileri ve kartondan kabadayıların gece saatlerinde ekrandaki resmi geçitlerinden bıktık, usandık. Bu RTÜK ne iş yapar?

*

Her ekranda, her dizi de sevgiden başka her şey var.

Açın bir kanalı birbirine avazı çıktığı bağıran, itişen, kalkışan, küfür eden insanlar, diğerinde silahın namlusunu tam size doğrultulmuş bulursunuz, bir diğerinde kumpaslar, komplolar ve bıçaklamalar…

Zengin yaşam birikimine istinaden, sevgiyi hayatın her alanında bir iyileştirici olarak sunmak var iken, nefret kusmak niye ve buna neden izin veriyorsunuz.

Derinliklerimizde saklı, bilip de bilmezden geldiğimiz ego kaynaklı saplantılarımızla yüzleştirilerek, yine dip kuyularda bir köşede saklı, sevgi mücevherine doğru bir yolculuk var iken, Türk televizyonlardaki şu dizilerin haline bakın lütfen!..

Kimin eli kimin cebinde, kimin gözü kimin şeyinde belli değil.

*

Herkes villada yaşıyor. Hepsi Jeepe biniyor. Herkes zengin ve hiç biri işine, hatta okula bile gitmiyor. Bebek yaşta diplomalarını almışlar!..

Senaristler bu kadar palavrayı nereden nasıl buluyor ve hep aynı terane. Son günlerde değişik bir konu gibi insanlara gelen “Anne” dizisinin konusu bile, başka bir ülkede yayınlanan bir diziden çalıntıymış iddiası doruğa çıktı.

Hadi buyurun cenaze namazına!..

Birçok şeyi kaybederken, en çok saygının ve sevginin deforme olduğuna üzülüyor bu ekran karşısındaki aklı selim insanlar. Ekranlara bakınca hayatın sizleri, bizleri nereye taşıdığını daha iyi anlıyor sanki insan.

*

Sır odaları herkese açık. Her şey deşifre.  Kötülük saçan diziler, hatta duygu sömürüsü yapan dinsel ağırlıklı ucuz dizilerde dahil. Ya bu RTÜK bu işin neresinde aga, bilen var mı?
 
Dolandırıcısı, sahtekarı, mafya bozuntuları, fotokopi kabadayı babaları, 3.sınıf rajon kesenler, ekran karşısında hayatı bu zanneden eğitimsiz bir kesim genç kız, genç erkek.

Tam gece yarısı prenses iken bal kabağı olmamayı hayal eden genç kızlar, beyaz ata binmiş, kılıç kuşanmış dört nala gelen kahramanlık hayali olan genç biryantinli erkekler!
Reytingler tavan!, gerisi fasa fiso, koy g…..ne yavan gitsin misali!..

Halbuki bizim çizgi filmimiz Heidi vardı. Keloğlan ve ormandan baltaları omuzlarında şarkılarla dönen 7 cücelerimizin ismini hanginiz hatırlar şimdi? Kaynanalar, Bizimkiler, İkinci bahar gibi dizileri unuttunuz mu yoksa?

Okyanus dalgaları gibi gelirken açıktan, mağaza tezgahları ve işporta piyasasına dönen çakma televizyon kanalları, gönderilen paketlerden  cep telefonu yerine çıkan çakma telefonlar gibi, her kesime, her kültüre, her yaşa, her cebe göre evlilik kanalları bile sıraya girmiş.

Türbanlı kızımız Hanife, tüm Türkiye’nin derdi oldu, bir koca bulamadık kendisine!

RTÜK’de oturmuş seyrediyor iyi mi?

Ama ciddi bir haber programında ağzından işlerine gelmeyecek siyasi iki cümle çıksın, ceza faturası çarşaf gibi geliyor kanala.. Diyorlar ki; yani bu işlere karışmayın siz, bu dizilere takılın, sonra yatın aşağıya uyuyun!..

*

Dizilere bakıyoruz, bazı yavan, yayvan programlara tıklıyoruz.

Ne ucuz şöhret olmak ve karşılığında büyük paralar almak.

Kahvehanede garson iken bir dizede yada sinema filminde başrol oynamak, sanırım sadece  bu ülkede olur dimi? Tünediler sanatın başına bu alaylılar?

Bu arada gerçek sanatçılar, oyuncular, tiyatrocular bile utanıyorlar olup bitenlerden,
bu kadar banallık ve çirkinlik hakimken bu ekranlarda bu düzene.

Nereye açıp bakacağını da şaşırıyor insan.

*

“Bir tutam sevgi için dağladım gözlerimi diyor” şair.

Sevginin ve saygının deforme olduğunu görünce, gözlerine mil çektiriyor.

Genç beyinlerin alabora olduğu bu ekranlarda, vicdanların sesini bile pek dinlemeyen RTÜK, acaba ne düşünüyor?

Bu çarpık, iş olsun torba dolsun diziler için, bu popüler kültür girdabında!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com
Avatar
kEL mAHMUT 4 ay önce

5* analiz...
turgay bey, türkiye'nin psiko-sosyo-ekonomik maçının da özetini geçmiş.eyvAllah ağzına sağlık.