“Ucuz etin yahnisi” olmuş bir demokrasimiz var.  Önce  “Demir kırat”lıkla/demokratlıkla başlayıp bugün gelinen noktada “yamalı bohça”  görüntüsü veren bir demokrasi…  Tıkanan durumlarda güne göre koltuğu kurtarma çabaları… Demokrasiye kişisel algılarla sınırlar çizip  “oldu da bitti maşallah…” anlayışıyla ucuz akılla yorumlar getirmek… Sonra bu yorumların üzerine yenilerini yamayıp günü kurtarmak…

      Tüm bunlar “Biz bize benzeriz” anlayışımızın ülkeye getirdiği  bize özgü demokrasi türü!..

      Muhalefette demokrasi savaşımcısı… İktidara gelince iklim değişiminden olacak  “koltuğu kaptırırım hastalığı”na yakalanıp, statükoyu koruyabilme korkaklığı…

      Dünün dünde kaldığı savıyla dün ile bugün söylemlerinin yarattığı tezada “bin bir dereden su getirme” gayreti, yalan pazarlayıp, mazeret uydurup  “günü kurtarma politikaları/siyaseti…

      Ülkede siyaset böyle bir zemine oturtulduğundan ve dini de buna katık yapmak mubah sayılır olduğundan dönüp duruyoruz olduğumuz yerde.

      Daha çok döneriz bu kafalarla…

                                                        xxx

      Yasalar vardır.  Vardır ve çağa ayak uyduramadıkları durumlar da vardır tabii ki… Ucuz aklın ucuz yolu, yasa yerine kanun hükmüne kararname ile  “günü kurtarma” formülü uygulanır böyle durumlarda. Günü kurtarma heyecanıyla yarın –enine/boyuna-  düşünülerek yapılmamış yasaların çaresi de vardır elbet.

      Sonuç; bir yanda yasalar… Diğer yanda kanun hükmüne kararnameler… Tüzükler… Genelgeler… Anayasa mahkemesi kararları, Yagıtay, Sayıştay vb. kararlar…  Bir hukuksal zenginlik(!) ama, nasıl bir tarif kaldırır bilemiyorum. Doğaldır ki, sonuçta yargılamada algılamadan doğan farklı yorum ve kararları… Sonuçta bitmek bilmeyen anlaşmazlıklar/davalar.

      Allah hukukçulara, yargıçlara, avukatlara güç/kuvvet, bellek versin.

      Bu hukuk sarmalının ortasına düşmüş yurttaş düşününüz bir de…

      Anımsatmak istiyorum, siyasetin dizayn edildiği, seçimlerin düzenlendiği,  “Biz bize benzeriz demokrasimiz”in temelindeki iki önemli yasadan yıllardır yakınılıyor. Değiştirilsin isteniyor. “Seçim Yasası” ve “Siyasi Partiler Yasası”dır bu iki yasa…

       Bakınız, şimdi “yeniden seçim” sevdalanmaları var.  Koalisyon çalışmaları ise “aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın” havalarına terk edildi.

       Ne denilebilir ki?

      Hadi bakalım,  Seçim Yasası’nı, Siyasi Partiler Yasası’nı değiştirmeden mi demokrasiye bu ülkede boy attırıp geliştireceksiniz? Günümüz uygulamalarıyla  “Biat demokrasisi”nin bir yerlere gelip tıkandığını,  bu nedenle hep bunalımlar yaşadığımızı ne zaman anlayacağız?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.