Doğruyu savunurken “yanlış anlaşılmak”tan yakınmayan/çekinmeyen/ korkmayan var mı? Anlaşılmak; karşı tarafın algısına/anlama gücüne, bilgisine bağlı bir durum… Anlamak; bir kültür birikiminin ürünü… Bir beyinsel kazanımın sonucu...


Kısacası, karşı frekansla aynı gücü taşıma, aynı bilgi birikimini buluşturmakla oluşan sosyal bir olgu…


Günümüzde gazete/televizyon/radyo yoluyla edinilen bilginin güncelliğine sığınıp, onu sahiplenip “kendini bir şey sanan kişiler”in çoğunluk olduğu toplumlar sosyal bunalımlar girdabında boğuşup duruyorlar ister-istemez...


O nedenle de; kendilerini, kendi kimliklerin bulamıyorlar bir türlü… Sorunlar sarmalından çıkış için sunulan reçetelerin çeşitliliği ise bir başka açmazıdır bu konunun.


Çünkü; “okuyanı vardır, ancak anlamayanı çoktur” böylesi toplumların. Magazin okuyanı/izleyeni çoktur da; yılda bir kitap okuyanı ise parmakla gösterilir…


Bu durum; acı, acı olduğu kadar utanç verici bir manzarasıdır geri kalmış toplumların/toplulukların.


Şimdi yine doğruyu söylemek durumundayım. Edindiğim bilgi birikimim, yaşam deneyimim böyle davranmamı gerektiriyor, çünkü… Siz istediğiniz kadar toplumsal anlamda kalkınma çabaları içine giriniz, bilgi birikiminiz buna yeterli değilse, sonuç alamazsınız. Almanız da boşuna bir çabadır ne yazık ki…


Böyle bir bilememezlik/bilgisizlik ortamında çaresizlik yaşamanın, böyle bir durumda olmanın ne denli acı olduğunu düşününüz lütfen. Bireysel olsun, toplumsal olsun bir cinnet ortamına davetlisiniz bu durumda. Çünkü bilmiyorsunuz… Çünkü bilgisizsiniz…


Bilmiyorsunuz… Bu nedenle istemlerinizi de programlamıyorsunuz. Çünkü, gerçeği öğrenmek yerine “günü kurtarma” çabasının peşine takılmış/ düşmüşsünüz bir kere… Bir yaşam boyu… Bilisiz bir tutsaksınız siz: Magazin tutsağı… Böyle bir yaşam noktasına gelirken siz kişilik açısından arka planlarda kalmaya, kimliğinizin “yitik” hanesine yazılmasına rıza göstermişiniz, ama bilerek, ama bilmeyerek… Hem de bir yaşam boyu…


Şimdi toplumsal bunalımın odağı olup gündemden düşmeyen kadın cinayetlerini, tecavüzlerini… Bir film gibi vizyondan hiç düşmeyen soygunları, vurgunları, yolsuzlukları, siyasal alanın çirkinlikleri…


Televizyonlardan, gazetelerden, radyolardan izliyor, okuyor, dinliyoruz bu acı gerçekleri… Ama algılamadan… Meraklanmadığımızdan ötürü de anlamadan…


Dikkat ediniz lütfen: Kitap okuyan ülkelerin insanları böylesi çaresizlikleri yaşıyorlar mı? Bırakalım lütfen, bilmezler dünyasındaki “her şeyi bilir pozları”nı…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.