Karikatür,  yazılı/sözlü mizahın hiciv/yergi kolu olarak bilinir. Karikatür çizeri konusunu alkışlamak için seçmez, seçemez.  Çizmez… Onun işi,  hicvetmek, uyuyanları çimdikleyip uyandırmak, aklını toplamasına, aklının başına gelmesine yardımcı olmaktır.  Böyle bir düşünce dünyasında topluma  “deniz feneri” (Şu mahkemelik deniz feneri değil) olup doğruları gösteren karikatür çizerlerinin o toplum için yararlarını düşününüz. Doğruyu çizerek, gırgıra/makaraya alarak söyledikleri için pek sevilmez çizerler.  Özellikle de siyasetçilerce… Böyle durumlar bizim gibi demokrasisi henüz gelişmemiş toplumlarda çokça yaşanır/görülür.

   Zaten “Doğruyu söyleyeni dokuz köyden kovmak” bizde adet değil mi? 

   Önceki hafta Trabzon’un gündeminde bir karikatür olayı vardı. Kimilerince sanılıyor ki karikatür çizeri bir olayı alıp ters-yüz ediyor, sonra çizerek eleştirisini yapıyor. Tabii ki değil… Çizer önce olayın özünü, sonra da detayını incelemeden sığ/sathi bir düşünceyle beyinlerde fırtınalar yaratan, dudaklarda gülücükler belirten karikatürünü çizebilir mi? İşin bu noktasında çizerlerin yaşadığı topluma/topluluğa dışarıdan objektif bir gözle baktığını nedense hiç anımsayan yok. Sıradan bir kişi değil ki çizer. Beyinsel zenginliğini düşüncel ummanlarda yüzdürüp karikatürünü çizdiği kimsenin usuna/aklına gelmez.

    Harun Yavruoğlu ile uzun yıllara dayalı bir arkadaşlık/dost çizgisinde yürüyoruz. Benim ona kızdığım/darıldığım olur, O’nun bana… Bu durumlar kurulu dostluk/arkadaşlık çizgimizdeki vefalılık duygularına bir zarar vermez. Üstelik duruluk getirdi, zenginlik kazandırdı bugüne değin.

    Karikatür sanatçısı/gazeteci Harun Yavruoğlu arkadaşım önceki hafta açtığı sergide kimi karikatürlerinde bir siyasal partinin “bam teline basıyor”muş da…  O siyasi partinin milletvekilleri sergiyi açmış da… Bu nasıl oluyormuş da… Falan, filan…

   İstanbul basınından bir gazetenin verdiği haber üzerine Trabzon’da yayıklar çalkalandı, ama ne tereyağı çıktı, ne de ayran sonunda. Yavruoğlu’nu savunmak bana düşmez. O zaten işin en ince kalayını yaptı, geçen süreçte…

   Ama hiç kimse niçin düşünemiyor, karikatür sanatının hicivsel görevini?  Yani, o sergide karikatürü asıl amacı dışına taşıyıp yağ-bal mı servis etmeliydi sanatçı? Bu konu bir yana, ne olmuş yani, siyasi bir partiyi eleştiren sergiyi o partinin milletvekili/vekilleri açmışsa? Açamaz mı yani? Bu kadar mı hoş görüsüz bu toplum olduk? Ya da hiç mi demokrat değil o milletvekilleri? Yani böyle bir sergiyi açmakla milletvekillikleri mi düştü, zedelendi?

    Siyaseti öyle kendi keyfi zeminlerimize çekip yıpratıyoruz ki?

    Bir partiyi eleştiren karikatürler üzerinden haber kurgulayıp o parti milletvekillerinin açılış yapmasını gündeme getiren gazetecilik anlayışı bence önce, açılış yapan milletvekillerinin demokrat tavrını belirten bir haber kaleme alıp, ardından böyle bir davranışının nedenleri onlara sorulmalıydı.

   Demokrasi böylesi güzelliklerle erdem kazanır. Bizim demokrasimizin de şiddetle buna ihtiyacı var. Hangi siyasetçimizin diğer partiden bir diğerine demokratik jest yaptığını gördünüz/tanık oldunuz son zamanlarda?

                                                       X    x    x

   İşin özü, “Bir bardak suda fırtına koparmak” değil yaşadığımız…  Bilememek… Sanatçının dünyasını bilmemek… Siyasetçinin davranışını yorumlayamamak…

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.