2011 yılının enkazı henüz üzerinde iken kongreye gidiyordu Trabzonspor. Sadri Şener bırakacak, Trabzonspor yeni başkanını seçecekti. İki favori vardı; Muharrem Usta ve İbrahim Hacıosmanoğlu

Usta, vizyonu, duruşu ve projeleriyle takdir topluyordu. Kulübü amatör bir ruh ile profesyonel bir şirket gibi yönetmekten bahsediyordu. Öte yandan Hacıosmanoğlu "Kupa" diyordu. 2011 yılının şampiyonluk kupasını almaya söz veriyordu. Şehrin psikolojisinin bozuk olduğu dönemlerdi. Tam da böyle bir zamanda dik konuşuyordu Hacıosmanoğlu. Kupa Trabzon'a gelecek, şikeciler cezasını çekecekti. Aynı zamanda şikeyi aklayan siyaset kulüpten def edilecek ve Trabzonspor siyasetin kucağında bir kulüp olmaktan kurtarılacaktı. Akıl Usta'dan, gurur Hacıosmanoğlu'ndan yanaydı. Nihayetinde kongre yapıldı. Hacıosmanoğlu az bir farkla kazandı seçimi. Trabzonspor'un yeni başkanı seçildi.

Söz verdiği gibi ilk olarak öze dönüş hamlesi başlattı. 1461 Trabzon'un Teknik Direktörü Mustafa Reşit Akçay'ı takımın başına getirdi. Yalnız bu karardan ne mevcut teknik direktör Tolunay Kafkas'ın ne de Mustafa Reşit Akçay'ın haberi vardı. Ardından Trabzon Lisesi'nin efsane müdürü Ömer Eyüboğlu'nu altyapılardan sorumlu kişi olarak tayin etti. Ama Eyüboğlu bir gün dahi dayanamadı, istifa etti. Daha önce sportif direktör olacağı ilan edilen Fatih Tekke ise daha başlamadan istifa edenlerdendi. Böyle bir tabloda bir sezona başlandı.

Trabzonspor kötü futbol oynuyor, kötü sonuçlar alıyor, "Trabzonspor Başkanı konuşmaz, icraat yapar" diyen Hacıosmanoğlu her bulduğu mikrofona konuşuyordu. Bir de siyaset meselesi var tabi. Kulübü siyasetin kucağından kurtaracağı propagandası yapan Hacıosmanoğlu, parti mitinglerine katılıyor, televizyon programlarında "10 senedir bu ülkede yapılan güzel şeyleri tasvip etmemek hainliktir" diyordu.

Siyasetin yönettiği bir kulübün şike ve şikecilerle mücadele etmesi de gayet tabi mümkün olmuyordu. Şike ile mücadele rafa kalkmıştı. Kupa hayali ise suya düşmüştü. Böyle bir ortamda başarısızlıklar birbirini kovalıyor, yöneticiler birer birer istifa ediyor ve Hacıosmanoğlu'nu en ağır sözlerle eleştiriyorlardı. Bu arada Hacıosmanoğlu'nun en büyük projesi olan öze dönüş de tutmamış, Akçay'ın görevine son verilip yerine ise Trabzonspor'un en büyük efsanesi Hami Mandıralı getirilmişti. Hami Hoca kısıtlı ve yetersiz kadroya rağmen başarılı bir yarım sezon geçirdi. Fakat onun da işine sezon sonu son verildi. Mandıralı’nın yerine Vahid Halilhodzic takımın başına getirildi. Onlarca transfer yapıldı. Yüz milyonlarca borca girildi. Öze dönüş hamlesi resmen çökmüştü. Hacıosmanoğlu, Halilhodzic'e çok güveniyordu. "Gidersek beraber gideriz" diyordu. Ama Halilhodzic projesi de tutmadı. Vahid Halilhodzic 7. hafta istifa ederek gitti ama Hacıosmanoğlu gitmedi.

Kulüp borç batağına saplanmış ama ortada hiçbir başarı yoktu. Camia kulübü seçimli kongre için zorluyor, Hacıosmanoğlu ise kongreye gitmemek için direniyordu. Öyle ki seçimli kongre olmasın diye hukuku bile hiçe sayan bir takım uygulamalara imza atıyordu. Halilhodzic'den sonra takımın başına Ersun Yanal getirildi. Transferler sürüyor, milyon dolarlar havada uçuşuyordu. Ama başarı namına hiçbir şey yoktu. Nihayetinde yarım sezonun ardından Ersun Yanal da gönderildi. Yerine Şota Arvaladze getirildi.

Gelenler gidenler, havada uçuşan milyon dolarlar, mitingler vs. derken, aylar, yıllar geçiyor ve Trabzonspor hazin bir sona sürükleniyordu. Böyle bir ortamda Futbol Federasyonu seçimlerine gidildi. Hacısomanoğlu, "Şike Davası bizim için sonsuza dek kapanmıştır. Şike yoktur ve 2011 yılının şampiyonu Fenerbahçe'dir" diyen Yıldırım Demirören'e destek verdi. "Şike yoktur diyen şerefsiz ve namussuzdur" diyen Hacıosmanoğlu, "Şike yoktur" diyen Demirören ile kol kala girdi. Camia ayağa kalktı, taraftar ayaklandı, yönetimden ardı ardına istifalar geldi ama Hacıosmanoğlu kongre kararı almadı. O hala "Hainlerle mücadele ediyorum" diye beyanat veriyordu. Trabzonsporlu hainler! Hacıosmanoğlu'nu eleştiren hainler!

Son olarak Onur meselesi...

Harap olmuş, yıpranmış, altüst olmuş bir kulübün elindeki en önemli değer, taraftarın sevgilisi Onur Kıvrak. Henüz sebebi açıklanmayan bir takım olaylar sonucu kadro dışı bırakılarak kamptan gönderildi. Taraftar ayaklandı. Sonra "Kadro dışı değil izin" denildi. Olayın ardından Sportif Direktör Süleyman Hurma da istifa ederek kampı terk etti. Ve ardından Teknik Direktör Şota da istifa etti. Hacıosmanoğlu, Hurma ve Şota'yı ikna etti. İstifalar rafa kaldırıldı. Ardından Başkan televizyona çıktı ve Kaptan Onur'un kabahatlerini sıraladı ardı ardına. "Haddini bilmesi gerekir" dedi. Kendi oyuncusunu şikâyet etti tüm Türkiye'ye vesselam...
Evet...
Hacıosmanoğlu kulübün başına geldiğinde bu kulüp 2011 yılının enkazı altında idi. Ve maalesef bugün Trabzonspor Kulübü’nün kendisi enkazın ta kendisi haline geldi.
Sıradanlaştı, değersizleşti, hiçleşti...
2011 yılında şampiyon olan Trabzonspor bugün yüz milyonlarca liralık borç batağına saplanmış, başarıdan münezzeh, değerleri olmayan, siyasetin kucağına gömülmüş, kendinden söz ettiremeyen, yönetilemez ve ne yazık ki şampiyonluğun hayalini bile kuramaz bir hale geldi.
Milyonlarca kişi için bir ekmek, bir su gibi kutsal ve değerli olan Trabzonspor ne yazık ki utanılası bir enkaza dönüştürüldü. Bizatihi İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu tarafından...
Umut mu? Çıkış yolu mu? Kurtuluş mu? Her zaman bir ihtimal daha vardır...
O ihtimal bir sonraki yazıya kalsın...

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
www.karadenizinsesi.com.tr