Sorsanız yaşamımın hangi bölümünü yeniden yaşamak istersiniz diye hiç kuşkusuz köy öğretmenliğim derim. Keşke bir olanak olsa... Keşke yeniden o iki yılı yeniden yaşasam.

Ama ne yazık ki, böyle bir olanak yok.

Zaman bir film makarası değil ki, geri sarıp yeniden izleyebilmesiniz.

Vatani görevimi 1963-1965 eğitim/öğretim yıllarında Kütahya’nın Simav ilçesinin Pazarlar kasabası/köyünde yapmıştım. Tam iki eğitim/öğretim yılını burada büyük mutluluklarla yaşadım.

Eğitim-öğretim mi?

Diyebilirim ki, Türkiye ölçeğinde bir sıralama yapılsa o günün koşullarında -köy gerçeği de dikkate alınarak- birincilik kazanacak başarılara imza atmışız öğretmen arkadaşlarla...

Pazarlar’da ilkokula devam eden kız öğrenci oranı yüzde 10 iken, bu oranın ikinci yılda yüzde 85’e yükselmesi birincil hedefimizin gerçekleşmesi olmuştu.

Sonrasında -gazeteciyim ya- Pazarlar’da köycü/ eğitici aylık “Köy Raporu” adlı bir gazeteyi çıkararak yurttaşları yurt-dünya gidişatından ve eğitimin daha verimli/yararlı olması konularında bilgilendirmeyi dert edindim kendime...

Pazarlar’da kütüphane, okuma odası kurma çabaları, ulusal bayramların ilk kez kutlanmaya başlanması...

Bu hamleler Pazarlar’a yeni düşünce ufukları açtı ister-istemez.

O günün koşullarında köye sinemanın gelişini ve öğrencilere eğitici film gösterimini düşününüz...

Peki, öğrencilerinizle birlikte köyde ilk kez tiyatro yapışınızın köylü üzerinde yarattığı hayranlık duygularını düşününüz. Veliler tiyatroda çocuklarının karşılarına ikinci bir kimlik olarak çıkışının yarattığı hava...

Bunlar yeterli mi ki?

Pazarlar -belki de- ülkemizde en kaliteli kiraz ve vişneniz yetiştiği bir ilçe şimdi.

Sofralık üzümler için de bunu söyleyebiliriz.

Ama bu kaliteyi yakalamanın öyküsü var. Pazarlar’da kaldığım yılların ikincisinde öğrencilerimle ilkokulun hemen yanı başında köy merasında örnek meyve bahçesi kurduk öğrencilerimle... Şimdilerde Pazarlar her yıl en kaliteli kiraz ve vişneli yetiştiren merkezlerin başında yer almış oldu.

Pazarlar’da ilk kez cumhuriyet bayramıyla başlatıp bayram kutlama geleneğini yerleştirmek, Türkiye’de bir köyde ilk kez gazetelerin 10 Kasım sayılarıyla Atatürk sergisi açmak, fakir öğrencilere giysi armağan etmek, köylülerle yurt ve Pazarlar üzerine konferanslar, daha daha neler neler...

Yer yok yazamıyorum.

Şunu söylemek istiyorum: Her çaba bir amaca yöneliktir ve sonunda mutlaka bir alkış/övgü bekler.

Pazarlar’daki eğitim/öğretim yıllarının sonunda yaşamıma renk katan, anlam kazandıran yazılı övgüler/belgeler aldım Milli Eğitim Bakanlığı’ndan... Sanmıyorum yedek subay öğretmen grubu arkadaşlarımdan eğitim ve sosyal çalışmaları nedeniyle bakanlıktan takdirname, “üstün başarılı rapor” alan oldu o dönemde..

Bunları anımsamak tabii ki güzel şey.

Şimdilerde Pazarlar’dan güzel haberler geliyor, mutluluğum artıyor.

***

Gazetecilikte köşe yazarlarının morali okurlarından aldıkları mektuplar olur. Kimileri doğruları gösteren eleştiriler olur. Kimileri de, Türk Milli Eğitimi’ne müfettiş olarak yaşamını adamış olan Sayın Mustafa Baykan’ın e-posta mektubu gibi... Öğretmenim bu köşede yayımlanan “Türkçemiz ve çocuklarımız” başlıklı yazıma gönderdikleri övgü dolu satırları bana yedek subay öğretmenlik günlerimi anımsattı, çok mutlu oldum.

Kendilerine teşekkürlerimi sunuyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.