Seçmek, tercih yapmak zor bir iş olarak görünür ya da kabul edilir. Doğrudur... Çünkü yapılacak bir seçimin sonunda; yararı kadar zararı da böyle bir tercihi yapana yöneleceği elbette ki kesindir. Olması da doğrudur.

        Siyasal yaşamda seçmen bunu çoğu zaman yaşar, ama "sonradan vahlanma para etmez" tabii ki...

 

        Geçen hafta cumartesi günü yapılan Trabzon Gazeteciler Cemiyeti'nin olağan genel kurulunda seçilip yönetimi almak isteyen dört grubun varlığı demokrasi adına güzel bir manzara oluşturdu. Nitekim genel kurul örnek bir olgunluk içinde yaşandı. Bunda genel kurulu yöneten/yönlendiren "Genel Kurul Divan Başkanlığı"nın payı olduğunu söylemek hak bilirlik olur. Nitekim seçimler de bu olgunlukla yaşandı.

        Ancak, nedendir bilinmez başkanlık için yarışan Tekin Atay arkadaşımızın oluşturduğu yönetim kurulu listesinden bir kişi genel kurul devamı boyunca suskun kalıp, seçimlere geçildikten ya da daha sonra istifa ettiğini sözlü ve yazılı olarak kongre divanına sunmuş...

        İşte bundan sonra "işler Arap saçına döndü" denir ya, onun gibi olmuş... Kongre başkanlık divanı bu istifa dilekçesini dikkate alıp kabul etmiş... Sonra da kongre seçim tutanağını düzenlemiş tabii ki... Ama nasıl? Seçime geçtikten ya da daha sonra sunulan istifa dilekçesini dikkate alarak (istifa edenin boşalan yerine) rakip Başkan adayı Yusuf Turgut arkadaşımızın listesinden yönetim kurulu üyesi bir adayı (seçimi kazandı) diyerek kongre tutanağını düzenlemiş...

         Eee... Ne var bunda derseniz, açıklayalım.

         İstifa eden kişinin bu isteği önceden genel kurul görüşmeleri sırasında değil; seçime geçildikten sonra yapıldığından geçerli saymayıp işleme koymaması gerekirken kabul etmiş... Seçim başlamış çünkü... İşe bakınız ki, seçimi kazandığı halde istifa eden kişinin adı seçim sonuç tutanağında da yer alamamış. Seçime geçildikten sonra sunulan istifa dilekçesini oluşacak yönetim kuruluna sunması gerektiği anımsanmamış... Üstelik seçimi kazandığı halde tutanakta istifacının adına yer bile verilmemiş...

        İşte "Arap saçı" buna denir.

        Şimdi ne mi olacak?

        Elbette böyle yanlışların üzerine gidilip düzeltilmeli ki, bir daha yaşanmasın...

        Mensubu bulunduğu kurumda böyle bir durumun yaşanmasını kim arzular ki?

        Hele de, konu kendi aramızda çözüme kavuşturulması gerekirken adliyelik olmak camiamız adına çok üzücü bir manzara...

        Dün maalesef sağduyuyu galip getiremedik.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.