Başlık; hele tam bugünlerde, Müslümanların birbirleriyle savaştıkları, iç kargaşanın, gıybet ve iftiranın kol gezdiği bir zamanda, insana kinayeli bir laf olmaktan öte çok da bir anlam ifade etmiyor gibi… Oysa yaratanın, elçisi aracılığıyla gönderdiği ilahi kitaptaki farzlarda, peygamberin sünnetlerinde hep birliğe teşvik ve hatta açık emirler var. Her ırktan, cinsten, yaştan şartları tutan insanların buluştuğu ve kıyamete kadar buluşacağı Hac gibi bir ibadetin olduğu bir dinin mensupları nasıl bu halde insan anlamakta zorlanıyor.

Oysa Hac ibadetini yerine getirirken; tüm farklılıklarıyla insanların yan yana saf tutarak aynı noktaya secde etmesindeki temsili durumdan nasıl ders almıyoruz? Tüm dünyadaki Müslümanların tek bir noktaya günde beş vakit secde etmesindeki hikmeti neden düşündürmüyoruz? Diğer farzlarında, sünnetlerinde de sürekli birliğe teşvik edilen bir din mensupları ibadetlere ait rükûnları yerine getirirken neden şekle değil de, maksat üzerine bu kadar az düşünüyor? OKU! diye başlayan, sürekli insanları dünyadaki yaratılmış deliller üzerinde düşünmeye sevk etmeye çalışan bir ilahi kitabın mensupları, neden olanları ve olması gerekenleri bu kadar az düşünür?

Aslında, günümüz Müslüman’ı, başkaları tarafından planlanan ve uygulanan veya uygulatılan “oyunları” sonradan “analiz” etmekte epey mahir oldu. Ama tabi bunun çok bir faydası yok. İş olduktan sonra, bunu analiz edip geleceğe dair yine de ders çıkaramamanın, en azından buna da şükür demekten fazla bir faydası yok.

Her şeye rağmen, Müslümanlar olarak gelecek bizim. Buna yürekten inanıyorum. Rüzgâr hangi yönden eserse essin, kuvvet kimde olursa olsun; İlahı belli, kitabı belli, peygamberi belli, kıblesi belli bir ümmet; öyle de böyle de bir gün vahdete ulaşacaktır. Günün beş vaktinde aynı kıbleye dönüp namaz kılmaya çalışan, yılın bir ayı aynı emirle gün içinde oruç tutan, maddi imkânı olan ve şartları taşıyan herkesin ömründe bir defa aynı mekânda “kol kola” olmasının farz oluğu bir din mensupları, ne yandan bakarsanız bakın birbirine “mecburdur.”

Mademki amacımız şu kısa ömür sonrasında cennete girmek, mademki peygamberimiz hadisi şerifinde “Birbirimizi sevmedikçe iman etmiş olmayacağımızı” belirtiyor, işte tüm bunlara karşılık, başka çaresi yok, birbirimizi seveceğiz. İçten veya dıştan, ne amaçla kurulursa kurulsun “Müslümanların bir araya gelmeyeceği” laflarına kulak tıkayıp, ilahi emirdeki vahdet çağrısına kulak vermeliyiz. Bugün tüm yaşananlara rağmen birlik, beraberlik “mayası” iman ettiğimiz ve iman kardeşi olduğumuz dinin özünde var. Bunu görmek ve bu akıntıya kendini bırakmak yeterli…

Şu an dünyada 2 milyara yakın Müslüman olduğu söyleniyor. Bu insanlardan her yıl milyonlarcası Hac veya Umre vesilesiyle aynı mekânda buluşuyor. İsmen tanımasa da, birbirlerinin yüzlerine bakıp gülümseyerek “selam” veriyor. Sonra tekbir getirip aynı mekâna yöneliyor. Kabe’nin etrafında her çeşit insanın her yönden Kabe’ye secde ettiğini görüp bundaki hikmeti düşünüyor.

Bir gün olacak… Müslümanların Hac zamanının öncesinde veya sonrasında istişareler yaptığı “Birleşmiş Müslümanlar Meclisleri” olacak. Olmalı.

Milyonlarca yıllık insanlık tarihinde hangi nesle nasip olur bilinmez ama umut ve sabır en sonunda “Hakkı” getirecek.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.