Karadeniz insanının ne denli mizahla iç içe yaşadığını bilmeyen yok sanırım. Bilinir; yine de eksik/noksan yanı vardır bilinenin... Herkes Karadenizliyi hoş sohbet, “kafa dengi” olarak görür/kabul eder. Doğrudur... Sevecendir Karadenizli... Yaşama herkesten daha sıkı sarılır, bunu bir büyük ciddiyetle sürdürür. Hoş görüşlüdür, şakacıdır da “eşek şakası”nı kaldırmaz.

Şakayı da kişiliklere dokunmadan ciddi-ciddi yapar. Şakalarında ciddi düşünü payı değil, ortamı kahkahaya boğacak yörede yaşanan olayları mizah bulamacına bulayıp dillendirmeyi sever. Hele bu söylem yerel dille olunca atılan kahkahalara doyum olmaz.

Karadeniz’in özgün yaşamından kaynaklanan nice olayı mizah imbiğinden geçirip özgün “Karadeniz Fıkraları” olarak dillendirenlerin kişilik açısından ön plana çıktığı toplumsal yaşamda hemen fark ediliyor, gözleniyor. Böyle kişilikler bulundukları her ortama mizahın ılıman iklimini taşıdığından hoşgörünün egemenliği yaşanır böylesi topluluklarda. Diyebilirim ki, mizahsız yaşam tuzsuz yemek yemeğe benzer Karadenizli için... Yaşamın tadı sadece dil/damak tadı anlamında olmadığı mizahın yok olduğu/yaşanmadığı ortamlarda daha iyi anlaşılır. Biz Karadenizliler işte bu bakımdan Nasreddin Hocamızın farklı torunlarıyız. Mizahı sever, yaşamın bir rengi olarak görürüz. Mizah “yol arkadaşı”, yaşamın “katığı”dır bizim için... Günün her saati mizahla birlikte yaşama tutunduğumuz/soluklandığımız “yaşam alanı”dır ayrıca bizim için.

Sokakta/caddede, evde, berberde, kafede, dolmuşta ve daha nice ortamda arkadaşlıkların/ dostlukların başlangıç noktasıdır fıkralar... Sevgiler, fıkralarla depar alır, kırgınlıklara fıkralar merhem olur. Kısacası fıkramız yaşamı kim özlüyorsa böylelerinin ruhsal dünyalarında dengesizlikler olduğunu Söylemek haksızlık olmaz.

Gelelim ana konumuza: Karadeniz’i “Mizah Denizi” olarak görüyoruz da... Yaşamımız da “Karadeniz Fıkraları”na konu oluyoruz da... Mizahi yaşam tarzı olarak seviyor ve önemsiyoruz da... Mizahla böylesine iç içe, kolkola yaşıyoruz da...

Pekii, mizah adına yapılması gereken konularda niçin yaya kalıyoruz? Hani derler ya, “dilimde tüy bitti” diye... Biz de yaza yaza o hal olduk... Trabzon kültür/sanat kentidir deriz de, mizahi unuturuz nedense... Oysa eloğlu mizah adına festival düzenleme hünerini gösterince bizler yaya kaldığımızın ayırdında/farkına bile varmayız.

Sitemim bu... İzmir’de bu günlerde “Mizah Festivali” düzenlendi, iki günlüğüne... Bize de “nal toplamak” düştü...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com