12 Temmuz 2016 Salı 09:10
KTÜ Rektör Adayı Prof. Dr. Orhan Aydın'dan Çarpıcı Açıklamalar

Kariyer yolculuğunda görev adamı olmayı mı, lider olmayı mı tercih ettiniz?
“Akademik kariyer çok farklı bir güzergâh. Uzun bir yol. Bir gönül işi. Merak işi. Kendine has özellikleri var. Ben severek işimi yapıyorum. Yaptığım işe de kendimi adar ve iyi yapmaya çalışırım. Elimden gelenin en iyisini ortaya koymaya çalışırım. İnanırım ki, samimiyetle yürünen yolda insanlar emeklerinin karşılığını her zaman er veya geç alır. Akademik yaşamım da böyle oldu. Öğrenmeyi ve öğrendiklerimi paylaşmayı seviyorum. Faydalı olmayı seviyorum. Geride hayırla anılabilecek iyi işler yapmak istedim her zaman. Çok şükür akademik anlamda da güzel işlere imza atmaya çalıştık. Yönetim olayı biraz farklı. Ancak, akademik değerleri iyi özümsemiş, bu manada akademik olarak da başarılı kişilerin akademik yönetim pozisyonlarında da genelde başarılı olduğunu gördüm. Gelişmiş ülkelerin üniversitelerine baktığımızda farklı pozisyonlarda yöneticilerin akademik yönü güçlü, akademik kaydı iyi ve tabi ki bir takım yönetim bilgi, beceri ve tecrübesine sahip kişilerden seçildiğini görüyoruz. Her zaman takım oyununa inandım. Güzel işlerin ancak müşterek başarılabileceğine inanıyorum. Kendini işine adamış, hedef odaklı, hayalleri olan ve yetkin kişilerden oluşan bir ekibin her zaman güzel işlere imza attığını görüyoruz. Akademik hayatım boyunca çok farklı pozisyonlarda görev yaptım. Her zaman da iyi ekip elemanı olmaya çalıştım. Bu süreçte hepsi birbirinden değerli arkadaşlarımızla yaptığımız istişareler adaylık noktasında beni bir adım öne çıkardı. Daha önceki görevlerimde olduğu gibi adalet, liyakat ve istişare kültürü ile bu KTÜ Rektörlüğü gibi benim için çok onurlu bir görevi de layıkıyla yerine getirebileceğime inanıyorum. Bunun için üniversitemizde var olan potansiyele güveniyorum.”

İkinci kez bu göreve talipsiniz. İlk seçimde oy üstünlüğü sağlayamamak sizi rahatsız etti mi?
“Bu soru çoğu zaman geliyor. Bu işler nasip işi. Bizlere düşen elimizden geleni yapmak. Bazen arkadaşlar adaylığımı medeni cesaret noktasında değerlendirip takdir ettiklerinde, ben bu işin medeni cesaretten öte bir sorumluluk olduğuna inandığımı söylüyorum. Daha iyisinin olabileceğine ve yapılabileceğine inanıyorsanız gerekli sorumluluğu alırsınız. Bir seçim dönemi yaşadık. O zaman da elimizden geleni yaptık. Sonrasında yine birlikte çalıştığımız, beraber yarıştığımız Hocamız Süleyman Bey Rektör oldu. İyi de yarıştık. Bugün de iyi yarışıyoruz. Biz elimizden geleni yapalım, sonuç hepimiz için hayırlısı olsun. 4 yıl önceye göre kendimi çok daha fazla geliştirdim. Hazırım. Bu üniversiteyi, bu çağın üniversitelerden beklentileri doğrultusunda kim daha öteye taşıyabilecekse ona nasip olsun diyeyim.”

orhan-aydin-(1).jpg

KTÜ’nün çıtasını yükseltmek için reçeteniz hazır mı?
“Bu söylediğiniz aynı zamanda sloganımız oldu: “Yeniden güçlü bir KTÜ için şimdi değişim zamanı.” Değişimin çok boyutu var. Öğretim üyelerimizi ziyaret ediyoruz. Bu yönde çok ciddi bir beklenti var. Toplam kalite yönetimi anlayışını benimsememiz lazım. Başarı gelecekse buna hep birlikte inanacağız ve isteyeceğiz. Akademik dünyada hiyerarşiyi abartmamız lazım. Hepimiz eş düzey insanlarız. Herkesin fikrinden, bilgisinden, aklından ve ufkundan istifade edeceğiz. Her bir arkadaşımın heyecanını yönetim süreçlerine taşıyacağız. Fikirlerinin dikkate alındığı ve takdir edildiğini gören tüm paydaşlarımız sürekli yeni fikirler üretecek. KTÜ’yü en alt birimine kadar analiz edeceğiz. Örneğin, bir anabilim dalının yüksek çözünürlüklü fotoğrafını oradaki arkadaşlarımızla birlikte çekeceğiz. ‘Eğitim-öğretimde, araştırmada ve topluma hizmette neredeyiz, önümüzde ne tür fırsatlar var, gelişim alanlarımız neler, varmak istediğimiz nokta neresi?’ gibi sorularla hep birlikte bir gelecek tasavvuru ortaya koyacağız. Bir senaryo gibi. O senaryoda herkesin rol ve sorumlulukları belli olacak. Teşvik edeceğiz, cesaretlendireceğiz ve ödüllendireceğiz. Birlikte başaracağız. Bu üniversitede yine yineliyorum, çok ciddi bir potansiyel var ve ben bu potansiyele güveniyorum. Bizden öncekilerden aldığımız bayrağı çok daha ötelere taşıyacağız. Bu iş politika işi. Üniversiteyi birlikte tasarladığımız politikalarla yöneteceğiz. Örneğin, eğitim-öğretim. Çağın beklentileri değişmiş. Üniversitenin bilgi üretme ve bu bilgiyi yayma misyonu var. Öğrencilerimize de bildiklerimizi öğretiyoruz. Ama bugünün dünyasında öğrenciler için bilgi edinme kadar edindiği bilgiyi faydaya dönüştürecek becerileri kazandırmamız lazım. Öğrenciye ufuk vermemiz lazım. Araştırma süreçleri de öyle. Mutlaka politikalarla yönetilmeli. Yoksa bir şekilde insanlar kendilerine akademik kariyerlerini de tamamlayabilme adına bir şeyler bulup çalışıyorlar. Bir yandan bilim literatürüne katkı yaparken diğer bir yandan bu coğrafyanın bizden beklediği bilgi ve teknolojiyi üretmemiz lazım. Üniversiteler toplumun refahına, zenginliğine katkı vermeli. Bu nedenle araştırmaları, politikalarla bizli güçlü kılabilecek alanlara yönlendirmeliyiz. Bizden bekleneni en iyi şekilde yerine getirmeliyiz. Giderek daha güçlü Türkiye olma idealine ancak değişen ihtiyaçlara ve beklentilere hızlı cevap verebilen güçlü üniversitelerle varabiliriz.”

Rektörlük sizce profesörlüğün zirvesi midir?
“Kesinlikle değil. İkisi çok ayrı şeyler. Rektörlük onurlu bir görev. Hakkını vererek ve severek yapılan her iş güzeldir. Az önce de söylediğim gibi farklı beklentiler olan iki ayrı alan. İyi bir profesör, iyi bir araştırmacı veya iyi bir hoca güzel ve başarılı işler yapabilmek için iyi bir ortama ve iklime ihtiyaç duyar. Hedefimiz, hocalarımızın daha iyi işler ortaya koyabilmeleri adına iklimi iyileştirmek.

Yurt içi ve yurt dışı seyahatlerinizde üniversiteleri geziyor musunuz? Bu konuda KTÜ’ye uyarlayacağınız projeleriniz var mı?
“İnsan, okuduklarından ve gördüklerinden fikirler edinir. Biz öz çıkarır. Bu öz hayatına yansır ve davranışlarını şekillendirir. Kurumlar için de geçerlidir bu. Önümüzde çok güzel örnekler var. Allah nasip etti, bu güzel örnekleri görüp analiz edebilme şansını elde ettik. Üniversitemiz bu anlamda çok şanslı. Çok farklı ülke deneyimleri olan Hocalarımız var. Onlarla birlikte iyi uygulamaları üniversitemize taşıyacağız. Hep söylediğim bir şey var: Bu toprakların değerlerini ve bilimde yaşanan bilgi ve gelişmelerle harmanlayıp güzel işler ortaya koyacağız. Bu manada eğitimde, araştırmada ve topluma hizmette çok özgün projelerimiz var. Üniversitemizi yaşıyoruz. Türkiye’yi ve dünyayı biliyoruz.”

KTÜ, size göre başarı sıralamasında neden istenilen seviyede değil? Eksik olan ne?
“Bu sıralama konusunda epeyce kafa yordum. Raporlar hazırladım. Bilimsel tebliğ sundum. Farklı sıralamalar var. Hepsi farklı farklı parametreleri esas alarak sıralamalar yapıyor. Üniversitemizin imajı adına bu sıralamaları önemsiyorum. İşin özünden taviz vermeden bu sıralamalarda daha iyi bir yere gelebilmek adına çabalamalıyız. Bu da politikalarla ve iyi bir süreç yönetimi ile olacak. Elimizdeki kaynakları ve beşeri potansiyeli en etkin ve verimli şekilde kullanabilirsek kısa sürede önemli sıçramalar sağlarız. Bazı alanlarda ivmesel olarak daha kısa sürede başarabileceğimize inanıyorum. Üniversitemizde, deniz bilimleri gibi bazı güçlü olduğumuz alanlara odaklanarak görünürlüğümüzü kısa sürede daha çok artırabiliriz.”

Bazı çevreler tarafından KTÜ’nün şehirle yeterince bütünleşemediği iddia ediliyor. Siz buna katılıyor musunuz?
“Yardımcısı olarak görev yaptığım İbrahim Hocamızın önderliğinde bu konuda çok önemli mesafeler kaydettik. Önemli projelere imza attık. Üniversitede çok ciddi bir potansiyel var. Bu potansiyeli bu bölgenin, şehrimizin sosyokültürel ve ekonomik gelişimi adına daha çok harekete geçirmemiz lazım. Her iki tarafın da niyeti iyi. Şimdi bir araya getirebilecek ve bir arada tutabilecek teknokent, teknoloji transfer ofisleri, kalkınma ajansı, proje destekleri ve benzeri mekanizmalar var. Bu dönemde de işbirliğini geliştirme adına iyi niyetli adımlar atılmıştır. Ancak, mevcut durumu yeterli göremeyiz. Somut çıktılar odaklı birlikteliklere ihtiyacımız var. Bu bağlamda, her iki tarafın da isteği, heyecanı ve beklentisi var. Biz de hazırız.”

KTÜ camiasına seçim öncesi son mesajınız nedir?
“Adaylar olarak bizler kapılarını çaldık. Çok kıymetli vakitlerini bizlere ayırdılar. Üniversitemizin daha güzel yarınları adına heyecanımıza ortak oldular, görüş ve önerilerini paylaştılar. Sizlerin aracılığıyla onlara bir kez daha teşekkür etmek isterim. Şimdi söz sırası onlarda. Sadece akıl ve vicdanlarıyla baş başa kalabilecekleri bir ortamda hür iradeleriyle tercihlerini ortaya koyacaklar. Kaybedeni olmayacak bu yarışta birlikte daha iyi için yarıştığımız Süleyman Baykal Hocamıza da başarılar diliyorum. Bu seçimin üniversitemiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.”

Röportaj: İlkhaber - Murat AYDIN

Son Güncelleme: 12.07.2016 09:26
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.