Sivil Toplum Örgütlerinin (STÖ) önemi bir kez daha ortaya çıktı. Bu hafta başında Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) milletvekili aday listesini belirleme konusunda STÖ örgütü yöneticilerinin de görüşünü oy kullandırarak aldı. Partili üyelerin tercihleri yanında STÖ yöneticilerinin milletvekili olacak adaylar listesi için oy kullanmaları demokrasimiz adına güzel bir gelişme…

Ancak, bu uygulamanın/yöntemin kimi sakıncalarının varlığını görmemezlikten gelemeyiz. Biliyorsunuz, kimi STÖ yönetiminde görev alan çoğu kişi söylemleriyle/tutumlarıyla doğrudan siyasetin içinde bulunuyor. Böyle bir konumla ve anlayışla aday belirleme konusunda isabetli karar ya da samimiyeti

nasıl kontrol edebiliriz?


Bu yöntemle yaşanacak kimi sorunlar yanında yerel anlamda “yarışacak milliyetçilik duygusu” da isabetli karar almakta zorluklar yaratacağını göz ardı edemeyiz. Şöyle ki, STÖ sayının fazla olduğu ilçeler aday belirlemede kendi çevresindeki aday adaylarına “yerel milliyetçilik” adına oy vereceği gerçeğini unutmamalıyız. Bu uygulamanın sağlıksız sonuçlar da doğurmayacağı savımıza/iddiamıza sanırım kimse itiraz etmez.

***

Artık “seçim sath-ı maili”ne girmiş bulunuyoruz. Partiler, aday adayları içinden seçmene umut verecek/ aşılayacak, dahası bir kaynana titizliğiyle hizmeti kusursuz yapacak gelin/leri listelerken de “kılı kırk yarma” gibi bir titizliği gösterme durumunda/ konumunda. Tabii ki, iktidar partisi AKP bu konuda çok daha titiz olma durumunda. Çünkü daha önceki liste uygulamalarında “Trabzon’un doğusu Trabzon’un batısı”, (Yoroz ötesi-Yoroz berisi) yakınmalarına bu kez açık kapı bırakılacak mı? Özellikle “Büyükliman Havzası”ndaki Vakfıkebir, Tonya, Beşikdüzü, Şalpazarı ve Çarşıbaşı ilçelerinde partililer kendilerini temsil edecek bir adayın listenin ilk üç sırasında yer almasının beklentisi içindeler. Kaldı ki, bu beş ilçeden aday adayları bu yarışta partisel anlamda “Biz de varız!..” dediler.


AKP Genel Merkezi beş ilçe için -bana göre- bir değil, iki “Büyüklimanlı” adaya listede ver vermeli. Bunun bir nedeni var elbet. Çünkü DP, AP dönemlerinde bu uygulamayı çok yaşadık.

***

Yıl 1957… DP, ekonominin çarkları doğru-dürüst çalışmayınca erken genel seçim kararı aldı. 1950 ve 1954 seçimlerinde Trabzon “DP kalesi” olmuş. DP, 1957’de de aynı heyecanla seçimlere hazırlanıyor. Bakınız, DP 1957 milletvekili seçimine hangi adaylarla girmiş o tarihte: Osman Turan: 10. Devre Trabzon Mebusu, İsmail Şener: 10. Devre Trabzon Mebusu, Sabri Dilek: 10. Devre Trabzon Mebusu, Selahattin Karayavuz : 10.Devre Trabzon Mebusu, Mahmut Goloğlu : 10. Devre Trabzon Mebusu, Pertev Sanaç: 10. Devre Trabzon Mebusu, Mustafa Reşit Tarakçıoğlu: 10. Devre Trabzon Mebusu, Fikri Karanis: DP İl Başkanı, Haluk Çulha: Müstafi Trabzon Belediye Başkanı, Salih Zeki Ramoğlu: Müstafi Müddeiumumi, Hasam Pulat: İşçi Sigortaları Kurumu Teftiş Heyeti Reisi, Osman Nuri Lermioğlu: Avukat.
 

O zamanlar günümüzün “birleşik oy pusulası” henüz keşfedilmediği için seçmen, partisinin milletvekili listesini partiden alıp oyunu kullanıyordu. Yukarıdaki DP listesinde kaç kişi “Büyükliman”dan biliyor musunuz? İki kişi: İsmail Şener, Sabri Dilek… Fikri Karanis’in de aslen Vakfıkebirli olduğunu da belirtmek isterim. Salih Zeki Ramoğlu da uzun yıllar Vakfıkebir’de C.Savcısı olarak görev yapmıştı.

UZUN SÖZÜN ÖZÜ; bu seçimde “Büyükliman Havzası” başka bir ifadeyle “Trabzon’un Batısı” kendileriniden bir temsilciyi TBMM’de görme özlemi içindeler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com