Kişisel sorunlardan çok siyasal sorunlardan yoruldum. Gün günden ayarsız geliyor üst üste... Her gün bir gündem... Üstelik ulusal sorunlar da yanında... İçeride birbirinin boğazını sıkan siyaset dünyası... Bir kavga bir boğuşma ki, sonunun nereye varacağını ancak Allah bilir.

Geçmişte de böylesi siyasi gerginlikler yaşanmıştı ama bunların hiç biri bugünkü gibi anlamsız bir durum kazanmamış, bu denli derin bir vadiye çekilmemişti.

Siyasetin sadece ağız kavgası, hizipleşme olan dönemini yaşıyoruz.

Hani, gelecekte oluşacak yumuşak hava için "Başka bir bahara..." diye bir sözümüz var ya; tıpkı onun gibi... Bu anlamsız ve birbirini düşman görüp birbirini dikkate almama ortamından bırakınız bahara çıkmayı, zemheri/karakışa doğru bir gidiş var görünen...

Böyle bir manzarayı yaşamak bir yana, görmek bile çile oldu artık.

Oysa geçmişte ne güzel "siyasal baharlar" yaşanmıştı bu ülkede...

Başbakan rahmetli Menderes, Kıbrıs görüşmeleri için gittiği Londra'da uçağı düşmüş, ölenler olmuş, kendileri hafif sıyrıklarla atlatmıştı bu büyük kazayı...

Tabii ki ülkede büyük bir birliktelik... Büyük bir üzüntü. Esenlik/sağlık dilemeler...

Menderes yurda dönüşünde CHP Lideri rahmetli İnönü onu havaalanında karşılamış, gazeteler bu durum için "siyasi bahar" yazmışlardı manşetlerinde...

Büyük bir birliktelik, büyük bir moral getirmişti ülkeye...

Siyasal yumuşama ülkenin her köşesinde ılık bir rüzgar gibi esmiş, yurttaşlar üzerinde görünür bir moral oluşmuştu.

Siyasal anlamdaki ayrılıklar son bulmuştu.

Aklıselim/sağduyu sahibi kişiler bu gelişme için dua ediyor, bu durum sürsün istiyordu.

***

Siyaset dünyamızda son zamanlarda oluşun "sen zot, ben zot anlayışı"nın ülkeyi nereye götüreceği artık az-çok tahmin edilebiliyor.

Girilen bu "çıkmaz sokak"tan ne kadar erken dönülürse o denli kar edileceği inkar edilemez bir gerçek... Bu durum görülürken; karşılıklı atışmaların siyaset dünyamızda ayrışmalara neden olduğunu inkar edecek kişi de yok sanırım aramızda...

O zaman, bu kırıcı, ayrıştırıcı siyasetin sonlandırılması için, hangi "sağduyu sahibi" siyasetçi "zararın neresinden dönersen kardır" diyecek acaba?

Yoksa böylesi demokrat siyasetçilerin nesli mi tükendi?

*** 

Siyasetin kendi iç dünyasındaki tutarsızlıklarının yarattığı ve sonuçta "koltuk kapma hastalığı" olarak yaşanan son gelişmelerin devamının artık çekilir yanıyönü kalmadı.

Yurttaşın belli bir amaç uğrunda yaptığı tercihi daha sonra farklı yorumlarla başka-başka vadilere çekip yorumlamak, şekillendirmek onun demokrasiye olan inancını sabote etmek değil de, nedir?

"Fiili durum" ne demek?

"Fiili durum" seçimle mi yapılır, yoksa eylemsel anlamda, ortada bir rıza yokken "ele geçirmek"le mi olur?

Sağduyu sahibi herkesi bu soruya yanıt vermeye çağırıyorum.

***

Ülke siyasetindeki kavram anlaşmazlığı kavgaları, koltuk kapma hastalığı, köşe kapma sevdalanmaları, "senin adamın, benim adamım" ayırımcılığı bitsin artık istiyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.