Türkiye korkunç bir darbe girişimini, iktidar, muhalefet, asker, polis, her kesimden vatandaş ve medyanın gösterdiği müthiş refleksle bertaraf edip, demokrasinin derinleşmesi yolunda tarihi bir kazanım sağladı.

Hiç kuşku yok ki tarih, o karanlık geceyi bu ülkeye yaşatanları ‘Hain’, canları pahasına şanlı bir direniş sergileyenleri de ‘Kahraman’ olarak yazacak.
 

Şimdi millet, özellikle de iktidar partisine gönül veren milyonlar, her gece sokaklara dökülüp demokrasi şöleni yapıyor, eyvallah. Yeni bir darbe girişimine karşı önlem ve tedbir alınıyor, amenna.

Fakat yapılması gereken tek şey bu değil. Ülkenin bu noktaya nasıl geldiğini, bu kanlı kalkışmaya cüret edenlerin Türk Silahlı Kuvvetleri içinde nasıl yuvalanabildiğini, terfilerle o kritik görevlere nasıl atandıklarını sorgulamak gerekiyor. Ülkenin zor süreçten geçtiği böylesi günlerde bazı sorular birilerine can sıkıcı gelebilir? Birileri bu soruların ötelenmesi gerektiğini de savunabilir.

Ancak bu sorulara yanıt aramaz ve köklü tedbirlerin alınmasını sağlayamazsak, belli aralıklarla benzer hadiseleri yaşamak kaçınılmaz oluyor.

Ergenekon, Balyoz, Ayışığı, Yakamoz gibi uyduruk soruşturmalar yapıldığında, bugün demokrasi sarhoşu kesilen kalemler gerçekçi sorular sorup, iktidarı tedbir almaya zorlayabilselerdi, emin olunuz bugünkü tabloyla karşı karşıya kalmazdık.

Bakınız; darbeci oldukları gerekçesiyle gözaltına alınan 6 bini aşkın askerden 103’ü general ve amirallerden oluşuyor! Bu rakam, Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki general ve amiral sayısının üçte biri demek!

Yani ordunun komuta kademesinin 3’te biri, TBMM’yi ve daha birçok devlet kurumunu bombalayacak, askere, polise ve vatandaşa kurşun sıkacak kadar gözü dönmüş isimlerden oluşuyordu! Ve buna rağmen, Kuvvet Komutanlığı, Ordu Komutanlığı, Kolordu Komutanlığı gibi görevlere getirildiler!

Eski genelkurmay başkanları bile şaşkın olduklarını belirterek, bizleri hepten şaşırtıyorlar! Bugüne kadar bu devletin istihbarat birimleri bu gerçeği tespit edememiş olabilir mi? Olmadığını şuradan anlıyoruz. Darbe girişiminin ardından 6 binden fazla asker gözaltına alındı. HSYK, 2 bin 245 hakim ve savcıyı açığa aldı, bazıları hakkında yakalama kararı çıkarıldı. İçişleri Bakanlığı, 8 bin 777 personeli görevden uzaklaştırdı.

Bunlar, 1’i il valisi, 29’u merkez valisi olmak üzere 30 vali, 52 mülkiye müfettişi, 16 hukuk müşaviri, 1 genel müdür yardımcısı, 2 daire başkanı, 3 şube müdürü, 2 hukuk işleri müdürü, 92 vali yardımcısı, 47 kaymakam ve 1 kaymakam adayı olmak üzere 246 mülki idare amiri, 3 bin 21’i rütbeli 4 bin 774 polis memuru, 92’si sivil memur, 12’si bekçi olmak üzere toplam 7 bin 899 emniyet personeli, 2 tümgeneral, 9 tuğgeneral, 61 albay, 44 yarbay, 55 binbaşı, 93 yüzbaşı, 92 üsteğmen, 42 teğmen, 171 astsubay, 44 uzman çavuş ve 1 sivil memur olmak üzere 614 jandarma personeli, 1 tümamiral (Sahil Güvenlik Komutanı), 3 albay, 9 binbaşı, 2 yüzbaşı, 3 astsubay olmak üzere 18 Sahil Güvenlik personelinden oluşuyor.

Bu listeler iki günde hazırlanmadığına ve 14 küsur yıldır bu ülkeyi mevcut iktidar tek başına yönettiğine göre, sorulması gereken iki önemli soru var;

1-İktidar, ‘Yanıltıldık’ demekle yetinmeyip, bütün bu yaşananlardan sonra kendini sorgulayarak, bu hain kadronun devletin içinde nasıl yapılandığını araştıracak mıdır?
2-Yoksa darbe mağdurluğunu siyasi bir avantaja dönüştürerek, ‘Yola devam’ mı diyecektir?

Ülkenin ve milletin bekası için ümit ediyoruz ki doğru olanı yapar, kendilerini sorgulayarak, sorumluları bulup cezalandırarak gereken tedbirleri alırlar.

Aksi halde yakın zamanda olmasa da benzer kalkışmalara tevessül edenler varlıklarını hep koruyacaktır.

Tıpkı 36 yılın ardından, hem de toplumun kahir ekseriyetinin ‘Bir daha bu ülkede darbe olmaz’ diye düşündüğü bir dönemde, vatandaşlarına tankla, uçakla, bombayla saldıran gözü dönmüş hainler gibi…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com