Osmanlı’nın son döneminde istilacı/işgalci/ sömürgeci güçlerin yanında yer alan gazeteler vardı. Sahipleri işgal güçlerine ve Saray’a yakın görünüp Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’da yaktığı “Kurtuluş Ateşi”ne karşı görüş beyan ediyorlardı. Şimdi yüzyıl sonra bu gazetelerin koleksiyonlarını inceleyenler yaşanan bir ihaneti ibretle okuyup ders çıkarıyorlar kendilerine...

İşte gazeteler bu nedenle, bu özellikleriyle birer güncel tarih olma kimliğini de taşırlar. Kurtuluş Savaş’ı döneminde Mustafa Kemal Paşa’nın katline/idamına karar çıkaran Saray’ın yanında yer alan kimi gazetelerin tarihsel değerleri(!) “ihanet belgesi” olmaları açısından ayrı bir önem taşır bu açıdan... Birer yüz karası belge... Böyle gazetelerin sahipleri ise “Türk Basın Tarihi”ne olumsuz sıfatlarıyla yazıldılar. Savaş sonrasında sürgüne gönderilerek cezalandırıldılar.

Günümüzde de gazeteler/dergiler yayımlanıyor. Hem daha çok önemsenen ve de eskiye göre çok daha faza okunan, ama önemsenen değil... Her biri güncel tarihi yazıp yarınlara belge/ayna olarak kalıyor bu “iyi-kötü gazeteler.” Görüş farklılıkları nedeniyle farklı-farklı aynalar... Kimi iç bükey... Kimi dış bükey... Aynı konuya farklı gözlüklerle bakan, o nedenle de yorumda farklı görüşler belirten gazeteler.

Geçmişte Kurtuluş Savaşı’nın karşısında yer alan “Mütareke Basını”nın korkaklığı/satılmışlığı zafer sonrasında tescil edilebildi ancak. Yoksa, Anadolu’nun bağrından doğup şekillenen ve güçlenen “Kuvayi Milli’ye Ruhu” başarı kazanmasaydı, yukarıdaki değerlendirmemizin geçerliliğe olmazdı elbet.

Bügün Türk Basını/medyası karşıt iki görüş halinde birbiriyle atışıyor, kavga ediyor. Uz görüşlü hangisi? Böyle bir konuda karar verebilmek için tüm siyasal bağımlılıklardan/düşüncelerden sıyrılıp tam BAĞIMSIZ olmak ve de iki taraf gazeteleri/yazarları okumak gerek... Ama bir şeyi unutmadan; “Yedi Düvel”e karşı verilen “ölüm-kalım savaşı”nın hangi koşullar altında kazanıldığını çok iyi bilerek ve günümüz yurt gerçeklerini önemseyerek...

Tarih kimi haklı görecek, kimi kınayacak? Elbette zaman gösterecek... Bizim endişemiz, ülkemizin de içinde bulunduğu Ortadoğu’da... Ve de yüzyıl öncenin istilacı güçlerinin tekrar gelip sudan bahanelerle bugün bu topraklarda yeni sınırlar çizme sevdalanmaları karşısında... Türk basınının bir kısmının 1918 ve sonrasında yaptığı birbirini karalama yarışından hiç ders çıkarmamış olmasıdır kuşkusuz. Tam da o dönem bir kısım gazeteleri hazırlayanların hatıratlarını/anılarını bugünün gazetecilerinin/medya mensuplarının okumalarının gerekliliğine inanıyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com