Siz ne denli uz görüşlü olursanız olunuz, karşınızdaki kişi de aynı düşünceyi paylaşmıyorsa ortak bir noktada buluşamazsınız.

Akıl terazinizin ibreleri aynı hizaya gelmez, doğruyu bulamazsınız.

Türkiye siyaset dünyasında -maalesef- bu sıkıntı nicedir yaşanıyor.

Bu kısır döngü, bu anlamsız çekişme daha da devam edeceğe benziyor. Bir grubun "ak" dediğine, karşı grubun "kara" demesi, değerlendirme yapması akıl işi değil ama ne yaparsın ki siyaset böyle bir kasisli/çamurlu ortamda yapıla geldi bu günlere.

***

Bu yazıyı yazmadan önce biraz nefeslenmek için sokağa çıktım. Amacım, biraz temiz hava almak, rastlarsam bir-iki dostla ayaküstü laflamaktı.

İyi de oldu. Nicedir görmediğim arkadaşlarımla karşılaştım. Hepsi ülke gidişatını merak eder sorular sordular. Doğrusu, böylesine önemli/derin sorularla karşılaşacağımı beklemiyordum. Soruların en önemlisi de Rusya'nın Ankara Büyükelçisi’ne yapılan suikastla ilgili...

Soruların özü; "Bundan sonra Rusya ne yapar?" üzerineydi.

Kolay bir soru değil tabii ki...

Böyle soruları yanıtlamak için dış ilişkiler uzmanı olmak gerek...

Ben kolayını seçtim.

Soruya soru ile yanıt verdim: "Türkiye Büyükelçisi -Allah göstermesin- şehit edilseydi, Türkiye ne yapardı?"

***

Devletlerin birbirleriyle olan yazılı hukuklarında bir olayın, bir durumun değerlendirmesinde "öç alma" duygusu/konusu yer almaz. Rusya'nın son olayda kısasa kısas diyecek bir söylemi olmadı/olamaz da... Bunu yapmaya kalksa tüm dünyayı karşısında bulacağını iyi bilir. Böyle olunca da, Rusya'ya hiçbir akl-ı evvel de çıkıp "sen bunu unut" demez, diyemez.

Rusya bunu unutur mu?

Onu Rusya bilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com