7 Haziran sonuçlarının ortaya çıkardığı tablo ve sonrasında yaşanan gelişmeler nazara alındığında AK Parti’siz bir koalisyon seçeneğinin mümkün olmadığı görülüyor.

Zira CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, AK Parti’siz koalisyon için her türlü seçeneği zorlamasına rağmen Bahçeli, içinde HDP’nin olduğu bir ittifaka yanaşmıyor. Yanaşamıyor.

Gelinen noktada AK Parti’nin nasıl bir koalisyon tercihi ortaya koyacağı henüz netleşmedi.

AK Parti tabanının bu bağlamda tercihi MHP. Bahçeli, seçim akşamı ortaya koyduğu ve bugüne kadar da hiçbir esneklik göstermediği çözümsüzlük tavrından vazgeçer ve samimi bir irade ortaya koyarsa böyle bir koalisyon mümkün olabilir.

Bir diğer seçenek ise büyük koalisyon seçeneği. Yani AK Parti - CHP koalisyonu....

Özellikle iş çevreleri bu seçenek üzerinde yoğunlaşıyor. Sebep ise temsil kabiliyetinin yüksek olduğu bir hükümet ile piyasalara güven aşılamak, istikrarı sürdürmek ve siyasi kutbun iki tarafının bir araya gelmesi yolu ile toplumsal rahatlamayı sağlayabilmek.

Bazı siyaset yorumcuları da tabanlar arası geçişkenliğin mümkün olmayacağı tezinden hareketle bu seçeneğe olumlu yaklaşıyor.

Ama ben bu koalisyon seçeneğine tarihsel bir örnekle şerh koyanlardanım. Bakınız 20 Ekim 1991 seçimleri... 5 partinin barajı aştığı seçimlerde hiçbir parti tek başına iktidar olma çoğunluğunu kazanamadı. DYP yüzde 27,0’lik oy oranıyla 178 milletvekili kazandı ve seçimden birinci parti olarak çıktı. ANAP yüzde 24,0 ile 115, SHP yüzde 20,8 ile 88 milletvekili çıkardı. Seçimlere Milliyetçi Çalışma Partisi (bugünün MHP’si) ve Aykut Edibali’nin başkanlığını yaptığı Islahatçı Demokrasi Partisi (IDP) ile birlikte ittifak yaparak giren Refah Partisi yüzde 16,9 oy aldı ve 62 milletvekili kazandı.

Sonuçta Cumhurbaşkanı Turgut ÖZAL hükümet kurma görevini seçimden birinci parti olarak çıkan Doğru Yol Partisi’nin Genel Başkanı Süleyman Demirel’e verdi. Türkiye o dönemde de bugünküne benzer bir süreç yaşıyordu. Nihayetinde Demirel’in SHP Genel Başkanı Erdal İnönü’yle yaptığı görüşmelerden sonra bir DYP- SHP koalisyon hükümetinin kurulması konusunda uzlaşma sağlandı. Hükümet 30 Kasım’da 164’e karşı 280 oyla güvenoyu alarak çalışmalarına başladı.V Büyük umutlar yüklenerek kurulan bu hükümet hayalleri suya düşürdü. Faili meçhul cinayetlerin rehin aldığı Türkiye binbir türlü kaos ve kriz ile karşı karşıya kaldı.

İşin bir de siyasal maliyeti vardı. SHP ile koalisyon yapmak Demokrat Parti - Adalet Partisi geleneğinin temsilcisi olan DYP için sonun başlangıcı oldu. Zira DYP tarihsel çizgisinden ödün vermişti. Toplum SHP (CHP) ile kurulan koalisyonu sindiremedi. Ve bunun bedelini de Doğru Yol Partisi’ne ağır şekilde ödetti.

Koalisyon hükümeti Tansu Çiller’in başbakanlığında devam ederken 27 Mart 1994’te yerel seçimler yapıldı. Seçim sonuçlarına göre DYP 1991’de yüzde 27 olan oyunu yüzde 21’e düşürürken Refah Partisi oy patlaması yaşadı.

1991 genel seçimlerine MÇP ve IDP ile ittifak yaparak katılan ve bir blok hâlinde oyların ancak yüzde 16,9’unu alan RP, bu kez tek başına katıldığı seçimlerde oy oranını yüzde 19,1’e yükseltmeyi başardı. MHP de oyların yüzde 8’ini alarak önemli bir oy artışı sağladı.

Bu sonuçlar DYP için çöküşün habercisi idi. DYP 1991 Genel Seçimlerinde yüzde 27, 1994 Yerel Seçimlerinde yüzde 21, 1995 Genel Seçimlerinde yüzde 19, 1999 Yerel Seçimlerinde yüzde 13, 1999 Genel Seçimlerinde yüzde 12 ve son olarak 2002 Genel Seçimlerinde yüzde 9 alarak düşüş trendini sürdürdü. Ve nihayetinde yok olup gitti. DYP kurduğu büyük koalisyonun bedelini yok olmakla ödedi. Bugün AK Parti benzer bir tehlike ile karşı karşıya.

Umarım tarih tekerrür etmez...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.