17-25 Aralık darbe girişiminin 2. sene-i devriyesini geçtiğimiz haftalarda geçirdik. Bu konuda yazılıp çizilmeyen kalmadı. Operasyonun başlangıcının daha eskiye dayandığı da sır olmaktan çıktı.

Bazı çevreler tarafından ısrarla öne sürüldüğü gibi, taraflar arasındaki mücadele17-25 Aralık darbesiyle başlamadı. O zamanki Başbakan Erdoğan ile The Cemaat arasındaki gerçek niyetlerin fark edilişi en azından Oslo görüşmelerinin sızdırıldığı 2011 yıllarına kadar dayanıyor. MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ifadeye çağrıldığı gün olan 7 Şubat 2012 ise bütün kılıçların çekilme aşamasına geçildiğinin ilk işareti idi. The Cemaat’in yaptığı bu harakirinin yani intihar saldırısının onlara ne faydası oldu bilemiyoruz ama ülkemize verdiği zararın haddi hesabı yok. 3 yıldır ülkenin gündemini işgal ettiler. Oslo dediler, Gezi dediler,17-25 Aralık dediler, her şeyleriyle hücuma geçtiler. Ülkemizdeki faizlerin son 200 yılın en düşük seviyesini gördüğü 31 Mayıs 2012 de, Gezi kalkışmasını icat ettiler. Hükümeti yıkmak için ortalığı yaktılar, yıktılar. Ama hükümeti yıkamadılar.

Sel geçip kumu kaldığında ise ülke ekonomisine verdikleri zarar en az 160 milyar dolar olarak açıklanıyordu. Yaşanılan bu fırtına sırasında birçok konuda ülkenin yörüngeden çıkarılmak istendiğine şahit olduk. Cumhuriyet tarihinin en başarılı TOKİ Başkanı ve akabinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yapmakta olan Erdoğan Bayraktar da bu fırtınada The Cemaat’in başarılı olduğu darbelerden birisine kurban oldu. Türkiye’nin son 10 yılda en çok başarılı olduğu toplu ve sosyal konut hamlesinin en önemli isminin görevinden ayrılmasına sebep oldular. Ülkemizin en önemli sorunlarından olan, şehirlerimizin çarpık yapılaşması ve dönüşüm mecburiyetleri idi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bu konuda yapmakta olduğu çok ciddi çalışmalar vardı ve bütün Türkiye’nin bu çarpık yapılaşmasından kurtulması için ülke çapında şehir şehir yeniden büyük dönüşüm hazırlıkları yapılıyordu.

Türkiye’nin her alanda olduğu gibi bu konuda da durdurulması emrini almışlardı, harekete geçtiler, Erdoğan Bayraktar görevi bırakmak zorunda kaldı, ondan sonra da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve ilgili projeler, sanki buzdolabına kaldırılmış gibi dumura uğradı. En büyük zararlardan birini de bu bakanlığa verdiler. Kim ne derse desin, o zamanki bakanlığın heyecanını bugün ara ki bulasın. Ulaştırma Bakanlığı ve diğer bakanlıkların büyük projeleri daha çok özel sektör tarafından ve yap işlet modeliyle yürütüldüğü için, bu darbeden yara almadan kurtulmayı başarabildiler.

Bu yapının darbe vurmadığı hiçbir sektör ve kamu alanı kalmamıştır. Adalet hiç bu kadar imaj ve kavram kargaşası içerisine düşürülmemişti. Emniyet Teşkilatı ve diğer kamu kurumlarındaki ihanet yapılaşmasını temizlemek ve devlet mekanizmasının sadece ve sadece millete ait ve hizmet eder hale getirilmesi zaman alacaktır ama adalet mekanizmasındaki arınma çok zor olacağa benziyor. Adalet sistemine vurdukları darbenin tortuları bile ancak on yıllar sonra temizlenebilecektir. Bu yaşadığımız acı tecrübenin herkese ve her kuruma büyük bir ders olması gerekmektedir. Cumhuriyetin belli zamanlarında dindar kesimlere yapılan bazı yanlışların sebep olduğu acı sonuçları gördük. İnsanımızı kurtarıcı olarak kucağına ittiğimiz bu cemaatin, devlete ve topluma verdiği tahribatı yaşayıp gördük. Din toplum için olmazsa olmazdır. Dinini öğrenme, yaşama ve en önemlisi çocuğunu dini bilgilerle donanmış yetiştirme arzusu, ailelerin en önemli talepleri arasındadır. Bir musibet bin nasihate bedeldir sözü ise, tam da bu iş için söylenmiş gibidir. İnsanların dini ihtiyaçları için gerekli ortamların sağlanması ve dini eğitim talepleri mümkün olduğunca devlet imkânlarıyla karşılanabilmelidir. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı bütün inanç gruplarını da içine alacak, onların taleplerini karşılayabilecek imkân ve kabiliyetle donatılmalıdır. Yaşanılan bu ibretlik The Cemaat hadisesi her yönüyle değerlendirilmelidir.

Herkes istediği cemaat içerisinde birey olarak kendisine yer bulabilir, yol bulabilir, huzur bulabilir. Bu başka bir şey ama sakın ola; hangi dini grup ve cemaat olursa olsun, devlete ortak olacak şekilde, devlet içerisinde böyle bir yapılaşmaya bir daha katiyetle izin verilmemelidir.

Yoksa gelecek zamanlarda, beklide on yıllar sonra, buna benzer bir kalkışma ve ihanet söz konusu olduğunda, görev başında onlara dünyayı dar edecek ve ülkeyi bu beladan kurtaracak Recep Tayyip Erdoğan gibi bir liderimiz o an görev başında olmayabilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.