Saçlarını polis teşkilatında ağartmış olan Cevdet Saral, 1999’da Ankara Emniyet Müdürü iken, yasadışı dinlemeler gerekçe gösterilerek aforoz edilmişti. Görevden alınmış, ekibi dağıtılmış, bazı polisler meslekten ihraç edilmişti. Sonradan ortaya çıktı ki; Saral ve ekibini yiyen asıl neden, bugün devletin zirvesinin ‘paralel yapı’ olarak adlandırdığı ve Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne ‘Paralel Devlet Yapılanması’ (PDY) olarak geçen Fethullah Gülen cemaatinin devlet içinde örgütlendiğine yönelik hazırlanan rapordu. O günlerde buna nedense kimse inanmıyor, belki de inanmak istemiyordu. O günün siyasetçileri, Gülen cemaatini elüstünde tutuyordu. Sonraki yıllarda da böyle oldu. AK Parti iktidara geldi ve cemaatten büyük destek gördü, haliyle cemaate de büyük destek verdi.

Yurtdışındaki okullarla övünülüyor, Türkçe Olimpiyatları’nda Afrikalı çocukların ‘Dere boyu kavaklar’ türküsünü söylemesini birçok Ak Partili avuçlarını patlatırcasına alkışlıyor, hatta bazıları duygularına hakim olamayıp hüngür hüngür ağlıyordu. Bugünün ‘Haşhaşi’si o günün ‘muhterem hocaefendi’sine ‘ne olur dön gel kurban olduğum’ çağrıları yapılıyordu.

Anlattıklarından öğreniyoruz ki; Cevdet Saral, öncekileri olduğu gibi Başbakanlığı döneminde Recep Tayyip Erdoğan’ı da bu yapı konusunda bilgilendirmiş. Fakat Erdoğan, “Alnı secdeye gidenden bize zarar gelmez” diyerek inanmamış, belki inanmak istememiş velhasıl önemsememiş. Sonraki süreci anlatmaya gerek yok sanırım. “Ne istediler de vermedik”diyen Erdoğan, şimdi her fırsatta, “Haşhaşiler… İnlerine gireceğiz inlerine” diye haykırıyor. Cevdet Saral ise aynı yerde duruyor. Bu yapılanmayı anlatıyor, mutlaka etkin bir
mücadele yürütülmesi gerektiğini savunuyor. Üstelik bunu, bugün Recep Tayyip Erdoğan’ın sayesinde siyasi ikbale kavuşmuş olanların kahir ekseriyetinden iyi yapıyor. Nedeni gayet basit. Erdoğan’ın etrafındakilerin büyük çoğunluğu, cemaatle öylesine haşir neşir olmuş ki; bugün o yapıyı suç örgütü olarak tanımlamaktan kaçınıyorlar. Belki de inanmıyorlar ve söyleyeceklerinin, başkalarına da hiç inandırıcı gelmeyeceğini biliyorlar.

Oysa Cevdet Saral, 16 yıl önce neyi raporlaştırdıysa bugün onu konuşuyor. Saral’ın bu mücadeleyi, uğradığı haksızlığa isyan veya intikam duygusuyla yürüttüğü düşünülebilir. Fakat kendisi, konunun kişisel olmadığını anlatıyor, ülkenin çok ciddi bir tehditle karşı karşıya olduğunu savunuyor. Yılların MHP’lisi Saral, dün partisinden istifa etti. Gerekçesi de, özellikle son 2 yıldır ülkenin içinde bulunduğu tehlikenin parti yönetimi tarafından doğru okunamamış olması. Yani, MHP’nin paralel yapı konusundaki tavrı. Şimdi Saral’ın adı, AK Parti’den aday adaylığı için geçiyor. Gayet kuvvetli bir ihtimal bu. Sizin ya da benim, cemaatin bir suç örgütü olduğuna inanıp inanmamamız çok önemli değil. Fakat bugün devleti yöneten siyasi kadronun içinde yer almak isteyen herkesin, liderin ‘inlerine gireceğiz’ deyip, Kırmızı Kitap’a koydurduğu bu yapıyla mücadele etmeye mecbur olduğunu hepimiz biliyoruz. İster doğru deyin, ister yanlış ama gerçek bu. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ın meydanlardaki en önemli kozu paralel yapı olmamış mıydı?
Emin olun bu seçimde de AK Parti’nin en büyük kozu bu olacak. Haliyle, paralel mücadelesinde, 16 yıl önce dinlemedikleri Cevdet Saral’a bugün çok ihtiyaçları var. O nedenle Saral’ın adı, Ak Parti listelerinde hem de çok önemli bir yerde görülürse sürpriz olmaz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com