Fındık üreticisi gerek sosyal medyadan gerekse e-mail yoluyla sürekli bana fırça kayıyor. “Fındıkta her sene hayal kırıklığı yaşıyoruz. Dalda para etmeyen fındık, rafta nasıl ediyor? Bizim sesimize ses ver” diyorlar.

Haklılar! Ancak, Trabzonspor’un dışında kalem oynatmayan, basınımızın güzide mensuplarına kayacakları fırçayı, bana kaymaları da, biraz enteresan yani…

Her neyse! Konumuza tüneyelim.

Hemen yanı başımızdaki komşumuz Gürcistan… Fındığı Avrupa’ya kelepir fiyattan satıyor. Haliyle bu bizim serbest piyasadaki fındık fiyatlarını alt üst ediyor. Sen dünyanın en kaliteli fındığını üretsen de, pazarı Gürcistan belirliyor. İşin kötü tarafı, Gürcistan’da fındık rekoltesi her yıl artıyor. Çiftçimizin geleceği düdük yani…

Almanya! Fındık tarımı yapılmıyor ama fındık Borsası ellerinde… Bizden şakır şakır fındık alıyor ve sonra da işleyip satıyor. Tek başına fındık ihracatın yüzde 10’nunu gerçekleştiriyor. Trajikomik olan şu ki, fındığı biz üretiyoruz ama Hans’ın belirlediği fiyata satıyoruz

Sonra Japonya… Raflardaki fındık fiyatı dudak uçuklatan cinsten… 40 gramı 324 Yen’den satılıyor Kiloya vurursak, bir kilo fındık tam 208 TL ediyor. Yani 1 kilo fındıkla, neredeyse 2 gram altın alınıyor.

Şimdi soruyorum: Gürcistan, maliyeti düşürerek, Avrupa’ya dandik fındığı kakalarken, Almanya fındık tarımı yapmamasına rağmen, fındığın fiyatını belirlerken, Japonya da 2 gram altına 1 kilo fındık satarken, % 75’lik bir oranla en büyük üretici olan Türkiye, neden sefillere oynuyor?

Bana sorarsanız, cevabı kabak gibi ortada. Saksıları çalıştıramıyoruz. Çiftçiyi süründürüp, tüccarı köşelik ediyoruz. Dalda para etmeyen fındığın, ambalajlanıp, üreticinin tarlasına bir bomba gibi düşmesine nedense engel olamıyoruz.

Ne yapmalıyız peki? Bana göre fındık piyasasının elimizde olması şarttır. Kendi borsamızı kurmalıyız. Yanı sıra, bu kadar üreticinin olduğu yerde, çikolata fabrikalarının ecnebi memleketlerde olması da, tarım politikalarında ne denli geri de olduğumuzun bir kanıtı niteliğinde.
 

Bağlarsak muhterem; Tarımda bindiğimiz dalı kestiğimiz sürece, çiftçimizin yüzü gülmeyecek. Eğer cevher bizdeyse, borsası da bizde olmalı. Aksi halde istediğimiz kadar kaliteli fındık üretelim, düdüğü her zaman başkaları çalacak. Bilmem anlatabildim mi…

Eyvallah.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com