Dokunulmazlıkların kaldırılmasına dair yeterli çoğunluğa ulaşıldı. İkinci turda 367 aşıldı.

İlk turda milletvekillerinin tamamına yakını ‘Hayır’ oyu kullanan CHP, ikinci turda strateji değiştirdi ve referandum gidilmesini önledi.

Devleti yönetenler duygularının kontrolünde hareket etmemeliler. Bir meselenin artçı çarpanlarını iyi hesap etmek zorundadırlar. En az birkaç adım sonrasını öngörerek strateji geliştirmeliler. Akıl ve duygu dengesini iyi ayarlamalılar.

Dokunulmazlık meselesine de böyle bakmak gerekir.

Dokunulmazlıkların kaldırılması doğru kabul edilebilir. HDP, tercihini siyasetten değil, hendekten, şiddetten, terörden ve illegaliteden yana kullanmıştır. Dokunulmazlıkları bu bağlamda kaldırmaktan başka yol gözükmüyor olabilir.

Ama her ne olursa olsun devleti yönetenler meseleyi siyasal sonuçları itibariyle ele almak zorundadırlar. En az maliyetle veya kârla bir iş nasıl gerçekleştirebilir diye akıl yürütmek mecburiyetindeler.

HDP buradan güçlenerek çıkar mı? Mağduriyet algısına sığınarak kaybettikleri toplumsal desteği geri kazanabilirler mi? Meselenin Meclis yoluyla değil de referandum yoluyla halledilmesi, yani topluma mal edilmesinin sonuçları ne olur? Referandum, psikolojik olarak tehlikeli başka boyutlar kazanabilir mi? Bu hamle terörle mücadeleyi olumsuz etkiler mi? Ve tüm bunların önüne geçebilmek nasıl bir akıl ortaya koyulmalı?

Tüm bu hesaplar en ince ayrıntısına kadar yapılmalı.

Meclis oylamasında ortaya koyulan tavırda maalesef bu stratejik aklı göremedim.

PKK terörist, HDP onlarla eş. CHP’de dokunulmazlıklar için ‘Hayır’ oyu verdiğine göre onlara da terörist muamelesi yapılmasında bir beis yok…(!)

Bu tavır, CHP’yi HDP-PKK çizgisine angaje edecek, onları o çizgide konsolide edecek bir tavırdır.

Peki devletin yoğun mücadele ettiği ‘illegal cepheye’ CHP’yi dahil etmek, o cepheyi genişletmek hangi stratejik aklın ürünüdür? Bu tavır terörle mücadelede elimizi zayıflatmaz mı? Toplumsal yarılmayı derinleştirmez mi?

Allah’tan iş referanduma kalmadı…

Zira referanduma gidilseydi mücadele edilen illegal cephenin nihai emellerine hizmet edebilecek bir rüzgar oluşturabilirdi…

CHP tehlikenin farkında vardı.

Vardı dediysek ülke açısından oluşacak tehlikenin değil kendisi açısından oluşacak tehlikenin farkında vardı.

Çıkıp meydanlarda ne diyeceklerdi, ne anlatacaklardı, bırakın toplumu kendi tabanına HDP ile aynı çizgide siyaset yapmayı nasıl izah edecekti…

CHP, bu saiklerle strateji değiştirdi ve referanduma gidilmesini önledi.

Bence hayırlı da oldu.

Böylece HDP’nin mağduriyet kartı da elinden alınmış oldu.

AK Parti’den 27, CHP’den 51, MHP’den 7, HDP’den 49 ve 1 bağımsız olmak üzere toplam 135 milletvekili hakkında fezleke var.

Cumhurbaşkanı’nın onayından sonra hakkında fezleke bulunan vekiller için dava süreci işleyecek. Akabinde mahkeme milletvekillerini ifadeye çağıracak.

AK Partililerin, CHP’lilerin, MHP’lilerin ifade vermeye gittiği bir yerde HDP’lilerin ‘ben gitmiyorum’ deme hakkı yoktur.

HDP’nin böyle militarist tavır takınması kendilerine karşı toplumsal tepki oluşturur. Aleyhlerine işleyecek bir süreç doğurur. Çok umdukları ‘mağduriyet’ havası oluşmaz. Radikalize olurlar, toplum desteğini kaybederler.

Stratejik akıldan kastım tam da bu…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.