Yeni anayasaya yapmak için TBMM Başkan'ının çağrısıyla kurulan Anayasa Uzlaşma Komisyonu daha üçüncü toplantıda dağıldı.

Komisyonun adı, görev kapsamı, süresi, çalışma yöntemleri vs gibi usüle ilişkin detaylar bile henüz konuşulmamışken CHP masayı terk etti. 

CHP'li üyeler henüz esasa geçilmeden; "İlk dört maddeyi ve başkanlık sistemini müzakere etmeyiz, ettirmeyiz" dayatmasında bulundu. Hal böyle olunca görüşmeler tıkandı ve CHP'li üyeler; "AKP anayasayı değil rejimi değiştirmek istiyor" gerekçesiyle masadan ayrıldı.

Toplanan komisyonun amacı yeni anayasa yapmak idi. Komisyon oy birliği esasına göre çalışacaktı. Yani hiçbir partiye ve üyeye rağmen bir maddenin kabulü mümkün olmayacaktı.

Buna rağmen CHP; "şunu tartışırım, bunu tartışmam", "bunu konuşurum, şunun gündeme dahi gelmesine izin vermem" anlayışıyla resmen masayı sabote etti.

CHP'nin uzlaşıdan anladığı kendi dayatmalarının kabulü olsa gerek...

Temel ilkeler, hak ve özgürlükler ve hükümet sistemi tartışılmadan yeni bir anaysaya yapmak mümkün olabilir mi? Yapılırsa buna sağlıklı bir anayasa diyebilir miyiz?

Halkın yarısından fazlasının arzu ettiği anlaşılan bir hükümet sistemini yeni anayasaya tartışmalarına dahil etmemeye çalışmak nasıl bir militarizmdir?

Madem komisyon oy birliği esasına göre çalışıyor, madem size rağmen bir maddenin kabulü mümkün değil bırakın isteyen istediği fikri öne sürsün ve tartışsın. Bundan neden rahatsız oluyorsunuz?

Üstelik MHP ve HDP de başkanlık sitemi konusunda CHP ile aynı kanaatteyken, bu konuda sayısal ve psikolojik üstünlük muhalefetin elindeyken konunun tartışılmaması dayatmasıyla masayı terk etmek de ne demek?

Çok açık ki CHP, varoluşundan beri muhafaza ettiği statüko bekçiliği refleksi ile hareket ediyor.

Çok açık ki CHP, militarist bir yaklaşımla yine, yeni ve yeniden 'sistemi tıkamaya yönelik' tavır sergiliyor. 

Çok açık ki CHP, özgürce konuşmaktan, tartışmaktan, müzakere etmekten ve istemediği fikirleri duymaktan çekiniyor. Bu da CHP'nin fikri yoksunluğunu ve özgüven eksikliğini ortaya koyuyor.

Çok açık ki CHP, tek parti döneminden kalma alışkanlıkları gereği özgürlük ve uzlaşıdan kendi dayatmalarının kabulünü anlıyor.

Çok açık ki CHP, milletin açık ve net talebi olan yeni anayasanın yapım sürecini türlü bahane ve dayatmalarla sabote ediyor.

Çok açık ki CHP, 1982 darbe anayasasını örtülü bahanelerle koruyor, gözetiyor ve muhafazasını arzuluyor.

CHP yine yanlış yapıyor. Yeni anayasa, milli iradenin en belirgin talebi ve Türkiye'nin en önemli ihtiyacı. CHP, millete ve onun taleplerine karşı bir duruş sergiliyor. 

CHP'nin anayasa masasına attığı tekme milletin kendisine ve Türkiye'nin ideallerine atılmış bir tekmedir. 

Milletin hafızası güçlüdür. Millet, bu tekmenin hesabını sorar. Bugün değilse yarın...

Mutlaka sorar!

DENİZ BAYKAL DURUŞU
Deniz Baykal, evvelki gün katıldığı bir canlı yayında söyledikleri ile gündem oldu. Programın tamamını büyük bir dikkatle izledim. 

Baykal, hükümete ciddi eleştirilerde bulunsa da Türkiye'nin güvenliğini ve bekasını ilgilendiren hemen her konuda "milli bir duruş" sergiledi. Özellikle dış politika ve terörle mücadele konusunda muhalefet mensubu olarak söyledikleri tam bir millilik örneği idi.

Deniz Baykal; milli hassasiyetlerin, ulusal ve uluslararası çıkarlarının yerel siyasi çıkarlara öncelenmesi gerektiğini söyledi defaatle. Rusya'ya, Amerika'ya, İran'a Suriye'ye karşı Türkiye'nin tezlerini savundu.

Bu konularda kendi partisinin tutumunu da en ağır şekilde eleştirdi. Ve CHP'nin açık açık HDP'lileşme eğiliminde olduğunu iddia etti. 

Tüm bunları söylerken yine 'milli hassasiyetleri gözeterek' hükümetin yanlışlarını ortaya koymaktan da çekinmedi.

Velhasıl...

Deniz Baykal pozitif muhalefetin nasıl yapılması gerektiğine dair bir resital sundu.

Özlemişiz doğrusu. Teşekkürler...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
www.karadenizinsesi.com.tr