Çipras ve partisi SYRİZA’nın Yunanistan’da parlak bir zaferle seçimi kazanması ile Türkiye’de bütün siyasi aktör ve yazar-çizer kadrosu kendilerine göre yorumlama yarışına giriştiler. Türkiye’de Çipras’ın iki türlü etkisi söz konusu olabilecektir, Birincisi; SYRİZA’nın seçim başarısının Türkiye iç siyaset mücadelesindeki “benzerlik ve etkileri ne olabilir?” sorusudur. CHP ve HDP kadroları ve muhip yazarları Çipras’ın zaferi ile kendilerine paye çıkarma telaşına giriştiler. Hâlbuki ne CHP ve nede HDP nin bu hareketle uzaktan yakından alakası yoktur. Açalım; Önce CHP’yi irdeleyelim. CHP, Türkiye’de kurulu müesses nizamın, değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez, tartışılmaz kurallarının bekçisi ve yegâne partisidir. Osmanlı devletinin yıkılışında ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bugünkü kodlarıyla kuruluşundaki baş siyasi hareketin temsili kurumudur. Günün şartlarına göre ait olduğu üst irade ne isterse o ideolojiye bürünür. Pragmatist görüntü verir ama öz değişmez. Tek parti devridir, faşist olunur, darbeler gerekli olur, darbeci olunur. Sosyal demokratlık elzemdir, ma aile
solcuyuz derler, solcu olunur. Tek partili ve çok partili sistemde CHP’nin fikri takibini yaptığı tek şey, müesses nizamın korucubaşısı olmak mecburiyetidir. 

CHP’nin halka dönük bir fikir geliştirememesi, halkın talepleriyle bihaber ve çelişkili olması, onun yüzyıllık hikâyesindeki kodlarıyla alakalıdır. Bütün siyasi iktidarlar, ister halkın menfaatine, ister topyekûn Türkiye’nin menfaatine uygun ne yaparlarsa yapsınlar, CHP olaya müesses nizamın, Nişantaşı entellerinin ve Londra muhibi Boğaziçi baronlarının penceresinden bakar. Kurulu düzene aykırı ise, mutlaka karşı çıkmak mecburiyetinde olur. Dolayısıyla, Yunanistan’da iç ve dış mevcut sistemlere başkaldıran hareket olarak kampanya yürütüp iktidara gelen Çipras ve partisi SYRİZA ile bizdeki sistemin demirbaş bekçisi CHP’nin uzaktan yakından bir alakası yoktur. En azından onlar solcudur, bizimki iliklerine kadar tutucu ve rejim muhafazakârı bir partidir. Benzerlik ancak, bugün ülkesini ve kendisini tüketmiş sol burjuvazisi Yunan PASOK partisiyle kurulabilir. HDP ve vitrinindeki Demirtaş’a gelince; Selahattin Demirtaş’ın birkaç kırık sol ağızlı demeçleriyle Çipras’ı andırması söz konusu olamaz. Çünkü HDP bütün genlerine kadar Kürtçü, ırkçı ve faşist bir partidir. Doğu Anadolu’da dahi siyaseten kendilerinden farklı düşünen insanlara hayat hakkı tanımayan, kendi bölgesinde onlara cehennemi yaşatan bir siyasi kadrodan sosyal demokrasi bestesi çıkmaz. Yunanistan’da doğan bu yeni hareket şekil olarak ancak AK Parti’nin, 2002 çaresizliğindeki Türkiye’de sistemin bütün siyasi aktörlerine karşı sağladığı başarıyla şekil benzerliği görülebilir. AK Parti isyan hareketi olarak doğmadı ama, milleti yıllardır esaretine alan yerleşik vesayet ve baronlar sistemi ile emperyal IMF’yi ülke gündeminden çıkartmayı başardı. Yoksul ve orta sınıfın partisi oldu. Yıllardır çözülemeyen bütün altyapı ve üstyapı problemlerini yerli imkânlarla, ülkeyi üç kat büyüterek çözdü. Çipras’ın çıkışı çok havalı oldu ama devamı Allah Kerim. Esas benzerlik için ise 5-10 yıl sonrasına bakmak gerekecektir. 

İkincisi; Çipras ve iktidarının Türkiye ile ilgili en önemli konusu ise, Türkiye ve Yunanistan arasındaki ikili ilişkilerin rayına oturtulması konusudur. Çipras ve arkadaşları isterlerse, bu dönemde iki ülkeyi ilgilendiren konularda, oldukça faydalı ve kalıcı sonuçlar alabilme şansına sahip olurlar. Çipras’ın önceliği tabii ki AB ile yapacağı ölüm kalım savaşı olacaktır. İşleri çok zordur. Bütün bir ülke topyekûn batmış durumdadır. İç politikada, açlık ve yoksullukla, devasa borçlarla ne yapıp yapamayacağını hep birlikte göreceğiz. Başarılı olmaları için fazla şansları yok. Buna karşın, Çipras ve arkadaşlarının başarı sağlayabileceği en elverişli konu ise dış politikada Türkiye ile olan münasebetlerde olabilir. Çipras; Türkiye ile ilgili kronik problemleri radikal olarak çözebilecek bir lider görüntüsü vermektedir. Kıbrıs, Doğu Akdeniz, Ege’deki kıta sahanlığı gibi konularda en radikal çözümü konuşabilecek bir liderle karşılaşmış olabiliriz. Tarih boyunca Ege’nin her iki yakası da tek bir ekonomik bölge ve tek bir siyasi çatı altında yönetile gelmiştir. Osmanlı devletinden ve Anadolu ana parçasından koparılan Yunanistan yarımadası, bugün geldiği noktada ekonomik olarak çökmüş durumdadır. Ege denizini çevreleyen, Atina, İzmir, Selanik ve adalar; İstanbul merkezli siyasi ve ekonomik düzenin parçaları olmuşlardır. Atina ve Adalar, İzmirsiz; Selanik ise İstanbulsuz ayakta kalamazdı ve neticede olan da budur. Yüzyıldır Anadolu’ya ve İstanbul’a sırtını dönüp, yüzünü batı başkentlerine çeviren Yunanistan, ne Balkanlarda etkili olabilmiş, ne de, medet umduklarından beklediğini alabilmiştir.
AB’ye girdiklerinde bize karşı çok havalanmış ve umutlanmışlardı. AB, bilhassa Almanya, Yunanistan’ı müstemleke haline getirmiş, önce hazıra alıştırmışlar, bugün ise, çalışan doğru dürüst fabrikası kalmayan, sirtaki ile turistlerden gelen gelirden başka üretimi kalmayan, alman turistlere ancak garsonluk yapabilen bir ülkeye dönüştürmüşlerdir. 

Çipras, eğer tarihin akışı yönünde doğru konum alabilirse ki bu umudu veriyor. Yunanistan, Türkiye ile ekonomik olarak problemsiz bir ortak bölgeyi oluşturabilir. Ege adındaki martı, tek kanatla ulaşamadığı semalara iki kanadıyla uçabilir. İsterlerse, tarihin doğru yönünde akan nehirde, bizimle aynı gemide yol alırlar. Kıbrıs’ı, Doğu Akdeniz deki doğal kaynaklar konusunu, Ege denizindeki kıta sahanlığı gibi konuları mantık ve ortak menfaat süzgeciyle çözen iki ülkenin oluşturacağı sinerji, Yunanistan’ı, bugün el açtığı merkezlerin tahakkümünden de kurtaracaktır. Çipras iyi niyetle Ege’nin doğu yakasına bakıp, iyi niyetle gelirse, bu yakada da kendisini iyi niyetle karşılayanların olduğunu görecektir. Umarız böyle olur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.