Erken yaşta evlilik, içimizi kanatan bir sorun olarak varlığını sürdürüyor.

Çok sayıda dernek, kanaat önderleriyle birlikte çalışmalar yapsa da kendini halen ‘evlilik oyunu’ içinde bulan çok sayıda kız çocuğu var.

Hayalleri parlarken mutfaklara sürüklenen çocuk gelinler.

Geçtiğimiz günlerde Giresun’un Tirebolu ilçesinde yaşanan vahşet, çocuk evliliklerinin dramatik sonunu tokat misali bir kez daha yüzümüze çarptı.

Ayşe Kuru, henüz 16 yaşında evlendiği kocası tarafından annesiyle birlikte sokak ortasında bıçaklanarak öldürüldü.

Cani kocanın, 6 aylık ikizlerini acımasızca caddeye fırlattıktan sonra Ayşe Kuru ve annesini bıçaklayarak katletmesi kadar, etraftakilerin duyarsız bir şekilde olayı seyretmesi de kahrediciydi.

Sokakta eşine ya da sevgilisine sarılan adama müdahaleyi ‘Mahalle delikanlılığı’ sayıp ahlak zabıtası kesilenlerin, cinayeti seyretme korkaklığını  ‘Karı-koca arasına girilmez’ bahanesiyle saklamaya çalışmasının utanç verici bir çelişki olduğunu hatırlatıp, devam edelim.

16 yaşındaki bir kız çocuğu niye evlenir, ya da evlendirilir?

Sonu trajediyle biten onca kötü örneği olmasına rağmen, bir aile öz evladını bu yükün altına niye sokar, ya da sokulmasına rıza gösterir?

Bütün uğraşlara rağmen bu evlilikler niye engellenemez, çocuğun geleceğiyle, hayatıyla neden oynanır?

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi kapsamında 18 yaşının altındaki her birey, çocuk olarak kabul edilir.

İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre Türkiye, Gürcistan’dan sonra dünyada çocuk gelinlerin en çok görüldüğü 2. Avrupa ülkesi konumunda.

Türk hukuk sisteminde ise ‘Çocuk gelin’in tarifi tam bir muamma!

Örneğin, Türk Medeni Kanunu’na göre 17 yaşını doldurmamış kimseler, Çocuk Koruma Kanunu’na göre 18 yaşını doldurmamış kimseler, Türk Ceza Kanunu’na göre ise 15 yaşını doldurmamış kimseler “Çocuk gelin/damat” sayılıyor!

Bu kadar yasal boşluğu bulunan bu hukuk sisteminin, bu soruna ilaç olması mümkün mü? Sanmıyorum.

Bu sistem değişmedikten sonra, küçük yaşta evlendirilen bu çocukların acı hikâyelerini gazete sütunlarında okumaya, televizyondan izlemeye devam edeceğiz ne yazık ki!

Çocukların kaderini arkasından dolaşılan yasalara bırakmak yerine, onları koruyan, kesin hükümlü ve yoruma olanak vermeyen kanunlar yapılmalı.

Elbette toplumsal bilinç önemli ancak devletin bu konuda tıpkı terörle mücadeledeki tavır gibi kararlı olması lazım…

Akademisyenler, psikologlar, sosyologlar, sivil toplum örgütleri ve gönüllü kuruluşlar, çocuk evlilikleri konusunda daha kalıcı, caydırıcı ve önleyici yasaların çıkarılmasını her platformda haykırıyorlar. 

Başta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olmak üzere devletin tüm birimlerinden, çocuk evlilikleri gibi yüzkarası bir sorunun, muasır medeniyetler seviyesine yükselme yolunda ilerleyen Türkiye’nin gündeminden çıkarılması için çözüm istiyoruz.

Ümit ederiz ki; Giresunlu Ayşe Kudu bu trajedinin son kurbanı olur.

Bir kez daha haykırıyoruz; çocuk evliliklerine HAYIR.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com