TBMM her zamanki gibi... Kavgalı, huzursuz/ çekişmeli oturumlar yaşanıyor. Öte yanda Anayasa Komisyonu kendi havalarında... Tutturuldu, illa da; “-Anayasa değişecek... İlk dört madde de...” Sanki ülkede her şey güllük-gülistanlık... Sanki çok, ama çok büyük bir çoğunluk Anayasa’nın tutsak (!) edici hükümleri/emirleri altında eziliyor, boğuluyor, ses çıkaramıyor. Meclis Başkanı İsmail Kahraman, yapılacak değişiklikler konusunda “kararlı” olduğunu daha başlangıçta gösterdi:

“-İlk dört madde değişecek!” Başkan, bu dört maddenin değiştirilemeyeceği koşulunu unutmuş görünüyor. “-Allah.. Allah... Niçin değişemezmiş? Allah yapısı değil ya...” Böyle düşünenler de var. Bu düşüncenin peşine takılıp “haklılık” arayanlar, karşı tarafın “hangi akla hizmet?” sorusunu yanıtlamada zorluk çekiyor. Kısaca yanıt veriliyor böyle durumlarda; “-Demokrasi...” Yahu, demokrasi yoktu da öyle mi geldik bugünlere? Haa, diyorsanız; “-Daha çok demokrasi!..” O zaman, demokrasiyi besleyecek demokratik bir “Partiler Yasası” ve “Seçim Yasası” neden gündeme getirilip yapılmıyor? Yapılmıyor, çünkü var olan “Tek Seçici Genel Başkanlık Sistemi” ortadan kalkacak...

Genel Başkan’a bağlı, onun bir dediğini iki etmeyen kadrolar ne partilerde, ne de Meclis’te olacak... Partide, Meclis’te Genel Başkan’dan korkmayan, gücünü halktan/seçmenden alan partililer, milletvekilleri olacak. Ülkede gerçek anlamda demokrasi yaşanacak... Teneffüs edilecek... Soluklanılacak... -Hayır, öyle olmayacak!.. -Peki, ne olacak? -İlk dört madde dahil Anayasa değişecek... Terör Ankara’nın kalbine girdi, eylem yaptı. Biz, “Anayasa’yı sil baştan değiştirme sevdası”na kapıldık gidiyoruz. Nereye, Allah bilir...

Peki şimdi ne olacak? CHP, Anayasa Komisyonu’nu değiştirilemeyeceği koşulu olan “ilk dört madde”yi koruma adına çalışmalardan çekilmesini... Ardından TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın “aradığını/beklediğini bulmuş” gibi “-Biz de kalan üç parti temsilcileriyle devam ederiz” şeklindeki açıklamasını... Gelecek için iyiye işaret mi sayalım, dersiniz? Tüm bu olumsuzluklar/çıkmazlar yaşanırken bir kişi çıkıp;

“-Arkadaşlar ne yapmak istiyoruz? Şurada kaç arkadaş Anayasa hukuku okudu? Kendimizi niçin aldatmaya çalışıyoruz? Yeni Anayasa yapılacaksa bu ülkede, üniversitelerin hukuk fakülteleri, onların Anayasa profesörleri var. Onlara havale edelim bu işi...” demiyor/diyemiyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com