Suriye, Irak, Kobani derken terör yine hortladı. İlk önce Bingöl sonra Hakkari ve son olarak Diyarbakır’dan yüreklerimizi dağlayan şehit haberleri aldık. 
İki yıldır böyle haberleri duymaz olmuştu Türkiye. Kan akmaz, analar ağlamaz olmuştu. Her şey yolunda gidiyordu. Türkiye kadim bir sorununu çözmeye ilk kez bu kadar yaklaşmış, bölgede uluslar arası etkinliğini artırmıştı. 
Tüm bunların en önemli sağlayıcısı Çözüm Süreci idi…
Elbette iç huzurunu sağlamış ve bölgede her türlü meseleye karşı söyleyecek sözü, uygulayacak yaptırımı olan Güçlü Türkiye profili birilerini rahatsız ediyordu. 
Geziyle başlayan 17 Aralık darbe girişimi ile devam eden ve nihayetinde Kobani olayları ile fitili yakılan terör saldırılarının en önemli hedefi Çözüm Süreci idi. 
Amaç ve strateji açıktı: Huzur ve güvenliğini zedelemek suretiyle Türkiye’yi istikrarsızlaştırıp uluslar arası alanda pasifize etmek…
Bugün yüreklerimizi yakan terör hadiselerini bu stratejinin bir parçası olarak görmemek saflıktır. 
Türkiye; huzur, güvenlik ve istikrarına yönelik çok kompleks bir oyun ile karşı karşıyadır. Türkiye karşıtı uluslararası aktörler, onların yerli taşeronları ve varlığını silaha ve kana borçlu olan yerli mihvallerin somut hedefi Çözüm sürecidir.
Terör dışındaki provokatif faliyetler bu noktada Türkiye’ye karşı oluşturulan koalisyonun ortaklarını afişe etme adına önemli ipuçları içeriyor. Geçmişte çözümsüzlük ve çatışmanın sürdürülebilirliği için çaba sarf eden bir derin devlet yapısı mevcuttu. Bugün aynı amaca hizmet etmek adına Paralel Yapı’nın büyük bir bürokratik direniş ortaya koyduğu maalesef bir gerçektir. 
Bu noktada şu bilirkişi görüşünü durumun vahametini göstermesi açısından önemsiyorum: “Çözümün önünde engel olarak dün Jitem vardı bugün Paralel Yapı var…”
Velhasıl oyun da net, oyunun amacı ve aktörleri de…
Çözüm süreci, bu ülkenin huzurunun, güvenliğinin, istikrarının ve parlak geleceğinin teminatıdır. Çözüm süreci, yarınlara ait umudumuzun ve Büyük Türkiye idealinin garantörüdür.
İşte bu yüzden Çözüm süreci bu milletin namusudur. 
Bu milletin namusuna leke sürmeye çalışanları millet de hukuk da tarih de affetmeyecektir.
Burada en büyük sorumluluk hükümetindir.
Hükümet, bir yandan çözüm sürecini pamuklara sarıp kollamalı bir yandan da devlet otoritesi ve kamu düzenine zerre zeval gelmesine müsaade etmemelidir. 
Bu devletin kudreti, milletin azim ve feraseti ile çözüme olan ortak inancı aydınlık yarınların teminatıdır.
İnancımız tam. Güzel günler göreceğiz… 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.