Tarihi kaynaklarda küçük farklılıklarla da anlatılır ancak özet şöyledir: Fatih Sultan Mehmet, Fatih Camii’ni yaptırmak için bir yer bulur. Yerin sahibi Hıristiyan’dır. Nuh der peygamber demez ve kendisine yapılan tüm tekliflere rağmen arazisini satmayı kabul etmez. Fatih Sultan Mehmet, o arazinin üzerine camiyi yaptırır. Arazinin sahibi, çevreden bir kişinin telkiniyle çekinerek Kadı’ya gider.

Çekincesi şudur; “Koskoca Padişah Fatih’e Kadı ne yapabilir ki?” Nihayetinde mahkeme başlar. Fatih Sultan Mehmet ayakta; Kadı oturuyor. Padişah, “Ben orada bir cami yaptırmak istedim ve şikâyetçiye çok paralar vaat ettim ama hiçbirini kabul etmedi. Ben de camiyi inşa ettirdim” diye savunma yapar. Fatih Sultan Mehmet, sahibinden izinsiz, arsa üzerinde inşa ettirdiği cami sebebiyle elinin kesilmesi cezasıyla tehdit altında…

Kadı şikâyetçiye seslenir; “Evladım, bak bu bir padişah. Ama ben Allah’ın kadısıyım ve de bana emrettiği şey, böyle bir durumda onun kolunu kesmektir. Ben şimdi onun kolunu kesip hükmü eda edeceğim, yerine getireceğim.” Şikâyetçi kişi bakıyor ki; gerçekten Kadı, padişahın elini kesecek! Davadan vazgeçiyor. Fatih Sultan Mehmet diyor ki; “Arazinin karşılığı olarak şu anda bin altın vereceğim ve ömrü boyunca da her gün bir altın devam edecek.”

Velhasıl mahkeme bitiyor. Kadı derhal ayağa kalkıp, Fatih Sultan Mehmet’e, “Padişahım, şu ana kadar ben kadıydım; ben Allah’ı temsil ediyordum. Ben oturuyordum, siz ayaktaydınız. Ama şu andan itibaren mahkeme bitmiştir. Senin sadık bir tebaan olarak ben ayaktayım ve artık kadı falan değilim.” Fatih Sultan Mehmet, Kadı’nın ne yapacağına bakıyor.

Kadı, kılıcını çekiyor ve diyor ki; “Eğer padişah olarak yanlış bir şey yapsaydın, seni öldürürdüm.” Fatih Sultan Mehmet de kılıcını çekiyor ve diyor ki, “Eğer sen, ben padişahım diye haksız olmama rağmen beni haklı çıkarsaydın, benim de yapacağım aynı şeydi. Ben de seni öldürecektim.”

Adaletin tartışıldığı günümüzde, her fırsatta torunu olmakla övündüğümüz Fatih’in adalet anlayışı hatırlansın istedim. Fazla detaya girmeyeceğim. Polise güvenmiyoruz. Savcılara güvenmiyoruz. Hâkimlere güvenmiyoruz. Nihayetinde, Cüce Divan yapılan Yüce Divan’a da güvenin sıfır olduğunu gördük! Cumhurbaşkanımız dün ne güzel konuştu: “Millet yargılamayı yapmış, kararını vermiştir” dedi.

O halde yapılacak tek şey var. Anayasa Mahkemesi Başkanı’nı millet seçmeli. Benim favori adayım, şu anda milletimizin adalet adına tek güvendiği isim olan Müge Anlı. Tüm rakiplere fark atacağına eminim. Kalın sağlıcakla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.