Meslektaşlarım ve Allah şahittir ki; yazmamak için çok sabrettim.

Sonucu itibariyle büyük tartışma yaratan Trabzon Gazeteciler Cemiyeti (TGC) kongresinin ardından, camiadaki gerilimi azaltmak için çok uğraştım, herkesi sağduyuya davet ettim.

Bunun için basın toplantısı bile düzenledim.

Meseleyi, aklı ve vicdanı egemen kılarak kendi içimizde halledebileceğimizi düşündüm ve buna gerçekten inandım.

Fakat yanılmışım.

Kongrenin yapıldığı 7 Mayıs’tan bugüne kadar yaşanan gelişmeler ve ortadaki büyük samimiyetsizlik, her şeyi tüm açıklığıyla anlatmayı kaçınılmaz kıldı.

Anlatayım ki; nefislerini, hırslarını ve koltuk sevdalarını, basın camiasındaki bölünmeden/ çatışmadan daha önemli görenlerin gerçek yüzlerini hem camiamız hem de kamuoyu görsün, bu ayıp tarihin kayıtlarına da geçsin.

***

Bilindiği üzere, TGC kongresinde en fazla oyu almama rağmen kuşkulu bir istifayla yönetimde azınlığa düşürüldüm ve Yusuf Turgut, 9 kişilik yönetimde 5/4 üstünlük sağladı.

Yusuf Turgut’un, ‘Başkan adayı’ olarak girdiği seçimde rakibinden az oy almasına rağmen tüzüğe sığınıp başkanlığı kendisine hak görmesi, daha ilk andan itibaren tartışma başlattı.

Sandık sonucu belli olur olmaz, “En yaşlı üyemiz olan Hikmet Aksoy’u başkan seçip olağanüstü kongreye gideceğiz” açıklaması yapan Yusuf Turgut, dakikalar sonra, “Arkadaşlarımı ikna edemedim” diyerek bu sözünü yuttu!

Bu sözünü tutması için kendisine çok ısrar ettim kabul etmedi.

Sunduğu bütün teklifler kendi başkanlığı üzerineydi!

Bu tabloda ne kendisinin ne de benim başkanlığımın doğru olmayacağını belirterek, tekrar seçimin en sağlıklı yol olduğunu anlattım, dinletemedim.

Yusuf Turgut kafasına koyduğunu yaptı ve 5/4 üstünlük avantajıyla kendisini başkan seçtirdi!

Haliyle camiadaki rahatsızlık gerilime, kutuplaşmaya dönüştü, tartışma alevlenip gitti, rayından çıktı.

Başından beri, seçim sonucunda oluşturulan yönetimin gerçekten sandıktan çıkan yönetim olmadığını ve Divan Kurulu’nca yanlış yapıldığını, bunu da kanıtlayacağımı savundum.

Doğrunun tespit edilmesi için de İl Dernekler Müdürlüğü’ne başvurdum.

ZEKİ SANCAK’IN TELEFONU!
Bu raporun sonucunu beklerken ve camiadaki tartışma sürüp giderken, geçen hafta çarşamba (25 Mayıs) günü saat 11.00 sıralarında Zeki Sancak aradı.

Camiadaki gerilimden rahatsızlık duyduğunu ve Yusuf Turgut ile konuştuğunu belirterek, “Bu gerilim son bulmalı. Kamuoyu bize gülüyor, meslek zarar görüyor. Bugün bir araya gelin ve olağanüstü kongre kararı alın, herkesi rahatlatmış olursunuz” önerisinde bulundu.

Ben de aynı düşüncede olduğumu ve Yusuf Turgut ile görüşeceğimi söyledim.

Aslında olağanüstü kongre kararı alınması için bana ve arkadaşlarıma gerek yok.

Yusuf Turgut ve 4 arkadaşı, yönetimde çoğunluğu oluşturdukları için bu kararı fevkalade alabilirler ancak birlikte almak elbette tartışmaları bitirip, tansiyonu düşürecek bir hamleydi.

Aynı gün saat 16.30’da Meydan’da bir pastanede Yusuf Turgut ile buluştuk, yanında Zihni Ağırman da vardı.

Yusuf Turgut, tarihleri bile belirlemişti! Ya 6 Ağustos ya da 24 Eylül’de yapılmak üzere olağanüstü kongre kararı almayı önerdi.

Ben daha erken bile yapılabileceğini (Temmuz) söyledim fakat bu tarihlerde ısrar etti ve tartışmaları bitirmek için tek doğrunun bu olacağı üzerinde anlaştık.

Bu çarşamba günü yani dün yönetim kurulu toplantısı yaparak olağanüstü kongre kararı almayı kararlaştırdık.

MURAT TAŞKIN VE ALİ ÖZTÜRK’Ü ARADIM
Biz anlaştığımız için Dernekler İl Müdürlüğü’nden gelecek rapor artık önemli değildi.

Sadece, benim itirazlarımda haklı ya da haksız olduğumu kanıtlayacaktı.

Yusuf Turgut ile görüşmemizden 2 gün sonra o rapor tarafıma tebliğ edildi.

Müdürlükçe oluşturulan komisyon, ‘Oy sayım işlemlerinin dernek tüzüğüne ve mevzuatına uygun yapılmadığını’ tespit etti.

Alt kurullarda da birkaç isim değişiyor ama seçim sonucuna direkt etki edecek asıl tespit şöyle: Listemden istifa eden Nedim Mollaveisoğlu’nun yerine rakip listenin asil üyesinin getirilmesinin yanlış olduğu ve benim listemde en fazla oy alan yedek üye Tamer Küçük’ün getirilmesi gerektiği belirlendi.

İtirazımda haklılığım kanıtlandı ama bu rapor üzerinden yine camia daha çok gerilmesin istedim.

Kendisi de Dernekler İl Müdürlüğü’ne başvuruda bulunduğu için aynı gün raporun tebliğ edildiğini öğrendiğim Ali Öztürk’ü arayıp, bununla ilgili bir şey yazmamasını rica ettim.

Ardından, bu süreçte sürekli Ali Öztürk ile birbirlerine köşelerinden eleştiriler yönelten Murat Taşkın’ı arayıp, “Abi senden de rica ediyorum. Artık yazmayın, camia daha çok gerilmesin, biz kararlaştırdık olağanüstü kongreye gideceğiz” dedim.

Sağ olsunlar ikisi de anlayış gösterip ‘Tamam’ dediler.

Sonra da Yusuf Turgut’u arayıp, bu görüşmelerden haberdar ettim ve “Pazartesi günü buluşup olağanüstü kongreye gideceğimizi ortak bir açıklama duyuralım. Çarşamba günü de kararı alırız” dedim.

TEK LİSTE DAYATMASI!
Lakin Yusuf Turgut yine yan çizdi.

Artık alıştığımız “Arkadaşlarımı ikna edemedim” mazeretiyle, olağanüstü kongre kararı almaktan vazgeçtiğini söyledi ve bana mahkeme yolunu gösterdi.

Dedi ki; “Mahkeme kararı uzun sürer. Yargıtay’da bir hakime Dernekler İl Müdürlüğü’nün raporunu gösterdik. Mahkeme beni görevime devam da ettirebilir, seni de haklı çıkarabilir. Eğer benim başkanlığımı kabul edip tek listeyle olağanüstü kongreye gitmeyi kabul edersen seçime gidelim. Yoksa mahkeme kararını bekleyeceğim. ”

Yine tartışılacağını, yine yıpranacağını, yine camiada huzursuzluğu tırmandıracak bir kararda direttiğini söyledim ama nafile!

Bu nasıl bir hırs, nasıl bir anlayış, neyin direnişidir anlamak mümkün değil.

Bir insan, seçilemediği bir yere ‘ hak ve hukuka uygun olmayan yöntemle’ geldiği resmi olarak kanıtlandığı halde orada kalmakta niye ısrar eder ki?

Üstelik 30 yılda edindiği itibarın zedelenmesini ve kendisine duyulan güvenin her geçen gün mum gibi erimesini göze alarak!

Değer mi be Yusuf Abi?

Yenilgiyi kabul edemiyorsun eyvallah!

Fakat camianın tamamından kabul görmediğini bile bile zorlama bir başkanlıkla orada birkaç ay hatta birkaç yıl daha fazla kalsan ne olur?

Sadece 5 kişilik bir yönetimle, kamuoyuna sürekli aciz ve bölünmüş bir görüntü vererek şahsınızın yanı sıra Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin saygınlığına da zarar vereceğinizi hiç mi düşünmezsiniz?

Ne kadar gider ki bu böyle?

İnsanlar şimdiden, ‘Sandığı duyunca Yusuf Yusuf ediyor’ diye konuşuyorlar, ben üzülüyorum. Bunları sen duymuyor musun?

Vicdanını dinle ve bir kez daha düşün.

Hakikaten değer mi be Yusuf Abi?

***

Artık hukuka gitmek kaçınılmaz oldu.

TGC seçimini mahkemeye taşıyanın kim olduğuna yukarıdaki açıklamaları okuyarak sizler karar verin.

Kalın sağlıcakla.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com