Dışarıda belediye hoparlörü birbiri ardınca ölüm ve mevlit duyuruları yapıyor. Can sıkıcı bir durum benim için… Bu duyurular başka bir yöntemle yapılamaz mı diye soruyorum içimden.

Ölüm hepimiz için, kaçınılmaz sonuç… Yaşam madalyası bu sonuçtan sonra alınıyor/ takılıyor. Altın, gümüş ya da bronz değil, iyi olan, örnek yaşayanlar için verilen manevi bir madalya… Öyle bir madalya ki, sevabı-günahı tartılıp sonuçta elde kalana göre layık görülen… Cennet ya da Cehennem…

İlâhi Adalet… Ne denir ki… Nasıl yaşarsanız yaşayınız ölüm denen sonuç gerçek… Merhum şairimiz Yahya Kemal Beyatlı’nın son demlerinde ölüm için söylediği “Buna bir çare yok mudur ya Rabbül Alemin…” diye sorması yaşamdan kopmanın, “öbür dünya” ya yapılacak yolculuğun hep zamansız olduğu anlatılmıyor mu?

Siyasetin milletvekili, başbakan ve cumhurbaşkanı merdivenlerini alın aklığıyla tırmanıp zirveye ulaşan… Demokrasi mücadelesinde küsmeyen/darılmayan, kin tutmayan, öç peşinde koşmayan bir insandı Süleyman Demirel… Demirel adıyla ilkin – sanıyorum- 1964 yılı Haziran ayında Kütahya’nın Simav ilçesinin (Şimdi ilçe olan) Pazarlar Köyü’nde Köy Raporu gazetemi bastırmak için Gediz ilçesine gittiğimde tanıştım. Genel Başkan Ragıp Gümüşpala’nın vefatı üzerine yeni başkan seçilecekti. Gediz’de herkes radyo başında Saadettin Bilgiç’in seçilmesini beklerken o zaman adı pek duyulmayan ama kongrede DSİ Genel Müdürü olması nedeniyle “Barajlar Kralı” olarak tanıtılan Süleyman Demirel oyları alınca AP’nin başına geçti.

Sonrasını bilmeyen yok her halde… Demokratlığından ve demokrasi azminden hiç ödün vermeden onca badireden geçti. Küsmedi… Darılmadı… Yılmadı…

Bugün aramızdan ayrılırken ardından yazılanlar/söylenenler O’nun davet ve siyaset adamı olarak aziz milletimizin bir “demokrasi abidesi” olduğunu düşünüyorum şu an…
Allah Rahmetini bol eylesin… Amin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com