Yıl 1987.

Köy ilkokulunda öğrenciyim. Siyaset yasağı kaldırılmış ve Süleyman Demirel yeniden Doğru Yol Partisi’nin başına geçmişti.
 

Haber aile büyüklerimizi sevindirmişti. Rahmetli amcam ‘Kırat’ fanatiğiydi. Rahmetli babam ise siyasetten pek anlamaz ve sevmezdi ama onda da bir Demirel hayranlığı vardı.


O günlerde benim gibi 9 yaşında olan çocuklar için siyasetin anlamı, İnönü ve Menderes ile başlayan, Demirel, Ecevit, Türkeş ve Erbakan isimlerinin sıkça telaffuz edilmesiyle devam eden büyüklerin sohbetleriydi.


Bir de parti flamalarıyla süslenmiş arabalardan atılan rengârenk el ilanları ve anlamını o zaman bilmediğimiz sağa sola yazılmış sloganlar… Demirel 1991’de Başbakan olduğunda ortaokul öğrencisiydim. Liseyi bitirdiğimde ise Cumhurbaşkanı olmuştu.


Gazeteciliğimin ilk yıllarında Cumhurbaşkanı Demirel’i birkaç Karadeniz gezisinde takip etmiştim. 2000 yılında Cumhurbaşkanlığı görevinden ayrıldıktan sonra da, aktif siyasete yön veren bir duayen olarak hep gündemde kaldı Demirel.

***

2010 yılının Mart ayıydı. Bir gazete, Süleyman Demirel’in yakın çevresine dayandırdığı bir iddiaya yer vermişti. Gazetede, Nazmiye-Süleyman Demirel çiftinin, evlendikten sonra bir bebeklerinin olduğu ancak küçük yaşta hayatını kaybettiği, doğumun da ölümün de gizli tutulduğu ileri sürülüyordu.


O dönem, Habertürk Gazetesi’nin Antalya Temsilcisi olarak görev yapıyordum. Bu iddia bana çok çarpıcı gelmiş ve gazetecilik refleksiyle hemen araştırmaya koyuldum. Saatler içinde ulaştığım bilgiler, iddianın gerçek olduğunu kanıtlamıştı. Süleyman Demirel, Isparta’nın Atabey ilçesine bağlı İslamköy Beldesi nüfusuna kayıtlıydı ve nüfustaki adı Süleyman Sami Demirel’di.


1948’de Nazmiye Hanım ile evlenmiş ve 13 Aralık 1953’te Zengül adını verdikleri bir kızları dünyaya gelmişti. Zen Farsça’da ‘kadın’ anlamına geliyordu. Bebek, 22 Aralık 1955’te henüz 2

yaşında iken ölmüştü. Ölüm nedenini ve mezarının nerede olduğunu öğrenememiştim ancak bu bilgiler, çocuğu olmadığı bilinen Demirel çiftinin 60 yıllık acı sırrını ortaya çıkarmıştı. Yaptığım haber ertesi gün gazetede çıkınca, Güniz Sokak’ın sıkı ziyaretçilerinden olan ve Demirel ile her an görüşebilen bir isim arayıp, “Aileyi çok üzen, gereksiz bir haberdi. Keşke yapmasaydınız” diyerek sitem etti.

***

Demirel’i en son 2013’ün Mayıs ayında merhum eşi Nazmiye Demirel’in cenazesinde İslamköy’de gördüm. 65 yıllık hayat arkadaşına son görevini yapıyordu. Ayakta durmakta güçlük çekmesine rağmen kendisini zorluyordu. Nazmiye Hanım’ın defnedildiği mezarından başından kalabalık ayrıldığında, bir tek o kalmıştı oturtulduğu sandalyenin üstünde…


Çook uzaklara dalmış, üzüntüsü yüzünden okunan bir Süleyman Demirel… Yorgun bir çınarı andırıyordu.

***

Ve sonunda veda etti. Türk siyasi tarihinin fırtınalı yıllarında, muhtıralar, darbeler ve yasaklara rağmen 30 yıl siyaset, 7 yıl da Cumhurbaşkanlığı yapan, kimileri eleştirse de Türkiye’nin demokrasisine ve kalkınmasına büyük katkılar sunan bir şahsiyetti. İslamköy’de Çoban Sülü iken, Çankaya’ya Baba olarak çıkan ve iz bırakan bir devlet adamıydı. Tek kelimeyle bir tarih göçtü.

Elbette her fani gibi yanlışları ve günahları da vardır ancak inanıyorum ki, insanlar Demirel’i sadece nüktedan sözleri, esprileri ve meşhur fötr şapkasıyla değil, hizmetleriyle de

hatırlayıp, hayırla yâd edecektir.
Ruhu şad olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Karadenizinsesi.com