Günler, haftalar mevsim olup, yıl olup akıp gidiyor yaşamımızdan. Önemli olan; yaşanan gün , hafta, mevsim ve yılları değerlendirebilmekte… Yaşadığının ayırdına varıp mutlulukları paylaşmak, ortak değer günleri yaratabilmekte…


Başarabiliyor muyuz bunu? “Ortak değer” yaratmada yaşadığımız anlamsız çekişmelerin gündeme getirdiği sıkıntılardan nefes alamıyoruz ki, düşünüp/taşınıp bir araya gelelim/toplanalım.


Cumhuriyet’le başlayan süreçte “ortak değer/gün” yaratma konusunda gösterilen çabanın devamı da son dönemlerde “unutkanlık hastalığı” mı desem, yoksa “kasıtlı olarak” mı desem hep “es geçilme” modasının rüzgarı önüne atıldı.


Ulusal bayramların geleneksel kutlamalarının havası yok artık. Havasının bir kısmı alınmış balona dönüştürüldü. Oysa benim kuşağım böylesi günleri ne büyük heyecanlarla kutluyor, büyük-küçük, kentli-köylü herkes bir büyük heyecanla bayram mutluluğu yaşıyorduk.


Birbiri ile tanışır, halleşirdi herkes, bayramın oluşturduğu mutluluk iklimi tüm yurda yayılırdı. Peki, şimdi ne oldu da böyle bir heyecan yok alanlarda/meydanlarda, salonlarda? Bunun üzerinde düşünmek durumundayız.


Gitmemiş-görmemiş olsanız da, mutlaka tv ve gazete haberlerinden görmüş, duymuş, okumuş olmuşsunuzdur. Doğuda, Batıda, Kuzeyde, Güneyde ne kadar ülke varsa önemsedikleri günlere ilişkin olarak geniiiş alanlar/meydanlar kurmuşlar, düzenlemişler. Bayramlarını, geleneklerinden gelen günlerini bu alanlarda birlikte kutlayıp bütün bir görüş etrafında yarınlara mutluluklar içinde koşuyorlar.


Batıda Fransa’da, Almanya’da, Belçika’da daha nice ülke kentlerinde böylesi etkinlikler için düzenlenmiş/yapılmış alanlar var.


Azerbaycan’da Başkent Bakü’nun en güzel semtinde “Azatlık/Hürriyet Meydanı” düzenlemişler, mutlu günlerini burada yaşıyor, acılarını yine bu alanda paylaşıyorlar. Çünkü hürriyetin/azatlığın ne olduğunu iyi biliyorlar. İçim sızlıyarak soruyorum: Peki bizde?.. Osmanlı Dönemi’nde İkinci Meşrutiyetin ilanı 23 Temmuz 1909 günü “İyd-i Milli” (Milli Bayram) günü Hürriyet Bayramı olarak duyuruldu, kararlaştırıldı. Tabii ki Cumhuriyet’le bu günün yerini “29 Ekim” tarihi aldı.


Dün “14 Mayıs günü”nü yaşadık… Tabii ki hiçbir şey duymadan. Oysa, bu gün için “demokrasi şehidi” olmuş üç değeri var bu toprakların, ülkenin, toplumun: Menderes, Polatkan, Zorlu…


14 Mayıs 1950 tarihinde bu ülkede yurttaşlar hür iradeleriyle oy kullanıp “demokratik yaşam”a merhaba dediler. O güne tanıklık yapmış bir kişi olarak 14 Mayıs gününü niçin “Demokrasi Bayramı” olarak yaşamıyoruz, doğrusu şaşıyorum.


Ama sizlere acı bir gerçeği ifade etmeme izin veriniz lütfen… Güzel ülkemde kimileri kentlerin nice alanları dururken “demokrasi” adının, çıkmaz sokaklara verildiğini gören/yaşayan bir kişiyim aranızda.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.