Milletin kalbi önceki gün İstanbul Yenikapı’da attı. Bir büyük birliktelikten doğan ulusal heyecanın bütünlüğüydü o güzellik.

Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, CHP Genel Başkanı, MHP Genel Başkanı, partili-partisiz yurttaşlar. HDP’li yurttaşlar da vardı elbette. Ama bu partinin “eşli, içli-dışlı” Başkanları yoktu. Her neyse... Kafamdaki soruyu soracağım; “- Böylesine görkemli birlikler tüm yurtta yapılan mitinglerde yaşanırken, eksik yanımız ne?” Hiç düşündünüz mü? Yenikapı’daki toplantıda tek istek vardı: Bu ulusal birlik sürdürülsün. Sürdürülsün de... Nasıl?

O zaman Başbakan Yıldırım Hükümetinin aldığı tüm kararların muhalefet tarafından da onanması gerekir. Olağanüstü durumun getirdiği “kanun hükmünde kararname dönemi” deyip beklentiye girmek biraz değil, epey hayalcilik olmaz mı? Batı dünyası şu aşamada Türkiye’de beklediği karışıklığı bulamamanın şaşkınlığını yaşıyor. Yeni arayışları sergileyeceği aşikar...

O zaman Türkiye’de iç siyasetin “devlet gelenekleri” bağdaşır bir anlayış rayına çekilmeli bizce. Atatürk Cumhuriyeti’nin ilkeleriyle bugünlere gelen bir rejimi; bugün bilim, kültür/sanat alanlarında tedaviye alıp soluklandırmalıyız.

Bugün, çektiğimiz/yaşadığımız sıkıntının kaynağında bu eksikliğin, bu ihmalin, bu unutkanlığın yattığını bilmiyorsak vay halimize.

Demokrasi için ilk hedefimiz; eğitim, bilim kültür/sanat değilse ne diye çağdaş uluslarla yarış yapıyoruz. Bu kadar ucuz mu çağdaş olmak yoksa?

Sıkıldığım zamanlar dışarı çıkıp soluklanıyorum. Parkta kahvemi içip sohbet edip günün gidişatı üzerine konuşuyoruz bir-iki arkadaşla. Ama, inanınız, soluklanmak ne mümkün... Soru üzerine soru... Berber, manav, gazete bayii, fırıncı merak ediyor “- Abi, sen üç ihtilali (27 Mayıs, 12 Eylül, 15 Temmuz) yaşadınız. 15 Eylül için ne diyorsunuz? Ne diyeceğim... Tabii ki, çok farklı bir olay...
 

Askerin yaptığı 27 Mayıs’ı ve 12 Eylül’ü yaşayarak bu günlere geldik. İyisi ve kötüsüyle bizim tarihimiz oldu. Yaşadık askeri darbe olarak istemesek de...
 

Ama 15 Temmuz’un bir kanatında darbeci şaşkınlar, FETÖ’’cular, diğer yanda sağduyulu silahlı kuvvetlerim, onlara güç veren asıl milletim.

15 Temmuz’un tahriksel süreç içinde “askeri ihtilal dönemleri” nin sonu olduğunu kabul edebiliriz. Bundan böyle artık askerin kışladan ihtilal için çıkışını kabulü, Türk milletinin iradesine, onun kabul edişine bağlı olduğunu bilmemiz gerekiyor.

Kısacası, bugüne değin ABD’nin inisiyatifi ile gerçekleşen darbeler süreci milletin sağduyusu ve demokrasi tutkusuyla son buldu”

Böylesi girişimlere heveslenen -olsun istemeyiz- olursa önce bu gerçeği bilmeleri gerekiyor artık...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.